forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

DEVLETİN DULLARLA BAŞBAKANIMIZIN YANDAŞLARLA SORUNU!

Aktif .

 necef ugurlu_300NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Uzunca bir süredir yazıyorum. Artık  dünyada bütün önemli mesajlar kadın üzerinden veriliyor. Dünya kadınların eşitlik hakları üzerine ittifak etmiş gözüküyor. 

Samimiyetlerini ölçemem, bir fırtına öncesini sezmiş de olabilirler. Kadınların fırtınası esmek üzere ki mesajlar hep ‘kadın’ üzerinden.  Öyle ki önemli adamların tasfiyeleri  bile kadın mağduriyeti  bahane edilerek, kadın üzerinden  yapılmaya başlandı . 

 İstenmeyen  büyük adamlar  genelde bir kadınla davalık  oluyor ve kaybediyorlar, iddialar üzerinde kuşkular olsa bile kazanan taraf daima kadın oluyor.  Kadının bir otelde temizlik görevlisi veya okumuş takımından  olması fark etmiyor. Yeni dünya düzeninde  daima ‘ Kadın’ kazanıyor. Yıkılmaz sanılan imajlar kadın üzerinden, kadın  karşısında yıkılıyor.

 Kadınlar dünyada putları yıkıyorlar.

 Bu bakımdan  dünya ile eşzamanlı  olması nedeniyle  Sayın Başbakan’ın  ‘Eşi Vefat Etmiş Kadınlar için Sosyal Yardım Programı’  toplantısı’nda  yapmış olduğu konuşmayı önemsiyorum. Başbakanlık Basın sitesine bu  konuşma henüz geçilmemiş olduğu için link veremiyorum, dinlemeyenlerin okumasını arzu ederdim.

Sayın Başbakan  iki kadın örneği üzerinde durdu. Biri teröre göz yuman, öbürü çarşıda çocuklarını korumak için üzerinde bomba düzeneği olan teröristin üzerine atlayarak hayatını kaybeden  Hatice Kardeşimiz.  Örnekler  AKP siyaseti, gündemine uygun örneklerdi.  Bu konuşmaya ‘yetmez ama bir başlangıçtır, evet’ diyelim.

Asıl  kayda geçirmek istediğim konuşmanın kadın özgürlüklerine ilişkin bölümü.

 Kadın özgürlüklerini daha iyi anne olmak, daha iyi nesiller yetiştirmekle  sınırlı tutan bir konuşmaydı.   Toplantıda katılımcı kadınlar Sayın Başbakan’ın konuşmasını onaylarcasına kafa sallayıp durdular. 

Annelik, Babalık kadın ve  erkeğin ortak sorumlulukları, ancak demokrasimizde  erkekleri yeni nesillere iyi ‘Baba’ olmakla sınırlamıyoruz.  Kadını da sınırlamamalıyız.

Çocuk yapan bir kadın, bir erkek elbette iyi anne, baba olmak sorumluluğunda, ama bir başka ortak sorumluluk birbirini insan olarak  eşiti görmek  olmalı.  Cumhuriyetimizi bölgemizde  farklı kılan en önemli özellik bu.

Artık bu ülkede  kadın erkeğin eşitidir sözlerini  talep etmeliyiz  Sayın Başbakan’dan.

O güzel konuşmanın eksiğidir  kadın erkek eşitliği. 

 Eşi vefat eden kadınlar için sosyal dayanışma  esasen bir demokrasi  eksiğinin saptanması ve giderilmesi çabaları .  Yapmayalım demiyorum, bu eksiğin  açıkça kabulü bile bir aşamadır. 

Ama kadını eşi ölürse devletin el uzatacağı bir aciz görmenin demokrasiye bir faydası yok.  Veya ‘ ‘Kadının kocası rahmetli bizdendi, işini batırdı karısına iş verelim borçları öder ‘  teorisi de  pek gerçekçi olmuyor, uygulamalar bunu  açıkça gösteriyor  ! 

Eşi vefat eden bir kadının hali ne olacak diyorsak, kadın dul kaldığında kendi kendine  ayakta duramıyorsa   asıl buna çare aramalıyız.

Ölen bir adamın arkasında bıraktığı eşi ve çocuklarının sosyal bir devletin sağlaması gereken güvencelerinde eksiklik varsa  bu da sosyal devlet olma gereğinin büyük bir eksiği demektir .

 Ama ‘Ne olacak bu dulların hali ‘ zihniyetiyle hareket edemeyiz.  Yakışmaz Cumhuriyetimize .

Mevcut durum     ‘Bizim Dullara Sahip’ çıkalım halidir , komik , çağdışı eski bir hastalıktır.  Sayın Demirel de hatırladığım kadarıyla   Nazlı Ilıcak’a eşi Kemal Ilıcak Hakkın rahmetine kavuştuğunda sahip çıkmıştı.  Kadının  sorunu illa dul olunca mı çözülür  yahu, kaldı ki yeniden evlendiğinde kadının sorunu çözülecek mi ?  Sayın Nazlı Ilıcak özelinde  çözülmedi,  yeni  evliliği de sorunlu oldu boşandı. Mamafii   Nazlı Hanım her devir  yerini, işini  daima muhafaza etti  demek ki kadınlar bu ülkede dul kalırlarsa rahat edecekler  gibi bir sonuç çıkıyor  ortaya.

Kadınlarımızın durumunun ciddi bir zihniyet değişimiyle iyileşebileceği gerçeğini kabul etmemiz gerekir.  Kadın ve demokrasi Ak Partinin artık ateşten gömleğidir.  Hoş hangi parti iktidarsa bu ateşten gömleği sırtında taşıyacaktır.

 Önemli kadın listesinde ; ‘ İkinci’ , ‘Başbakan’  , ‘Tayyareci’ , ‘Meslek kuruluşu başkanı’ , ‘Milletvekili’ olan     ‘Maskot Kadınlar ‘  artık  işi kurtarmıyor. Kurtarsa Demokrasi Dükkanı  buyurun sizin hanımlar diyeceğim. 

Yandaş medyanın güzide kadın gazetecileri, Başbakan’a kafa tutun demiyorum ama kafa sallamaktan vaz geçin.  Sayın Başbakan yurttaşlarının taleplerini önemseyen bir siyasetçi,  eşitlik talep edin bunu görmezden gelemez.  Bu talep  ciddi bir taleptir, bütün partiler  sıkıştırılmalıdır.

 Ama maalesef ses seda çıkmıyor ! İş kadın özgürlükleri meselesine gelince yandaş kadın gazeteciler  Atatürk’le didişmeyi, çöldeki kumlardan aşk öyküleri yazmayı tercih edip duruyorlar.

Ekranlarda siyasi tartışmaları yöneten kadınlar ise  saç biçimlerine verdikleri önemi bu konuya vermiyorlar, haklılarda  görüntüleri önem taşıyor,  imajları fikirlerinin tasviri olmadığı için  işi saçla götürüyorlar.  Zaten fikirleri olsa bu seferde   fikri ifade   edecek dilleri yok,  ‘akıbet’ yerine  ‘ a-kiiibet’ , ‘alfabe’ yerine  al-faaabe’ diyenleri mezun oldukları iletişim fakültelerinin  mezunlar derneğine ve  arada ‘Hocam’ diye  ekranlara çıkarttıkları Profesörlerine  havale ediyorum.

İktidar döneminde şekillenen  medyanın  mensubu  ve AK Parti’nin  ‘laik’ yüzü  kadrosundan kimi kadın gazetecilerinde  ikide bir  ‘tamam ben yandaşım’  diye başlayan cümleler kurup yandaşlıklarını pekiştirip kamuya ilanları   pek rahat gelen yerlerini    korumak kaygısı taşıyor  sanki.  ‘ Yandaş olarak adım  çıktı kovulursam  başka yerde iş bulamam , nankörlük etmeyin , size biat etmekle  zaten mağdurum,  artık ömür boyu bana bakmalısınız’  mesajı veriyorlar gibi  .  Komik bir durum , dünyanın neresinde  iktidara yandaş olmakla mağdur olunmuş ,  olsa olsa kötü gazeteci olunur  .  Bu kategori gazetecilerin  ‘Ak Parti ya beni tasfiye ederse , ortada kalırsam’   korkusu normal bir korku aslında çünkü Ak Parti’nin aklı başında insanları bunları tasfiye etmek zorunda. Aksi halde kendi medyası tarafından alaşağı edilen ilk iktidar partisi olarak tarihe geçme olasılıkları var, bakın bu da bir ilk olacak dünyada.

Derken   CHP içinde yaşanan tartışmalar bazı yandaş gazetecilerin imdadına  yetişiyor . CHP bu anlamda  son derece demokratik bir süreç yaşıyor.  AKP de bu yok , daha ziyade Biatettin Beyler  ve Hanımlar topluluğu gibi. Yandaşlar asla Ak Parti’yi eleştiremiyor, iktidarı sorgulayamıyorlar, CHP her ne kadar hizipler partisi olmakla suçlansa da  bu demokratik tartışmaları yapabilen bir parti görünümünde.  Yıllardır solu,  partide hiç olmazsa demokrasi var diye avutmuşlardır zaten. Memlekette  demokrasi olmazsa parti içinde demokrasi olması kime ne fayda ayrı bir konu.

Hal böyle olunca  ne yazacağını bilemeyen yandaş  köşe yazarları  CHP içindeki son derece demokratik tartışmaları yazıp çizmeye başlıyorlar.  Kendini kaybedip  CHP’ye  akıl öğreten  yandaşlar bile çıkıyor.

Ya da sol duruşunu  hiç saklamamış , kaybetmemiş  gerektiğinde solu, CHP’yi  takır takır eleştirebilen  gazetecilere hücuma geçiyorlar. ,  Burada komik ve çelişkili  olan  CHP’yi eleştirenleri eleştirmeleri , bu da dünya mizahına bir başka armağanımız , sağ iktidar yandaşı olacaksın sonra sol  muhalefete muhalefet ettiğin yetmiyormuş gibi  solun içinde ki  demokratik muhalefete çok kızacaksın, niye ?

Çorba ettiler işi.

Halbuki  CHP   , muhalefet Sayın Başbakan’ın hiçbir zaman umuru olmadı, bu tutumunu da son derece sevimli bulanlardanım , ’ Deniz Baykal Kalsın çok memnun olurum’  tarzı muzip sözlerini hatırlayın !’  Siyasete mizah katan bu cümleleri  beni güldürmüştür , çok yaşasın.

 Yandaş  olduklarını açıkça belirten gazeteciler zor durumda, Başbakan’ın zekasına  yetişemiyorlar, hep kafa sallamakla olmuyor, uçaklarda yerleri  iktidar süresince rezerve garantili  değil bunun da  farkındalar  . Sayın Başbakan  tepesi attımı ‘yandaş’, ‘candaş’ dinlemez biliyorlar.

 Muhalefet edecekleri gazetecilik alanları  ise  daima  AK  Parti dışında olmak zorunda, riski,  tehlikeyi  göze alamıyorlar ,  hal böyle olunca CHP içinde ki arayışlar, tartışmalar tek malzemeleri oluyor ve ortaya iktidarı eleştirmek yerine  muhalefete saldıran bir gazeteci türü ortaya çıkıyor ki bu dünya mizahına en büyük, özgün  armağanımızdır.

Daha önce de ‘ mizah eleştirmez’  diyen yandaş mizahçı bile  çıkmıştı ! 

Başbakan  Deprem süreciyle  ilgili  dikkat ederseniz gayet güzel  özeleştiri yaptı, kimseye  söyleyecek laf bırakmadı , ama yandaşlar bu zekayı bile göremediler ,  ‘Ecevit hemen gidememişti, bizimkiler gitti  bayağılında ve  her iki depremin boyut ve koşullarını düşünmeden cümleler kurmaktan  çekinmediler, hala devam ediyorlar, durum budur. 

En hafif değimiyle ‘hevesli’,  açıkça arsız, iktidar nimetlerine doyamayanlar her devirde olmuştur, artık alıştık onlara, kastım onlar değil.  Daha öte, beter bir durum var ortada ve en fazla çeliştikleri güya yandaşlık yaptıkları Başbakan.

Yakında ‘Yandaş Medyanın  Gaflarını Düzeltme  Bakanlığı’ kurulursa şaşmam.

Başbakan’ın  en büyük sorunu yandaşları, yandaş medya.

Başbakan’ın  yandaşlarıyla başı dertte, muhalefetle hiç olmadığı kadar.

Başbakan muhalefetle mücadele etmiyor , gereğini duymuyor  ,  ama yandaşlarıyla ne yapacak, nasıl bir tarih yazacak merakla bekliyorum.

Merakımı kayda geçiriyorum efendim.
Sevgiyle...

Not : Elbette ağzından çıkanı bilen, yazdığı kağıtta sözleri  ışıldayan böyle ‘candaş’ a can feda dedirten  değerli insanları tenzih ederim.

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN