Yazdır

ARTIK İNSANLAR MEDYANIN DAYATTIĞI CÜMLELER ARASINDAN SEÇMEK ZORUNDA...

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

necef ugurlu_300NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Gelin bugün hemen her gün ekranlardan duyduğumuz, gazetelerde okuduğumuz   neredeyse kalıp haline gelmiş "cümleleri kayda geçirmece oyunu" oynayalım.

Bu cümleler  ‘subliminal mesajlar’ mı taşır ya da  ‘ tevafuk’  deyip  durup düşünecek miyiz   veya ‘ tamamiyle zırva’  deyip  geçecek miyiz   takdirlerinize bırakıyorum.  Bu cümleleri yorumlayarak kayda geçiriyorum, sizde yorumlayın efendim.

 ‘Herkesin İzlemesi gereken bir film’

Bu cümlenin ‘ niye’ si belli değil gibi gözükse de filmler   bedava gösterilmediğine göre müşteri toplama amacı taşıdığını varsayabiliriz. Ben bir iki kere bu tuzağa düştüm  hala niye o filimleri  herkesin izlemesi gerektiğini anlamış değilim. Hatta antrakta  izleyiciler birbirimize sorduk  ‘ biz bu boktan filme niye geldik’  diye ama kimse  gururundan  izlememiz gerektiği  mesajına  alık alık inandığımızı  itiraf edemedi. Sonra büfeci bize ‘Her gün izleyici bu soruyu soruyor takmayın kafanızı’ dedi de biraz içimiz rahat etti.

Davayı Kazanırsam  alacağım parayı……. ‘ya  bağışlayacağım’

Birbirlerine  Maddi Manevi tazminat davası açan ünlüler tarafından kullanılır.

Bu cümleden  davacının  , parayı istemediğine göre,   maddi, manevi zararı olmadığı anlaşılıyor. O zaman niye ‘Maddi, Manevi Tazminat’ davası açtığı anlaşılmıyor. Mahkemeler boş oturmasın ellerinde dava olsun oyalansınlar amacı  taşıyorsa   zaten dosyalar dolusu işleri var . Ben para için açmıyorum bu davayı mesajı  dava  kazanıldığı takdirde bir yere bağışlanacağı vadi ile yapılmak istenen hayır hasenat için mahkemeye  işbirliği daveti gibi geliyor bana.

Ya da  davacı cimri   bir insan  ama hayırsever  fakat   cebinden  yardım yapmak yerine  kendisine hakaret eden birinden parayı temin etmek istiyor.  Dikkatinize sunarım ,  ne kadar çok ‘maddi manevi tazminat’ davası açılırsa  o kadar çok hayır işlenecek  , iyilik yapmak isteyenler demek hakaret  bekleyecekler, yalnız bu  seferde  şöyle bir soru  ortaya çıkıyor, bağışlanan para hakaret edenin cebinden çıkacağından onun hayır hanesine mi yazılacak.

Nezaket Ziyareti

Bütün ziyaretlerin  nezaket çerçevesinde olması sosyal bir zorunluluktur  ama bu cümle samimiyetle işin öyle olmadığını anlatır.   Şayet  ziyaret  ‘Nezaket ziyareti’  değilse  küfür edip,  kafa atıp ağız ,  burun mu kırılıyor içeride hep merak etmişimdir. Bu cümle aynı zamanda  ‘Ziyaret ettiğim şahıs aslında görüşülecek bir  insan  değildir ama  mecburen ziyaret ediyorum’  saklı manasını  da taşır. Özellikle siyaset alanında sıkça kullanılan bu cümle samimi olması açısından demokratik bir içtenlik taşıdığından iyi diyorum.

Kürt’ leri kazanmak lazım.

Bu cümleyi sarf edenlere içimden hep  ‘Sen kaybettinse bu senin sorunun  genelleştirme. ‘ demek gelir  .  Türkiye Cumhuriyeti  Yurttaşı bir  insan, aynı cumhuriyetin bir başka yurttaşını  cüzdan mı ki  nerede nasıl kaybeder anlaşılır gibi değil.   Veya yurttaşların birbirlerine  kazanılacak veya kaybedilecek  piyango bileti muamelesi etmesi de gene Türk’lerin büyük bir buluşudur.

Bir araştırma yapılsın Kürtler ne istiyor ?

Zaten bütün  araştırmalar bunun üzerine, bir kere de Türk’ler ne istiyor diye bir araştırma niye yapılmaz  ,  ortak istekler çıkacak korkusu mu  acaba diye sormadan edemiyor insan.

Ordumuzda  Ermeni General niye yok ?

 Bu  her yıl geleneksel olarak  Prof.  Mehmet  Altan sorar. Belki var da adam söyleyemiyor, saklıyor . meselenin özü zaten bu değil mi Hocam ?

Ben oyuncu değilim

Genellikle  yüzer bölüm,  beş altı dizide oynamışlar söyler.  Eleştirilerden kaçmak için bir yoldur. Hani biri kalkıp ‘Çok kötü  kim bu  ?’ derse  diye söylenmiştir. Gereksiz bir vehim cümlesidir  Türkiye’de kimse  ‘ Madem oyuncu değilsin niye oynuyorsun ?  ‘  sorusunu sormaz.  Biraz  ‘  Beyin cerrahı değilim beni eleştirmeyin,   ama ameliyat yapıyorum’  demeye benzer ama hiçbir akıllı beyin cerrahı olmayana beynini teslim etmez tabii beyni var ise.

Senaryoyu okuduğumda ben bu rolü istiyorum dedim. Firmayla konuşmaya giderken zaten para vermeseler de oynamaya karar vermiştim.

Yağcılık   gibi görünse de bu cümle aslında yapımcının  oyuncuya bedava oynayacakken boşu boşuna  enayi gibi para verdiğini anlatması bakımından  esasen oyuncu kardeşin sap derken saman hesabı  çok amatör bir yalaka olduğunu gösterir. Yapımcı madara olur bu cümleyle.

Dikkat Göz Yumuyorsun….

Trafik kazalarını önlemek maksadıyla   hazırlanmış bir kampanyanın en vurucu cümlesi olup Televizyonlarda sıklıkla  yayınlandığına göre  araba sürücüleri, yayalar için hazırlanmış bir slogan. Seslendirende  ‘Yumuyossun’  diyor , aksan bozuk, yetmiyor suçluyor   ne var ki bu slogan görevini yapmayan  trafik polislerini ilgilendirir. Yayalar   veya  araba sürücüleri neye göz yumacak ki , trafik kurallarına uymaları  istenebilir  ama  ‘Göz yummak’  onların meselesi  değildir ne yapacaklar  yani bir yaya  hatalı sürücü görürse  şöförü    arabadan sille tokat indirecek mi,  veya sürücü arabasından  inip  sağa, sola  ‘Yoo ben göz yummam’ diye   ceza mı kesecek  , alkol kontrolü mü yapacak  ?  Bu cümleye uymayın deli diye götürürler insanı.

Gitmek vatan hainliği olur

‘Vatan Hainliği’ kullanıla kullanıla    artık cılkı çıkmış bir kavramdır  ama en son bir kardeşimiz daha da cılkı çıkarılabileceğine  bir örnek verdi , yurtdışına açılmak ‘ vatan hainliği ‘ olur demesin mi  ! Haydaa derken ben zaten oradan geldim ,istersem giderim,  zaten onlar beni bulur  meali bir şeyler  de söyleyince  insan  boşuna şöhret, para sahibi olmuyor  dedirtti.  Bu üzt düzey bir zeka haline  ‘Vatan Hainliği’ pek eklektik kalmış, aslında  belli ki çocuk vatansever olduğunu belirtmek istiyor, şimdi durup dururken ‘Ben  Vatanseverim’ dese çok hıyarcı kalacak  o da ‘Vatan Hainliği’ üzerinden kendini vatansever yapayım derken bu nur topu cümle çıkmış ortaya .  

Atatürk Diktatör müydü ?

Çok eskilerde kırk yılda bir tartışıldı tabiatiyle az geldi ve  sonraları   senede bir tartışılmaya başlandı  sonra 6 ayda bir , yetmeyince  ilaç gibi dozu  arttırıldı,  ayda bir, haftada bir derken günde  en az  üçe çıkınca bu sefer  insanlar Atatürk’e gıcıklık kampanyası  mı var diye şüphelenmeye başladılar ve  Etkisi tamamen kayboldu , hatta Atatürkçü düşünce sahiplerinin kırk yılda yapamadığı  ölçüde Atatürk sevgisini   bu tartışmalar alevlendirdi , çünkü Ata’mız öbür taraftan kalkıp yanıtlayamıyor, o bir ölü mağdur.   Yıllardır böyle  ‘Atam Atam Sen Kalkta ben Yatam’  mısralı  ve her yıl  öğrencilere okutulan  milyonlarca teklife de  asla yanıt vermedi.  El kadar çocuklar yatsın benim yerime, ben kalkayım demedi. 

FAZIL SAY’A SAYDIRMA CÜMLELERİ

Çeşit çeşittir  .  Fazıl Say’a  saldırı, akın düzenlemek son yılların tutmuş bir modasıdır.  Hatta artık Fazıl Say’A saldırma parayla değil ama sırayla. Sanki  gönüllüler sırada bekliyorlar , araya kaynak yapanlar oluyor  ‘ben geçen yıldan beri bekliyorum’  diye sıra kavgası yapanlar var gibi . Her an ünlü bir şahsiyetten ‘Bu yıl Fazıl’a ben saydıracaktım, önüm kesildi, haksızlığa uğradım bunun hesabını Türk Halkı soracaktır’ tarzı bir açıklama bekliyorum, olamaz demeyin, artık Türkiye eskisi gibi değil

DİZİLERDEN ÇÖZÜM İSTEME  CÜMLELERİ

Dizilerden medet umma çok bulaşıcı bir istektir. Elbette her dizi  bir önermedir  ama çare ummak  biraz abartılı bir  hayal olur.  Bu konuda  muhtelif örnekler verebilirim.  Ama Sonuncusu en  muazzamı,   konuyu gündeme CİSED (Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe taşıyor. Dr. Cem Keçe diyor ki :  "Bugüne kadar cinselliğin, cinsel işlev bozukluklarının tam anlamıyla ele alındığı bir dizi yok. Mesela ülkemizde, her evli 10 kadından birinde görülen vajinismuslu bir çiftin dramını işleyen veya erken boşalması ve iktidarsızlığı nedeniyle aldatılan bir adamın acılarını konu alan bir dizimiz şu ana kadar olmalıydı." Bu sözleri söyledi mi, acaba doğru mu  şüphelerim var çünkü Bilhassa haberleri dinlerken gerçeklere inanmama hali diyebileceğimiz bir gerçekle karşı karşıyayız.  Annem ve halam  bazı önemli  haberlere   hep  ‘acaba doğru mu’ diye yaklaştıkları için bende artık onlara uydum şüpheleniyorum. Haklılar çünkü ekranlarda ,  haberlerde  duyup  kaynatıp içmedikleri ot , tohum kalmadı  ve hale ip atlayamıyorlar  (Biri 86, öbürü 89 yaşında) . Burada Dr. Cem Keçe’nin senaryo  fikri vermesi  önemli. Dizinin ama teması   erken boşalma halinden dolayı  aldatılan bir koca üzerine kurulu, aynı dizide vajinismuslu bir kadın da olabilir, yan karakter komşu mesela , adam erken boşalır, komşu vajinusmusludur, bu ortamdan  sağlıklı kadın uzaklaşmak ister  , böyle durumlarda kadına yardımcı olmak isteyen ‘iyi kalpli erkek’ çoktur zaten.  Aşk olsun Dr. Keçe’ye  şu senaryoyu tamamlasa  rekor kırar hem de aile dizisi çünkü   olaylar aile içinde oluyor, çocuklara da  ders olacak şüphesiz, yalnız  hep beraber ailece izlerken çocuklara ilk 1,2 bölüm izah edeceksiniz  ‘Bak yavrum bu komşu teyze vajinusmuslu ‘  ‘Bu amca da erken boşalıyor ‘ şeklinde.  Türk çocukları zekidir devamında televizyon karşısından alamayız zaten, yapışırlar ekrana ‘Vajinusmuslu teyze’ ne   yapacak  diye muhtemelen gece tekrarları bile izlerler.  Sakın bana kızmayın  Doktor  böyle söyledi diye yazdım. Seçeneğim yok.

Artık insanlar medyanın dayattığı  cümleler arasından seçmek zorundalar.

Durumu kayda geçiriyoruz.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

Düzeltme : Geçen yazımda sözünü ettiğim  Sayın Nezahat  ve   Kazım Gündoğan’ın  değerli çalışmaları  ‘İki Tutam saç, Dersimin Kayıp Kızları’ belgeselinin  işletme belgesi sorunu yokmuş. Bu sorun Sayın Çayan Demirel’in gene Dersimi konu olan bir başka değerli çalışma  ‘38’ Belgeseli ile ilgili. Karıştırmışım.