forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ENGİN ALTAN DÜZYATAN VE SANATIN, SANATÇININ ONUR MESELESİ...

Aktif .

necef_ugurlu_300NECEEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

20011 Mart ayında bir magazin haberiyle ‘sarsılıyoruz’ Engin Altan Düzyatan, Kanal D’de yayınlanan ‘Beyaz Show’da stüdyoda göbeğindeki Latince ‘ Onurum Hayatımdır’ yazan dövmeyi gösteriyor...

 Latince bilmediğimden benim için Engin Altan Düzyatan’ın karnına nakşedilmiş cümlelerin anlamı sadece bir iddia... Dövmeci Latince ‘bunu yazan Tosun okuyana kosun’ da yazmış olabilir. Beyaz Latince biliyor mu, yazıya kefil olabilir mi onu da bilmiyoruz.

Bu genç aktör niye göbeğine Latince ‘Onurum Hayatımdır’ yazdırıyor onurlu bir hayata değer verdiği için mi? Mevcut durumda bundan da pek emin olamıyorum.

Bildiğim, genç bir aktör (özgeçmişi 18 dizide rol aldığını söylüyor, 3 de film çevirmiş) yaptığı işlerden ziyade göbeğine yazdırdığı bu dövmeyle gündeme gelmekte, göbeğini açıp gösteriyor. Aslında görüntüde biraz hüzün de algılamadım değil. 18 dizide rol almış okullu bir aktörün medyada geldiği son nokta bu diyeceğim. Bitmiyor sörf yaparken gene dövme promosyonu ile ortaya çıktı Düzyatan.

Elbette hayat her insan için onurlu olmalıdır. Göbeğine Latince’sini, Kürtce'sini, ‘Türkce’sini yazdırsın yazdırmasın. Onur her dilin erdemi.

Ve elbette her insan başta mesleki onurunu korumak için elinden geleni yapmalıdır. Bu ülke için en azından bunu yapabilmelidir herkes, vatanseverlik bunu icap ettirir.

Oyuncular içinde onur önemli bir meseledir. Düzyatan bu vurguyu göbeğinde Latince yapmış, olabilir. Her yiğidin yoğurt yiyişi aynı olmaz. Mesela eşim Ahmet Uğurlu da meslek onuruna çok önem veren bir oyuncudur. Öyle ki yorumculuğu ile ilgili iltifat olarak ‘döktürüyorsun’ diyenlerden hiç hazzetmez . ‘Döktürme’ lafı onuruna dokunur.

‘Sahne aldım’ sözlerinden de hoşlanmaz. Ona göre bir aktör ‘Sahne almaz’ bir oyunda rol alır, bir piyeste oynamak için sahneye çıkar. Geçenlerde bu yüzden Nurseli’ye TV’lerde bu cümleyi kurduğu için çok kızdı.

Mesleki onurunu daima seçici olmasıyla korumaya çalışmış, oyunculuğunda evrensel ölçekleri hedeflemiş elindeki sınırlı imkan ve gücüyle maddi anlamda olmasa da manevi anlamda başarmış bir adamdır. Eşimin pek çok değerli oyuncu arkadaşlarının da mesleki onur meselesine hassasiyet gösterdiklerinin şahidiyimdir.

Eşimin seçiciliği daima evrenselde yerini alma ama yerelliğini, ait olduğu toplumun tüm değerlerini muhafaza ederken sorunlarından kaçmama, samimiyet bağlamında olmuştur. Kendisine getirilen projelerde yer almak istemediklerini daima ‘Kendimi içinde göremedim’ ifadesiyle reddetmiştir. Bir işin içinde kendisini görüp görememek ilk sıradaki meselesidir. Bu maniayı atlayınca diğer kalemler sonra gelir ve gene mesleğinin onuruna yakışır anlaşmalar yapmak ister.

Oyuncuların davranış biçimleriyle ilgili ahkam kesmek eşimden neredeyse 30 yıldır edindiğim tecrübelerle sınırlı değil. Ben hep oyuncularla çalıştım, kimisi alaylı, kimisi okullu ama hep oyuncular oldu hayatımda. Onlara   başkalarına   kıyıp emanet edemediğim cümleler yazdım. Aralarında   gerçekten büyük olanlara , bazen hayal payı bırakmayan oyunlar yazdığım için kızdırdıklarım, zorladıklarım oldu; ama hep dost olduk içinde çok özel sevdalar olan dostluklar diyelim. Gördüm ki oyuncu - yazar ilişkisi oyuncu yönetmen ilişkisinden farklı. Çoğunluk yönetmenler oyuncunun yorumlarının gölgesinde kalmaktan hoşlanmazlar, ama ellerinde kanlı bir bıçak vardır kesip biçebilirler. Yönetmenin egosuna yenik düşmüş çok daha iyi olabilecek ne filimler var izlediklerim arasında. Yazarın metni yönetmene hayal payı bırakmıyorsa o da ayrı bir trajedi tabii.  Hem yazıp hem yönetenleri bu anlamda anlıyorum.

Maksadım;

Engin Düzyatan’ı asla kırmak değil, ama bu kadar iddialı lafları karnına, Latince kayda geçiriyorsa, bu konuya önem veriyorsa, ki vermesi önemli bir davranıştır o zaman durup biraz düşünmesine önayak olmak, karnına yazdıklarını uygulama noktasında aldığı sorumlulukların ne kadar ağır olduğunu hatırlatmak.

Sevgili Düzyatan,

Sen ihtilal arsızı ve dizi aptalı olmuş bir toplumun, askeri vesayeti hala dilinde devam eden medyasından bu ahval ve şeraitte kendini nasıl koruyacaksın aslında bilemiyorum.

Oynadığın onca rol sonrası sana karnını açtıran medya sakın seni şaşırtmasın, üzülürüm.

‘Askeri Vesayet’ bitti diye sevinç naraları atan aynı medya hala unutma ki vesayetin dilini kullanıyor; ‘Başbakan Kurmaylarını topladı’ ‘Konsey toplandı’ ‘Falanca şarkıcı Avrupa’ya çıkartma yaptı’ sözleri içlerine sinmiş militarist bir ruh halinin bazı cümleleri. Hangi vesayet dersen belki askerle hiç ilgisi olmayan de kendi vesayetleri.

Bir türlü sivilleşemiyor ve toplumu sivilleştirmenin önünde ciddi bir engel bu dil.

Sivil bir kurum olması gereken medyada bu dili kullanan yetkililer veya erk her ne ise,   acaba orduevinde mi büyüyen bir nesil diye insan sorgulamadan geçemiyor.

Kullandıkları sözcükler hala vazgeçemedikleri bir militarist dilde, bu dili terk edemiyorlar.

Öte yandan koskoca bir askeri vesayetin asıl ve sivil uzantısı düzenekten kurtulmak için ‘‘Ejder Abi’ ‘yi ebeledik iş tamam’   mantığıyla temizlik nasıl olacak onu da anlamış değilim.

Hal böyleyken artistler, oyuncular arınma sürecine nasıl katkıda bulunurlar sorusu ortada kalıyor, elbette mesleklerine saygı duyarak ama arkalarında hangi güçle?

Evet doğru, bu ülke artık Teoman Koman’ı, Jitem’i , faili meçhulleri, darbe teşebbüslerini konuşuyor.

Mehtap TV’de Aklı defteri programını izlerken Sayın Prof. E. Karakaş, Sayın Prof. M. Altan, Sayın Dr. Ş.Alpay isim vererek   bütün bunları konuşuyorlar, hatta daha ileri gidip bütün bu ilişkilerin uzantısı banka boşaltmalara, patronlara, bağlantılara da dayanıyorlar; ama bütün bunlarla işbirliği içinde yayın yapanlar ve buralardan nemalanan ‘sanatçılar’a gelemiyorlar, orada zınkkk sesi duyuyoruz.

Cavit Çağlar’ı eleştiriliyor, ama bir zamanlar onun medyasında bu kurmacanın baş aktörü yöneticiler, Çağların sofralarında Türkü çağıran, komiklik yapan hokkabazlar hala at koşturuyor. Hatta itibar takviyesi yapılıyor.

"Patron kukla asıl düzen kurucular bunlar mıydı?" diye insan düşünmeden edemiyor. Akıl defteri sanki iş kendilerinin de içinde olduğu medyaya gelince frene basıyor.

Diyeceğim o ki ; Medya  yıllardır devam eden korkunç bir iç savaşın sonunu getirmemek için direniyor. Bu duruma mukavemet, arınmak için ne yazık ki daha perde arkasında ki hiçbir hikayenin henüz filmi yapılamadı, öyküsü yazılamadı. Bunu kayda geçirelim.

Kimi çocuklar dağlara sürüldü, kimileri şehit oldu ve hala bu oyun devam ediyor.

Öyle ki

13 şehit haberinde ekranlarda ne yapacağını şaşırmış, siyah matem elbiseleriyle dedikodu sunanlar haki renkte t-shirt giyerek askerimize destek verdiğini zanneden ahmak şarkıcılar şehit haberi gelince şarkı söyleyip söylememekte tereddüt eden, ne yapayım diye halka soran megastarlar dünyasında genç bir oyuncu göbeğine ‘onurum hayatımdır’ yazdırarak hangi onurunu nasıl koruyacak?

Son şehitler verildiğinde ne yapacaklarını şaşırdılar. Sanki ilk defa bu ülkenin çocukları gırtlağa getiriliyor, ilk defa ölüyor, ilk defa nice yetenekler heba ediliyor. 30 senedir vur patlasın çal oynasın diyen medya, hala kuşun kanadında gönderdiği üfürük yazılarına mesajlarına devam ediyor hala.

Nerede sürece katkı verecek sağlam, ayağı yere basan sanatı, sanatçıları bu ülkenin?

Mesela Sabahat Akkiraz duy sesimi? Ne diyorsun bu olaylara? Dayak aptalı olmamış bir kadın olarak sana aklı başında bir soru soruyorum. Sen de mi Hakan Şükür gibi ‘Büyüklerim bilir diyeceksin ?

Sanatçılar mecliste veya meclis dışında susmaya mahkumlar.

Ne yazık ki  bu medya ‘ben oyuncu değilim’ deyip oyunculuk yapanlar, ‘Ben şarkıcı değilim’ deyip şarkı söyleyenlerle var oldu, onları var etti.

Bu süreçte şimdi en güçlü olması gereken kolumuz sanat, sanatçılar kırık, güçsüz.

Maksadım genç bir oyuncuyu üzmek değil, çare sunmak ise elimden gelmiyor. Lakin dikkat et diyorum bütün samimi, annelik hislerimle, bunlar iki gün sonra kıçına kaş göz de çizdirirler adamın, sakın açıp gösterme. Unutma sen açarsın parayı Beyaz götürür.

Engin’in dövmesini kayda geçiriyoruz, diğerleri zaten kayda geçmiş durumda arşivlerin açılmasını sabırla bekliyoruz.

Sevgiyle

necefugurlu@gmail.com 

14 Şehit Anıtı
14 Şehit Anıtı, Milli Mücadele döneminde Antep'i işgal eden Fransız askerleri tarafından, Dokurcum Değirmeni'nde şehit edilen küçük yaşlardaki 14 çocuğun anısına yaptırılmıştır.

 
 


DKM ARŞİVİ