forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

SAYIN FATMA ŞAHİN'İN POTİNİKLERLE İŞİ VAR!

Aktif .

necef_ugurluNECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Popüler Kültür’e karşı olmanın mantığı yoktur. Esasen klasik de popülerden çıkar. Televizyonlarda popüler kültür olması doğaldır.

Ancak uzun zamandır ratinglerdeki düşme açıkça gösteriyor ki (yaz mevsimi ile sınırlı değil ) televizyonlardaki yayınlar halkın istediği popüler kültürden uzaklaşmış ki medyanın dayatmacı mekanizmasıyla izleyici arasında ciddi bir ayrılık var.

İzleyici izlemiyerek bu mekanizmaya karşı koyuyor... Daha ne yapsın. Sonuçta medya siyasi bir parti değil ki halk sandıkta gömsün.

Burada ilginç olan, medyada dayatmacı paradigma iflas etmiş durumda; ama hala yoluna inatla devam ediyor. Örnek verecek olursak... Tutmayan bir dizi, seksen defa gün, saat değiştiriyor olmuyor. Bu sefer kanal değiştiriyor olmuyor. Karşısında ne varsa kaldırılıyor gene olmuyor ve işin tuhaf yanı başrol oyuncusu büyük bir yüzsüzlükle "çok başarılıyız" diyebiliyor. Ne dayatma değil mi?

"Türkiye'nin dizi gündemi" diye bir olgu var. Tutsun tutmasın, oyuncular başarılı veya değil, durmak yok yola devam ediyorlar. İçerikleri ise içler acısı, konular Türkiye’nin gerçek gündeminden uzak. Marifetleri bu!

Bu korkunç gidişe uymayanı çizen bir medya düzeni var. Savcı Ferhat Sarıkaya’yı hatırlayın... Adamı görevden almak bir tarafa avukatlık yapması bile yasaklanmıştı. Medya Ferhat Sarıkaya misali çizilmiş gerçek iletişimci, yayıncı, yazar, sanatkarlarla dolu.

Savcı görevine iade hakkını aldı ve Türkiye nereden nereye geldi; ama ne yazık ki medya dayatmacı paradigması iflas etmiş olmasına rağmen biri tecavüz, biri poligami, diğeri ailede herkesin birbirini vurduğu üç dizinin saçağı altında inatla hala ayakta kalmış üç bacaklı masa gibi sallanıp duruyor.

Bu diziler de olmasa yani ‘Dayak’, ‘ Tecavüz’, ‘ İhanet’, çöktüler yahu!

Medyanın bu halinin nedenleri ekonomik, sosyolojik, politik, bazen de çok kişisel nedenlere dayanan kısmen polisiye bir konudur.

Medyanın hali artık devletin, iktidarın muhalefetin, hatta varsa derin devletin ortak sosyal bir meselesi. Çözmek görevleri...

***

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin, kadına uygulanan şiddet konusunda haklı olarak acil önlemleri alıyor. Hükümetin tedbir gayretleri elbette çok olumlu ama bu meseleye topyekün önlemi bu zihniyetteki medya ile nasıl alacak merak ediyorum doğrusu.

Sonuçta maalesef sokaklardan kadın cesetlerinin toplandığı, yılda 7 bin çocuğun tacize uğradığı bir ortamdayız.

Memleketin kadın nüfusunun hatırı sayılır bir bölümü dayak aptalı oldu. Kalanları da moda ve takı tasarımcısı.   Buna etkin konumdaki vurdumduymazları da ilave edersek anlaşılıyor ki kadına şiddet, kadınların tek başlarına çözemeyecekleri büyük bir epidemi haline geldi. Bir zamanlar kadına el kalkmayan şu canım memlekette.

Umarım yakın bir vakitte ‘dayak yemiş kadınlar yararına balo, kermes’ gibi hayır hasenat tacizi ile karşı karşıya kalmayız. Bunu da yaparlar medyatik vurdumduymazlar.

Biz medya yüzünden nasıl bir toplum olduk, medya’da muteber sayılan karakterlere şöyle bir bakalım...

Şarkıcı değilim der şarkı söyler...

Türkücüdür yönetmenlik yapar...

‘Hukukçu değilim ama..’ der fakat görülmekte olan bir dava için söylemediği kalmaz.

‘Gazeteciyim…’ diye başlar savcılardan daha fazlasını iddia eder...

Falcı değildir ama kime ne zaman operasyon yapılacağını söyler ve daha fenası söyledikleri doğru çıkar.

‘ Komediden anlamam…’ diye espri yapar, sözlerine kahkaha döşer kendi söyler kendi güler. Aslında arkeologdur lakin herkes onu eleştirmen bilsin ister. Aslında bir haltı eleştirecek yüreği de yoktur, program yapar.

Milletvekilidir dizide oynar.

Tıp doktorudur TSM korosu yönetir.

Tıp doktorudur şarkıcılık yapar, ne ara hasta bakar bilinmez ama doktorluğu asla elden bırakmaz ….

Televizyon sunucusudur Dış İşleri Bakanı olmayı planlar

Bu minvalde saymakla bitiremeyiz örnekleri...

Ben kendi işini yapmaktan hoşlanmayan bu kadar kalabalık başka bir insan topluluğu Türk Medya’sından başka yerde görmedim, duymadım.

Ve bu kişilerin hepsi medya da takdir görür, kendi işini yapanlar ise asla takdir görmezler. Medya’da iltifata tabii marifet kendi işini yapmamak esasına göredir.

Burası potinikler ülkesidir, kendi işini yapmamak, bilmedikleri işlerde pot kırmak esas işleridir.

Medyamız bilmediği işleri yaptırdıkları insanlara para kazandırır, destek verir haldedir. Medya marazı kişilerle de sınırlı değildir.

***

Siyasi Partiler üzerinde de oynarlar. En son Kapitalistlerin desteğiyle sosyal demokrat, aynı zamanda sosyalist, devletçi ama liberal hem ondan, hem bundan ortaya karışık bir parti yapmaya kalktılar, parti kendi hariç her şey oldu seçimlerde yere oturdu.

Dünyanın neresinde Türkiye’den başka ‘ne olacak bu muhalefetin hali ‘ derdine düşmüş iktidar görülmüş, bizde o da oldu, medya sayesinde. Şu CHP’nin haline AK Parti kadar CHP’liler üzülmedi be...

Kadına, çocuğa uygulanan şiddete karşı durma,  bu diziler, bu televizyon şahsiyetleri, bu televizyon zihniyetiyle mi olacak.

Acı gerçek şu ki; anasının, kız kardeşinin dayak yemesini normal karşılayan, bunun aile içinde kol kırılır yen içinde kalması gereken doğal bir hadise olarak gören bir zihniyetle mücadele edebilecek bir medya yönetimi yok ortada. Tecavüzü bile evcilleştirdiler yahu, dizisini yaptılar.

Kadına uygulanan şiddeti alaya alan, güldürü malzemesi yapan, meseleyi sulandıran, şaka haline sokan eğlence dünyasına karşı çıkıldı mı? Ekranlarda senelerce  ‘Kakılmış’ ‘ İtilmiş’i dövdükçe gülündü.

Birlikte olduğu kadınları dövenler siyaset dünyasına atılmaya kalktılar. Dayak yiyen kadınlar dayak yedikleri adama tapınır halde karşısına sebilane   bardağı gibi dizildiler. Adam dövdüğü küçüğe dövdüğü büyüğün elini öptürüp saygı dersleri verdi.   Medya bunlara   ‘siz ne gurursuz kadınlarsınız’ demek yerine ‘olgun davranışları’ nı takdir etti.

Medya dayak olaylarına hep ‘kişisel mesele ‘ daha beteri ‘ kişisel tercih’ olarak baktı.

Oysa, kadına, çocuğa uygulanan şiddet ceza gerektiren bir suçtur. Aile içi veya kişisel bir mesele asla değildir.

Suç da cezasız kalamaz, kalırsa o zaman hukuk devleti olmaz.

Aile ve sosyal politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin’in işi kolay değildir. Medyanın da beslediği bir zihniyetle mücadele kolay olur mu hiç...

Mücadele alanı bir değil, bin...

Sayın Bakan’a maiyetinde medyanın şifrelerini çok iyi bilen bir şifre çözücüyü mutlaka bulundurmasını bütün iyi niyetimle öneririm.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ