forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

TELEVİZYONLARDAKİ İŞLER, DİZİLER, BUNLAR SIĞ GİBİ GÖRÜNEN DERİN İŞLER...

Aktif .

necef ugurlu_300NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN  

Artık dizilerin,  televizyon programlarının  içeriklerini, estetiğini, tekniğini, dilini, önerdiğini, aktörlerini tartışmanın büyük bir zaman kaybı olduğunu kayda geçirelim. 

Bunların nesini konuşacağız. Apartmadıkları, esinlenip uyarlamadıkları  bir Amerikan Kuzey-Güney Savaşı kaldı. Cast Ajansları  sokaktan, restorandan oyuncu keşfediyor hangi mesleki ahlak, yönlendirmeden (conduct)    konuşacağız  onun için  geçelim bu palavraları. Bu saatten sonra o dizide kıyafet iyiymiş, bu dizide senaryo buymuş konuşmak yazmak esas meseleyi karartmaya girer.  Odaklanılması gereken medyada kurulmuş olan düzenektir.

İş  artık ‘Dizi’   tuttu tutmadı meselesini de  çoktan aştı. ‘Tutma’ Kriterleri  izleyicinin takip edemeyeceği kadar karışık, farklı bir ilişkiler ağıyla yürüyor, bu ayan beyan ortada.   Bin hesaplı  fakat  basit ,  ama ciddi destekli, arkası sağlam,  yıllardır   bir türlü  çözümlenemeyen  çözülemeyen bir düzenekle karşı karşıya  bu operasyonu yapanlar, nereye kadar gidecekler sorusu ise  ne yazık ki içime hançer gibi saplanmış  bir kuşku.  Bu operasyonlar keşke başarılı olsa  ve  medya yeniden yapılansa,  keşke  yaşamları pahasına medyada  zorlu sınavı veren, asla diz çökmeyen  gerçek  kamu yayıncıları, yazarlar, haberciler , yönetmenler, yapımcılardan  sağ kalanlarla yeniden başlayabilsek.

Bu işi çözmek için gayret edenlerin yolu açık olsun, Allah yardımcıları olsun .  Bu korkunç  düzeneği kuranlar zekalarından, güçlerinden  hep emindiler  ve hala eminler.  Bu ülkede  onlardan daha zeki  ve ahlaklı insanlar olduğunu bir saniye bile  düşünebildiklerini sanmam.

Ancak  düzenekleri tıpkı saatli bir bombanın  zararsız hale getirilmesi gibi yok edildiğinde anlayabilirler.  Bu operasyonlar rating ölçümleri, reklam aralıkları  meselesiyle sınırlı değil, basit hiç değil.

Şimdi meseleye okuduklarımız, ekranlarda duyduklarımız çerçevesinde bakalım.

Bin defa yazdım diziler izlenmez izlettirilir, ancak bununda kuralları vardır. Rekabet modern ekonominin en önemli değeri, erdemi çünkü firmalar rekabet ederek üründe kaliteyi, hizmet kalitesini yükseltir. Bizim televizyonların dünyada eşine rastlanmayan uzunluktaki ‘Türk Dizleri’  ise baştan ,  bir nevi   kartel oluşturarak rekabeti,  çeşitliliği ve belli firmaların haricinde kalanların  önünü zaten kesiyor, bu meçhul değil. 

Böylece düzenek  dışlamayı  sektörün her kaleminde  dolaylı olarak oluşuyor. ‘ 80 tane dizi yapıldı olur mu hiç’  diyenlere cevabım 80 dizinin 76 tanesi kaldırıldı. Kaldırılmak üzere  konulan diziler bir Türk İcadı olarak tarihe geçti.   Buna sektörde ‘Gömme’ denir. Çok acıklı bir durumdur pek çok iyi, yararlı ve devam edebilecek işler böyle harcanır. Sokaklar ‘Kanal arkamda durmadı’ diye ağlayan, batan insanlarla dolu. İşsizler, başarılı oldukları halde iş verilmeyenler ayrı kategori!

Gelelim son duruma;

Medyadaki son operasyonun çıkış noktası olarak görülen, okuduğumuz kadarıyla, en önemli husus bir yapımcı ve bir medya yöneticisinin dolayısıyla iki kanalın ortak hareket etmiş olmalarıdır. Bu yasalarımızda suç mudur bilemem, ancak bu nasıl rekabettir sorusu ortada kalıyor.

Çünkü iki ayrı kanala mensup  biri yapımcı-sunucu diğeri yöneticiden  bahsediyoruz. Yani normal şartlarda rakip olmaları iktiza eder.   Rekabet yok, ortak hareket var. Dr. Erol Köse’nin iddiası budur.  Ortak hareketler ekonomide  nasıl fiyat belirler buna bakacak olursak bu durumda kendi aralarında  ortak hareket eden iki kanal var. Dr. Köse’nin iddiasının doğru ise en  vahim nokta budur.  Bu  bir iddia, deliller toplanıyor bakalım savcı nasıl bir dosya hazırlayacak. Hal bu ise kanalların patronajının haberi var mı o da belli değil. ( Bir patron gülmüş, acı bir gülüş diyorum ben buna bakalım son gülen kim olacak  )  bu durum gerçekse  diğer kanallar fena atlatılmış  oluyorlar. İki kanal  fink atarken  yönetimleri fark etmemiş. Dr. Erol Köse bu açıklamaları yapmasa kimsenin fark edeceği de yok!  İki rakip birleşmiş işi götürüyor  yöneticiler fosur fosur  uyuyorlar muydu yani... Uykucuları kayda geçiriyoruz. Elbette Dr. Köse’nin iddiaları üzerinden  fikir yürütüyoruz.

 Bu tür ortaklıkların yazılı,  resmi olmayan kontratlarla kurulmuş olduğunu varsayalım  bu  ortaklık olmadığı anlamına da gelmez. Artık buna tröst mü denir, kartel mi, oligopol mü ekonomistler beğensin, bakalım savcı gerekli görürse iddianamesinde hangisini tercih edecek.

Büyük çalkantılara neden olan futbol, şike meselesi tahmini 2 milyar dolarlık bir sektörde geçiyor .  Medya sektöründe dönen para da futbolu yakalamış olmalı, yada   yakalamak  üzere, elbette ilgili şirketlerin bilançolarına bakıp bunları söylüyor değilim benimkisi  özel güvenilir içerden duyum ve tahmin. Bu rakamın 4 milyar dolar olduğunu söyleyen yiğitler de  var ortalıkta.

 Bu kadar çok paranın döndüğü yerlerde ne oluyorsa medya, televizyon  sektöründe de  o oluyor.  Bu önemli kaynağın düşünsel anlamda sektörün emekçilerine, sanatkarlarına , millete olumlu bir katkısı olduğunu söyleyen varsa buyursun onu da kayda geçirelim.

Ratingler, reklam aralıkları  bu korkunç düzeneği sadece sonuçlarla meşrulaştırmaya kullanılmışsa şayet,  bu işin küçük bir parçası.

Dizi afetine maruz kalan  ülkemizden   öğreniyoruz ki afet ihraç etmeye başlamışız. İthalat ve ihracat arasındaki açığı dengelemek için  ‘vatanseverler’ tarafından  yapılan dizilerle  karşı karşıyayız  bunuda kayda geçirmek durumundayım. 

Ancak Time Dergisi bu dizileri  gizli silah ilan etmiş, dünyayı bu dizilerle yıkmışız. Suriye Songül Öden’e  Suudi’ler Kıvanç’a memleketlerini  anahtar teslim bırakıyorlarmış lafları şad ediyor insanı .  ABD dünyanın en etkili sinema ve televizyon  üretimini yapıyor, kimse ülkesine  ne ABD Bayrağı çekiyor  ne de Amerika aşkıyla yanıp tutuşuyor. Hatta tam aksi oluyor.   Şu feleğin işine bakın biz onları geçmişiz , bu son derece aklıbaşında lafları,  söyleyen sahipleriyle birlikte kayda geçirelim  televizyon  tarihi  girdabında ileride rahat teşhis edilebilsinler.

Bu son derece karmaşık ama istenilirse çözülebilir   duruma medyadaki kanlı pay kavgasını ,  üzerine  sektörde hesapsız para kazananların  paranın onlara sağlayamadığı  itibar sorunlarından kaynaklanan huzursuzluklarını   ekleyin, bir de  bunun üzerine tasfiye korkusunu.

 İşte bu noktada ortaya çıkan   olaylar  garip  ama gerçek , hayırlara vesile oluyor. Medya aktörleri telaşla yerlerini  koruma savaşında hukukun, hükümetlerin  yapmadığı veya yapamadığı ya da yapmak istemediği  temizliği  kavgalarıyla bir nebze yapıyorlar, açıkçası birbirlerini temizliyorlar  bu kavgaların olumlu yanı budur kayda geçiriyoruz.

Umarım  medyada temiz eller başlamıştır , bu sefer  ele geçirme savaşı olmamalı, bu umudu kayda geçiriyoruz.

Ne yazık ki tasfiye sürecinde TMSF çok uzun süre medyanın içinde kaldı ve bunları tasfiye etmedi. Onun yerine belki istemeyerek devlet eliyle düzeneğin  daha da palazlanmasına neden oldu , vardır bir hikmeti diyelim ve bunu da  kayda geçirelim.

Bu ‘düzenek’ sonucu  iletişim çağında iletişimsizliği beceren bir medyamız oldu.

Bu  ‘Basma kalıp sözler medyasında’  haberlerde ölen gençse ‘Fidan’ yaşlıysa ‘Çınar’  askeri vesayet kalktı ama olsun öğretmense  ‘Eğitim Neferi’ olarak geçer.  Konuğunu döneklikle suçlarken   ‘Aa sözlerinizden 360 derece döndünüz’ diyen  programcı  bile var, malum 360 derece dönünce aynı yere gelmiş olursunuz . Gelen konuktan arsız arsız istekte bulunan sunucu bile duyduk.

Uyanıklar  pervasızca  kurdukları  düzenekte  keyif sürüp  krallıklarında kullarıyla   yarattıkları dar çevrelere  hükmederlerken  pek çok insanı da  dışlanmak, parasız kalmak korkusuyla önlerinde  develer gibi çöktürdüler. Bu insanların durumu işsiz kalmayı tercih edenlerden  daha  kötü, bakmayın   ne zaman geri alınacağı belirsiz, köşklü, milyon dolarlık apartmanlı  yatlı,  cipli , korumalı ve üsluplarında  bol posta koymalı yaşamlarına,  paraları var ama ne kadar gayret etseler beş paralık itibarları olmaması onları kahrediyor olmalı ki ikide bir hayır hasenat, sosyal sorumluluk ayağına ortalardalar.

 Nice değerin yerle bir edildiği  ve ahmakların  zekayla alay ettiği bir medya köklendi.

Rekabetin olmadığı her yer gibi kalite düştü, toplumu banalleştirme bir dar çevreyi çok zengin etti  ama toplumu zihnen fakirleştirdi  ve  büyük hasarlar verdi.

İş;  rating ölçümleri meselesi,  panellerin Türkiye’yi yansıtıp yansıtmadığıyla, deneklere mısır patlatan makine hediye edip manipülasyon yapan yapımcılar, reklam aralıklarını ayarlama ile sınırlı tutulursa çok yazık.

Bu düzeneğin sahiplerinin  ne yaptıklarını gördük, kim olduklarını zaten  biliyoruz . 

Artık  adalet bekliyoruz.

Bu bekleyişi kayda geçiriyoruz.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN