forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BİZ SENİNLE NASIL KARDEŞ VE BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ MAHSUN KIRMIZIGÜL!

Aktif .

necef ugurlu 300NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Genel Yönetmenliği‘nde, yapımcısı ve senaristi olduğu ‘Hayat Devam Ediyor’ dizisi ATV’nin en iddialı işi olarak yayına girdi.

Tam bilinçaltını fark ettirmeden etkileme yönteminin (subliminal Messages ) ele alındığı Deşifre programı ve Sayın Mehmet Ali Önel’in meseleyi konuklarıyla ele alma yöntemindeki subliminal mesajları ele alacaktım ki Mahsun Kırmızıgül’ün dizisi ne bilinç altı, ne bilinçüstü bıraktı, tozu dumana kattı. 

Öncelikle Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Official Website’ında yer alan biyografisinden bazı alıntılar yapmak istiyorum.

Kırmızıgül   ‘Official Website’ında ‘ Ülkenin, Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanların en tanınmış sanatçısı ‘ olarak takdim ediliyor.

‘Güneşi Gördüm’ filmiyle de ’ toplumsal bir soruna, 25 yıllık kangren olmuş bir yarayı cesaretle göz önüne sererken Türkiye’nin Oskar aday adayı oluyor’.  

Kırmızıgül’ün biyografisinde en çarpıcı cümle ise; ‘Başarının zirvesinde çok büyük kazançlar elde ederken o yüzünü ülkenin görmezden gelinen sorunlarına döner ve önermesi olan filimler yapmaya başlar.’ sözleri.

Bu iddialı sözlerin ardından Mahsun Kırmızıgül’ün ortağı ve yapımcısı Murat Tok’la yapılan röportajda   Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Türkiye’nin Gerçeklerini ‘ anlatmak   ve büyük kitlelere ulaşmak için ‘Hayat Devam Ediyor’u film değil dizi olarak çekmeye karar verdiğini, bu dizinin toplumsal konularda günümüzde geçen gerçek bir Türkiye Portre’si sunduğunu , herhangi bir etnik kimlik iması dahi yapılmaksızın zayıf, çaresiz, görmezden gelinen, ötekileştirilen, onurlu insanların hikayesini dizi yaptıklarını, kahramanlarının diğer dizilerdeki ‘tüm ahlaki değerleri yıkacak yaklaşımlar gösteren dizi kahramanlarının’ tersine olduklarını, projeleri diğer dayanaksız işlerden farklı olduğu gibi iddialar taşıdığını okuyunca diziyi izledim. Umutla. Bu vaadlerin bir tanesini bulamadım.

Ülkemizde pek çok alanda vasatın üstünde yapılan işlerde Kürt’ler vardır.

Şiirleriyle, filmleriyle, romanlarıyla, türküleri, şarkılarıyla, durdukları siyasi noktayı beğenin beğenmeyin bu toprakların insanlarına, hepimize şan şeref kazandırmışlardır.

Mahsun Kırmızgül’ün bunca iddiasına karşın bu dizide vasatın çok altında kalması beni şaşırttı, Kafa karışıklığını filmlerinde görmüştüm. Lakin bu sefer iş ‘Kamu Yayıncılığı’ açısından bakıldığında başka bir önem taşıyor. Filmi beğenirsiniz beğenmezsiniz kendi bileceğiniz iştir, ama televizyon dizilerinin her biri bir önerme ve sorumluluk taşır.

Çok eşlilik, çocuk gelinler, akraba evlilikleri, insan iradesini dolayısıyla haysiyetini sıfırlayan töre kararları gibi ülkemizin belli bölgelerinde artık facialara, cinayet, intiharlara , genç çocukların katil olmalarına neden olan, çağdaş hukuku hiçe sayarak aile mahkemeleriyle alınan ölüm kararları, çağın gerisinde kalmış namus anlayışıyla insan hakları ihlallerini ele alan bir dizide dramatik kurgunun örnek teşkil edecek kadar kötü olması beni gerçekten şaşırttı.

Diziler, filimler sorun ne kadar korkunç, gerçek ne kadar acıtıcı, çirkin olursa olsun, bunları dile getiren sanatçı tarafından estetize edildikçe anlatmak istenen anlam ve değer kazanır. Dizi bu estetikten yoksun. Ülkemiz insanlarını basitleştirme , bayağılaştırma döneminde olduğumuzu iddia edenlerin teorilerini doğrulayacak biçimde bir banaliteyle karşı karşıyayız.

Eşinin getirdiği kumayı kıskanan birinci eşin onları banyoda cilveleşirken izlediği, arkadan dedesi yaşında adamla evlendirilen çocuğun zifaf gecesini gizlice kapı aralığından sevdiği gencin izleme sahneleri ortada dizi olmasa da internete verildiğinde ‘tık’ rekoru kıracak sahneler, ama dizide işleniş biçimleri üst üste gelmeleri çok banal olmakla kalmamış o bölge insanını röntgenci yapmış.

Amca kızıyla isteği dışında evlendirilen çömlekçinin sonradan bir başka kadını sevmesi anlaşılabilir ama eve kuma getirmesi ve her ikisinden de boy boy, üçer, dörder çocuklar yapması tamamen iradi olup dizide çömlekçinin babası ‘bilge dede’ de bundan şikayetçi değil, sadece oğlunu gelinlerinin ikisine de eşit muamele etmesi uyarısında bulunuyor.

Çömlekçi zor durumda, aklı ikincide olduğundan ilk hanımın yatağını ziyaret etmiyor. Yatağı ziyaret edilmeyen kadın hırsını kumasının çocuklarına kötülük yapmakta buluyor. Çömlekçi arkadaş yatağı ziyaret etse sorun olmayacak ! Sende çömlekçi bu işi beceremeyeceksen ne alıyorsun iki kadına getiriyorlar işi! Yoksul zampara komedisi olmuş.

İşleniş biçiminden anlaşılacağı üzere esasen kuma meselesi dizide hiç sorun teşkil etmiyor öyle ki daha sonra torunu yaşında kızla yatağa giren Hayvan Ağa (Oyuncu Rana Cabbar’ı tenzih ederim ) zaten eşinin ısrarlarıyla ve onayıyla kuma alıyor. Hanıma ayıp olmasın bari bir kuma alayım hesabı.

Abbas Ağa Zavallı Hayat’ı okula giderken görüyor, hatta o sahnede öğretmen küçük kızı otelinin önünden geçerken dikizleyen Hayvan Ağa’ya çok saygılı kıza bakışlarını fark etmiyor ( sorunlu bir başka sahne, bu haliyle öğretmen ayakta uyuyor olmuş )   daha sonra kızı akranı sevgilisiyle konuşurken görünce dozer gibi aralarına girip konuşmalarına mani oluyor. Sen öğretmen ol da ayının kıza bakışlarını fark et akranı ile konuşmasına takacağına, eğitim de çökmüş .

Abbas Ağa’nın yaşlı eşinin kocasına illa kuma getir ısrarı gerçekçi ve Türkiye genelinde sorun anlaşılır gibi değil ! Ben Kadıköylü’yüm 60 yıllık hayatımda bizim köyde kocasına ikinci eş arayan deli karıya rastlamadım. Daha başka il ve kasabaları da araştırdım yok...  Demek bu manyak Kadriye Türkiye kadınlarının genelini temsil etmiyor. .

Bu konularda işleniş biçimi önemlidir. Yaşlı kadını kuma müessesini kabul eden beş para etmez bir kadın haline getirmişler. Vazifelerini yapamayan kadın mı diyeceğiz, yoksa adamı kafasından atmak isteyen bıkkın mı derken, oğlunu ‘Dağa çıktı’ bulun getirin diye karakola şikayet etmesiyle karaktersiz olduğu anlaşıldı; çünkü zavallı çocuğa İstanbul’da manyak annesi yüzünden boşu boşuna operasyon yapıldı. Anlaşılan kuma peşinde olan ahlaksız cadı kocası Abbas Ağa’ya kız aramaktan oğluyla, nerede olduğuyla ilgilenmeye vakit bulamamış.

Abbas Ağa’nın birinci eşi ahlaksız Kadriye’nin kuması çocuğu gördükten sonra kocasını zifaf’a uğurlarken söylediği cümle ise yenilir yutulur gibi değil... ‘Ben sana karı al dedim çocuk değil’ diyor. Bu cümle porno filimlerde söylenmez yahu .

Bu cümleden de anlaşıldığı gibi kuma müessesi ile dizinin hiçbir sorunu yok. Kumanın 15 yaşında olması kötü, 18 olsa iş tamam.

Etrafımızdaki coğrafyada demokrasinin ‘çok eşliliğe’ geçiş olarak algılandığı bir ortamda böylesi tehlikeli konuların çatışması , karşı tezleri iyi hesap edilip sahneler ona göre ayarlanmazsa sonuç ‘Çocuk Gelinlere Hayır’ ‘Kumalara Evet’ olur .Tek kelimeyle Kepazelik, başka lafım yok.

Konularının ağırlığının altında kalınmış, bu iş Mahsun Kırmızgül’ü aşmış. Taşıyamıyor. Gerçekleri anlatmanın yolu bu değildir kamu yayıncılığında. Maksat bu mesajlar ise başka tabii.

Kendisine ‘Başkan’ diye hitap edilmesinden anladığımız kadarıyla seçilmiş biri olarak algıladığımız ‘Başkan’ ın Abbas Ağa’ya torunu yaşındaki kızı istemeye gitmesi sonrası Ağa’ya ‘Bu iş olmadı’ diye sitemi , mahçubiyeti ‘Başkan’ ın kimi istemeye bilmeden gittiğini gösteriyor. Başkan da yani ‘seçilmiş’ bir uyurgezer demek . Dizi usta elinden çıkmış sitcom diyeceğim konuların ciddiyeti alıkoyuyor, ama maşallah Mahsun Kırmızıgül çekinmemiş, güldürüyü bol tutmuş.

Kardeşini namus temizlemek maksadıyla öldürmek için tarlaya götüren ağabey kızı tam öldürecekken ‘Kahrolsun Düzen’ diye birden nutuk atmaya başlamasın mı? Zavallı kız bu saçma sapan nutku dinlemektense ağabeyini kendisini öldürmesi için yalvarıyor habire,  öldürülmeyi hak ettiğine inanıyor . Kahkaha döşense kara komedi olacak dizi.

Derken birinci eş akşam eve Abbas Ağa kız istemeye geleceğinden cinayeti ertelemesi için ağabeyinin arkasından haber vermek için kendi kızını yolluyor. ‘Koş kız’   koşa koşa ağabeyinin kızkardeşini öldüreceği yere geliyor , nereye gideceğini biliyor demek aile infazları burada yapılıyor, ailenin geleneksel infaz yeri herhalde ki kız kardeşi ve ağabeyini eliyle koymuş gibi buluyor..

‘Ağabey dur akşam bize kız istemeye gelecek Abbas Ağa, ablamı şimdi öldürme ‘ meali bir şeyler söylüyor . Ağabey slogan atmayı bırakıp öldürmekten vaz geçiyor kardeşini, eve misafir geldiği için canını kurtaran kız ağabeyine sarılıyor. Şaka değil bunlar hepsi dizide var.

Abbas Ağa gece refüze edilince, karşısında maaile oturan Bilge Dede, parasız ama onurlu 2 karılı 7 çocuklu çömlekçinin karşısında bozumaj olunca ‘ Elalem yapınca oluyor ben nikahıma alınca mı ayıp oluyor ‘ tarzı son yılların popüler olmuş klasik densizlik cümlesini patlatıyor .

Bu nedir yahu demeyin. Bu Türkiye’nin acı gerçeğinin doğunun seks problemi olduğunu öneren dizisi. Şimdi dizinin her biri yüksek düşünce ürünü, büyük hikayeci, yönetmen, şarkıcı, oyuncu Mahsun Kırmızıgül’ün önermelerini alt alta koyalım bakalım...

- Öğretmen Ayakta uyur.

- ‘Seçilmiş Başkan ‘ Ağa ne derse onu yapan gittiği yerden ne isteyeceğini sonradan öğrenen bir ahmaktır.

- Kuma işi mantıklıdır, birinci kadın bile kuma istedikten sonra adam niye istemesin.

- Amca kızıyla evlenen kuma getirir önemli olan kumalara eşit muameledir.

- Yoksulluk kuma almaya 7 çocuk yapmaya mani değildir , o iş başka bu iş başka . Adam hala yoksul ve onurludur.

- Boşanma yoktur.

- Gençler sevişmez, sevemez buna büyükleri karar verir. Çocuk böyle bir hata yaparsa ağabeyine, kardeşine kendisini öldürmesi için rica eder.

Anneler ortada olmayan çocuklarını ‘Dağa çıktı’ diye ihbar eder.

Jandarma, Polis, Hukuk yoktur.

Hastanelere bekaret kontrolü için kızları götürürler, doktor mahkeme kararı ister ama sonra araya bir manyak hemşire üstüne ne vazife ise girince Doktor Hanım hemşireyi mi kıracak... Küçük yer, eldivenleri giyer muayeneyi yapar.

Peki tamam bütün bunlar Türkiye’nin gerçekleridir diyelim. İktidar olmuş ama düzeltmeye yüreği yetmeyen gelmiş geçmiş kim varsa utansın da, bütün bu olumsuzluklarla mücadele eden, bu uğurda hapislere giren, sürgünlerde ömür tüketen hiç mi haysiyetli insanları yoktur bu ülkenin de, dizilerde bir türlü yer almazlar.

Ya da hiç olmamışlar mıdır, bu gerçeklerden habersiz kravat takıp mecliste öyle dolaşıp dururlar mı? Hiç mi vicdanları yoktur?   Halk hiç mi sormaz sorgulamaz? Şafak Pavey’in önerdiği gibi ‘aktif vatandaşlık’ yapmazlar?

Bu ülkede intihar eden çocuklar için yollara dökülen insanlar yok mu?

Sokaklarda öldürülen kadınlar için mahkeme kapılarında bekleyen, adalet diye bağıran kadınlar yok mu?

El kadar kızlara tecavüz eden iblislere karşı çocukların haklarını savunan avukatlar yok mu? Onları korumaya alan devlet yok mu?

Bu memlekette her şeye rağmen ayakta kalmış tek bir müessese, haysiyetli insanlar yok mu?

Nerede iyilerle kötüler arasında ki çatışma, nerede hakkını arayan kadın, nerede çocuğu ne hata yaparsa yapsın onu koruyan, kollayan gereğinde alıp kaçan baba?

Nerede uyanık öğretmen, ağa maşası olmayan Belediye Başkanı , böylesi hiç yaşamadı mı bu topraklarda, ölmedi mi, öldürülmedi mi?

Gerçekte yoksa sen senaryonda yarat Mahsun Kırmızıgül, sanat bunun için vardır. Olması gereken çatışmayı, kahramanları yaratır. Kamu yayıncılığı moral, drama iyilerle kötüler arasında çatışma ister. Bu dizide kötü ve kötülükten başka bir şey yok . Ya ülke gerçeklerini bilmiyorsun, ya da senaryo yazmanın dengesini.

Mahsun Kırmızıgül’ün dizisinde, tek kahraman bu gerçekleri ortaya çıkaran cesur Mahsun Kırmızıgül var.

Mahsun Kırmızıgül Türkiye’yi temsil ediyor mu?

Beni etmiyor. Ama Oskar’da ülkeyi ediyor.

Bu şartlarda bu zihniyetle, bu vasat altı düşünceleriyle benim Mahsun Kırmızıgül’le kardeşçe, birlikte yaşamama imkan yoktur. Çünkü bu kardeşliğin vatana , millete, insanlığa bir faydası yoktur.

Peki Mahsun Kırmızıgül Kürt’leri temsil ediyor mu?

Ona da Kürt aydınları, sanatçıları cevap versin.

Ben, beni temsil etmiyor diyorum açık yüreklilikle.

Ve hala umutla birlikte kardeşçe, uygarca yaşama imkanı için çaba sarf edenlere başarılı olmaları için kalpten dualar ediyorum.

Bu gitgide zorlaşan yolda Kırmızıgül senaryoları işimizi zorlaştırır.

Gelin bu ülke için kalbi çarpanlar bir olalım... Kürtler, Kürt derdine derman olmaya yola çıkmış her türlü azarı göze almış Türkler, ‘Bu meclis, bu ülke’   benim diyen Kürtler, bu ülkenin onuru ile yaşamayı seçmiş ve akli melekeleri hala yerinde insanları... Bu berbat senaryoları bozalım. Mahsun Kırmızıgül’ü aşabilirsek   halletmeyeceğimiz çözemeyeceğimiz sorun yoktur. Yaşar Kemal’ler, Cemal Süreyya’lar, Yılmaz Güney’ler ve niceleri saymakla bitmez yüreklerimizi birbirine kenetlemedi mi?

Necip Fazıl’lar, Nazım Hikmet’ler, Edip Cansever’ler, Lütfü Akat’lar, Cemil Meriç’ler, İsmet Özel’ler daha niceleri saymakla bitmezler.

Gün oldu adamlara kızdık ama eserleri koynumuzda uyuduk.

Ölmek ve öldürmekle bitmeyiz , ama bu sıradanlık, bayağılık bizi bitirir.

Durumu saygıyla kayda geçiriyorum.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

 

Not : Dizi henüz yayınlanmadan New York Times ‘da diziyle ilgili bir yazı yayımlanıyor.

Aynen ATV’nin sitesinden alıyor ve dikkatlerinize sunuyorum.

‘ABD'nin en etkili gazetelerinden The New York Times'ta, Mahsun Kırmızıgül'ün ATV'de yayınlanmaya başlayacak olan "Hayat Devam Ediyor" dizisiyle ilgili bir yazı yayımlandı.

Susanna Güsten imzalı yazıda, çocuk gelinlerin dramını konu eden dizinin gerçek hayattaki örneklerle büyük benzerlikler içerdiği belirtildi. Türkiye'nin güneydoğusu başta olmak üzere Anadolu'nun çeşitli illerinden çocuk yaşta evlenmiş olan kadınların sözlerine yer verilen yazıda, çocuk gelinlerin kendilerinden yaşça çok büyük olan kocalarına nasıl yabancılık çektiği, şiddet, kötü muamele ve taciz gibi olaylara nasıl katlandıkları anlatılıyor.’

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN