forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

PRENS'İN DÜĞÜNÜNDEN MONARŞİ TARTIŞMALARINA...

Aktif .

mustafa_koker_300MUSTAFA KÖKER- LONDRA     

Bir ömür boyu sürecek birlikteliği, dostlara, yakınlara duyurma amaçlı bir tören şu düğün dediğimiz. İki genç insanın, en ciddi kararlarından biri olan “evliliği” sevdikleriyle birlikte, şenlik içinde kutlamaları her toplumda rastlanan ortak bir ritüel.

Geleneklerin farklılaştırdığı düğünler var tabii ki. Varlıklı ailelerin çocuklarının mürüvvetlerini taçlandıkları düğünleri kırk gün kırk gece sürdürdükleri bilinmedik değildir.

Düğünün statü belirleyen ya da statüyü hatırlatan kimi yanları da var, yine kimi toplumlarda. Başta İngiltere olmak üzere, eminiz, dünyanın hemen her yerinde bambaşka bir düğün heyecanı var şu günlerde.

Malum, İngiltere tahtının gelecekteki muhtemel sahibi Prens William, nişanlısı Kate Middleton'la evleniyor.

Evlenen bir Prens olunca, düğün de dillere destan olması normal elbette.

Prens William ile dünya evine girecek olan 28 yaşındaki Catherine Elizabeth –bilinen adıyla Kate Middleton- Kraliyet ailesine girerek “soylular” arasında yerini almaya hazırlanırken, halk monarşi geleneklerini düğün vesilesiyle bir kez daha hatırlamış oldu.

Kraliyet düğünlerinden söz açılınca hep akıllara Prenses Diana ile Prens Charles düğünü geliyor bilindiği gibi.

Ekonomik krizin, özellikle dar gelirli kesimlere hayatı zehir ettiği bir dönemde yapıldığı için kimi eleştiriler dile getirilse de, İngiltere'nin hem tanıtımında, hem de dünya turizm liginde öne çıkmasına neden oldu Kraliyet düğünü. Medya sayesinde tüm dünyanın şuur altına çoktan kazındı üstelik. Sadece sergileyeceği şaşaa değil, İngiliz Kraliyet gelenekleri de konuşulur oldu.

Kraliyet düğünüyle birlikte, farklı bir “Monarşi” tartışmasına da tanık oluyoruz, farkında mısınız bilmem... “Monarşi’nin gerekli olup olmadığının” ötesine geçen bu tartışmalara farklı pencereden bakanlar var. Libya ve Afganistan'da yaşananların, İngiltere'nin askeri gücünün sınırlarını gösterdiğini, ancak buna karşılık kraliyet düğününe olan ilginin, ülkenin “yumuşak gücünü” öne çıkardığını savunan tarihçi Tristram Hunt, bu farklı bakış sahiplerinden biri mesela. Hunt’un düğünden bir gün önce, Financial Times gazetesinde kaleme aldığı, “Başka ülkelerin petrol ve mücevherleri var, bizim ise geçmişimiz. Bundan kaçmak yerine faydalanmalıyız. Eski başbakan Tony Blair'in sözlerinin aksine, İngiltere genç bir ülke değil. Yaşlı bir ülkeyiz ve kraliyet düğünü, ülkemizi diğer ülkelerden daha avantajlı kılan tarihi bir ritmi öne çıkarıyor” sözleriyle düğünü bir geleneğin görkemli şekilde duyurulmasının ötesinde değerlendiriyor.

Avrupa cumhuriyetlerini etkisi altına alan -zaman zaman kanlı da olabilen- Milliyetçilik'lerin aksine, İngiliz monarşisinin, çokkültürlü, açık, esnek ve çekici bir millet fikrini mümkün kıldığını savunan Hunt, daha da ileri giderek, “Uluslararasıcılığı, sivil toplumdaki yeri ve nazik liberalliği dolayısıyla, sol dahi modern monarşiyi desteklemeli” diyor.

Düğün ile birlikte gündeme gelen bu farklı Monarşi tartışmasına, Guardian gazetesi yazarı Timothy Garton Ash ise, “bir demokraside Kral William ve Kraliçe Kate olmalı mı?" sorusunu soruyor ve “Daha kötüsü olabilir” diyerek katılıyor.

Monarşinin İngiltere demokrasisinin işleyişine olan olumsuz etkisinin marjinal ve otuz yıl öncesine nazaran daha az olduğunu savunan yazar Ash, “Eğer seçilmemiş bir bireyin gücünden bahsediyorsak, Rupert Murdoch İngiltere demokrasisi için çok daha büyük bir tehdit oluşturuyor” sözleriyle bir başka boyut katıyor tartışmaya.

İngiliz monarşisinin baskıcı bir sınıf ve imtiyaz piramidini imal ettiği eleştirilerine ise Ash'in cevabı “Bugünün İngiltere'sinde seçilmemiş bankacılar aristokratlardan daha güçlü, futbol yıldızları ise kraliyet ailesi üyeleri kadar ünlü” oluyor.

“Modern Monarşi” etrafında şekillenen tartışmaya, yine aynı gün Independent gazetesi de, başyazılarından birini ayırarak katıldı. Prens William ve Kate Middleton'un düğününün modern monarşinin yolunu açtığına dikkat çeken Independent, Prens Charles ve Diana'nın düğününden farkını ise “Prens William ve gelini karşılayan ülke, daha çoğul, daha hoşgörülü, geleneklere daha az bağlı ve belki de kendine daha az güvenen bir ülke. Kate Middleton'u içine alan monarşi de bazı açılardan daha farklı. Son otuz yılın iz bırakan travmaları arasında ayrılık, boşanma, skandal ve Prenses Diana'nın zamansız ölümü var” ifadelerine de yer verdi.

Başyazı, Kate ve William'ın evliliğinin monarşinin yeni bir nesille devam etmesinin yanı sıra, daha basit, daha az gizli ve genel olarak daha modern bir monarşinin yolunu açabileceği temennisiyle sona eriyor.

Görüldüğü üzere Kraliyet düğünü Prens William ve Catherine Elizabeth Middleton’un hayatlarını birlikte sürdürme kararlarını görkemli törenlerle duyurmalarından ibaret değil. Sarayın yeni Prensesi Kate Middleton’un 350 yıllık nikah yemininde geçen “her koşulda kocama itaat edeceğim” ifadeleri yerine, -Prenses Diana’nın da yaptığı gibi- “aşk, eşinin rahatı, onuru ve aile kurumunun muhafazası” gibi tanımların geçtiği bir evlilik yemini etmesi, “Modern Monarşi” kavramı ve tartışmasını da beraberinde getirdi.

“Sol kesimin bile ‘Modern Monarşi’yi desteklemesi gerektiği” tartışmasına kadar uzanan farklı bir siyasi zemin oluşturdu düğün tartışmaları.

Düğünün heybeti ise popüler kültürün magazin aksesuarı olarak kalıverdi.

Prens William ve Kate Middleton, Kasım ayında nişanlanıp, düğün tarihine karar verdiklerinde bu tartışmalara vesile olacaklarını hesap ettiler mi, merak ediyorum...

Belli olan şu; düğün tarihinin açıklanmasını takibeden günler gösterdi ki Prens William, “Asrın Düğünü”nüyle Saray’a gelin getirmenin ötesinde farklı ve tartışmaların günyüzüne çıkmasına yol açmış meğer.

Kolay değil.

Her adımı ülkesini bağlayan bir soylu o.

kokermustafa@gmail.com

DKM ARŞİVİ

Loading