forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

DEMOKRASİ KİBARCIĞI MADRABAZLAR...

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

necef_ugurlu_300NECEF UĞURLU / KAYDA GEÇSİN

Özellikle Ak Parti, adaylarının yüksek okul, lisanüstü eğitimleriyle böbürlenen partilerin başında. TV kanallarında adaylarına bu yönde methiyeler düzenlere bizzat tanık oldum.

Bu nitelikler bir başkanlık sisteminde ‘undersecratary’ çalışanları için olumlu olabilir, fazla diploma göz çıkarmaz, Başkanların tercihidir. Çalışma arkadaşlarını seçmek, tabii diploma ve lisans üstü çalışmaların hangi okulda yapıldığı, okulun itibarı, çalışmaların dünyadaki kabulü ayrı bir konu.

Malum Türk Akademiası intihalleri bilinen pek meşhur Proflarla dolu….. Bu konuda ayağa kalkmış, bilimsel ahlak için sokaklara düşmüş bir Akademia’da yok ortada.   Kendi içindeki hırsıza ‘Hocam’ diye hitap edebilenlerin, onu bu arakçı haliyle sineye çekenlerin mecliste halkı soyanlar ve dolayısıyla iyiye dönüşümü engelleyen yerleşik sistemle mücadele edeceklerinin hiçbir garantisi yok.

Bir ülkenin parlamentosunda halkı temsil edenlerin eğitim düzeyleriyle halkın eğitim ortalaması arasında ciddi bir uçurum varsa bu seçim propagandasında övünç kaynağı olacak bir davranış da değildir.

Halkından ‘daha eğitimli ‘ adayların çoğunlukta olduğu bir parlamentoda   demokrasinin temsil kabiliyetinden söz etmek hayli çelişkili oluyor.

Partilerin diplomalı adaylarıyla fazla böbürlenmemesi gerekir.

CHP’li adaylardan bir profesör hanımefendi de TV’lerde ikide bir ABD diplomalarıyla övünüyor. Türkiye Halkını ABD diplomasıyla mı temsil edecek?

Özellikle adalet, eğitim, sağlık kurumlarımızda çalışanların lisans üstü eğitimleri olması elbette çok iyi olur. Mesleğinin derinliklerine inmiş, vatandaşa çok daha titiz, çağdaş hizmeti verebilecek kadrolar demokrasimizin kalitesini de yükseltirler, ama meclis halkını temsil etmelidir ki halkın isteklerini yansıtabilsin gücü halktan almanın anlamı bu değil midir?

Parlamentoyu ‘Allame Meclisi ‘ haline getirmenin demokrasiyle bağdaşır ve övünülecek bir yanı yok.

Halka adalet hizmeti veren kaç hakim doktoralı, kaçı lisans üstü eğitim sahibi merak ediyorum. Asıl övünülecek nokta bu olmalıdır. MIT mezunu bir siyasetçi, Ermeni meselesinde Türkler'in şanssızlığının diasporaları olmaması olduğunu TV ekranlarında söylediğinde   katılımcılardan bazıları haklı olarak zıvanadan çıktığında ekran başındaki   biz garibanlarda gülmekten yerlere yatmıştık. Böylesi saçmalamayı ancak okumuş yapabilir dedik. Ne yapayım ben böyle Massachusetts İnstitute Of Technology diplomasını, arkadaş bina okumuş belli, neyse geldi geçti.

Ayrıca   partilerin biz ‘ en okumuş’ u aday yaptık tavrı antidemokratik olduğu kadar sakıncalı bir tavır.

Yasama ve yürütme halkın ihtiyaçlarından koparsa ortaya vigilanteizm çıkar, yani kanuni yetkileri olmadığı halde   adaleti kendilerince yerine getirmek isteyenlerin boy göstermesi. Sen mi beni temsil etmiyorsun, ben kendimi temsil ederim hali.

Bu durum bazen kişisel bir başkaldırı olabileceği gibi sosyal bir isteğin, dileğin umursanmaması sonucu da ortaya çıkabiliyor. Toplum için iyi yanları da var kötü yanları da... Ama ‘vigilante’ler asla terör grupları değiller karıştırmayalım, haksızlığa, kanunsuzluğa baş kaldırıyorlar. Yumurtayı yiyip üstüne üstlük açtığı davayı kaybetmesine rağmen hala çocuğa ders verdiğini söyleyen ve kendi payına düşen dersi almamış siyasetçilerin maalesef anlamak istemediği bir grup ‘vigilante’ler. Öyle her itiraz eden, baş kaldırana terörist muamelesi etmek iş değil.

‘ Vigilante’ ler nasıl ortaya çıkıyor... Örneğin el kadar çocuklara tecavüzler hukuk yoluyla cezalandırılmıyor. Ört bas ediliyorsa , polis çocukları evire çevire dövüyorsa veya bazıları kendilerini kanunların üstünde görüyorsa ve bütün rezillikleri yapıp ceplerini doldurup hatta kendi müesseseleri soyup ellerini kollarını sallayıp geziyorlarsa   işte o zaman iş başı yapıyorlar. Gangsterler, mafyozik ilişkiler, devlet kurumlarında ki rüşvet sonucu çürümeler , söyledikleriyle yaptıkları tutmayan yoz siyasetçiler, özgürlük savaşçıları olarak adlandırılan ‘vigilante’lerin mücadele hedeflerinden bazıları. ‘Vigilante’lerin karşı çıktıklarına kim karşı çıkmaz ki, hatta daha ileri gidelim bütün partilerin seçim vaadleri bunlar. Vaadlerini yerine getirmedikleri zamanda elbette Halk onların karşısına dikilenleri destekleyecek... Zorro, Robin Hood ve Arkadaşları nasıl kahraman oldular. Vigilanteizm’in çıkış noktası haklı öfkelerdir. Libya, Mısır da olanlar nedir, nasıl halk bir anda mobilize oldu ?

Vigilante kelimesinin Türkçe karşılığı huzuru sağlamak için kurulan yasadışı örgüt üyesi anlamındadır , ama ortada huzur adalet isteyen bir örgüt olduğu için onlara terörist denemez.

Bu hareketler önlenemez yükselişe geçtiğinde elbette riskleri de var. Kontrolden çıktığında en korkunç yanı linçler. Dünya da pek çok masum insan linç yoluyla maalesef haklı bir öfkenin kurbanı olmuştur. Provokasyonlar, dış , iç manipülasyonlar ayrı.

Vigilanteistler naylon sivil toplum örgütlerine benzemiyor. Hani yolsuzluklarla mücadele diye yola çıkıp sonra harita çalışmaları yapıp illerin, ilçelerin gerçek adlarını ortaya çıkarıyorum diye M.Ö ki isimlerini koymaya kalkanlar gibi .

Vigilate’ler öfkeli, haklı, çareyi demokratik çözümler, hukuk devleti, adil yönetimde arayan ama bulamayan   ve sabrının sonuna gelmiş insanlar, terörist muamelesi etmekle yok olmazlar, içeri tıkmakla da.

Kanunları daha adil bir yaşam için zorlamak muratları. Yumurta olayında olduğu gibi asla küçümsenmemeliler , bastırılmamalılar.

Baş kaldırıyı sözlü yapanları içeri tıkmanın sonra bazı naylon sivil toplum örgütlerini sanki halkın isteklerini, dertlerini dile getirebiliyorlarmış gibi pazarlamanın demokrasiye bir faydası yok.

Başa dönelim; Halkın temsil edildiği bir parlamento ise muradımız ‘diploma ‘ işine fazla takıyor partilerimiz. Hele Türkiye gibi eğitimde fırsat eşitliğinin olmadığı, sınav rezaletlerinin diz boyu olduğu bir ülkede.

Kurullar, komisyonlar, bilirkişiler, uzmanlar, medya allameleri , danışmanlardan İllallah dedik. Onlar tartışmayı, demokrasiyi gerilettiler. Mecliste çıkan tartışmaları ‘seviyesiz’ bulma modasını da bu zihniyet çıkarttı, meclis müzakereci olmalı, elbette tartışacaklar. Siyasi Partilerin alternatif fikirler üzerinde çatışmasını da hazmedemiyorlar, ‘Halk Kavga’ istemiyor lafının taponluğuna bakın, elbette benim için kavga edecekler, neymiş alternatifler bilmeliyiz. Sürekli uzlaşsınlar, tartışmasınlar ve biz bilmeyelim,öyle mi?

Utanmasalar iktidar ve muhalefet birleşip tek parti olup idare etsinler memleketi diyecekler. İstedikleri demokrasi bu! Ak Parti ve CHP’yi birleştirip rahat edecekler.

Demokratlığı elden bırakmayan, tv ekranlarında hantır hantır demokrasi dersi verip tartışmalardan rahatsız, tartışmaları ‘yakışıksız’ bulan ama kendileri konulmuş sınırlar içinde tartışır gibi yaparak ekmek paralarını kazanan ‘Demokrasi Kibarcığı'  madrabazları kayda geçiriyoruz.

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ