forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

DEMOKRASİ PİLAVI DEMLENİYORMUŞ!

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Dünyanın neresinde bir entelektüel, bir artistin  apartman yöneticiliğine seçilmesi, her dört yılda bir kapak olur diye sorarsanız, böyle saçma sapan bir soruya ancak bu ülkede olumlu yanıt alabilirsiniz.

 

Okan Bayülgen’i bu kutsal görevinden dolayı kutlarım. Gelecekteki olası siyasi yaşamına önemli bir başlangıç olabilir, bu başlangıcı kayda geçiriyoruz.

Ya Okan magazincileri  kızdırdı mahsus yapıyorlar,  ya da apartman yöneticisi olmak matah bir şey bizim haberimiz yok.  Doğrusu ben  hiç ‘oğlum apartman yöneticisi oldu, iftihar ediyoruz  ailede bu bir ilk’ veya ‘Babası da apartman yöneticisiydi, oğlunun  apartman yöneticisi mevkine geldiğini göremeden gitti’  diyene rastlamadım . Bu esrarengiz haberi kayda geçirelim.

Kayda geçirmek istediğim bir diğer  haber ise  İshak Alaton’un 1955 yılı  6 Eylül’ünde  olanlardan sonra İsveç’e yerleşen ve  artık ağabeyini görmek için bile Türkiye’ye uğramayan kardeşi Bonjur Bey’in öyküsü .  Bu haberi  daha  önce de  okumuştum  ‘İlk  defa size söylüyorum’  diyerek   İshak Alaton tarafından dönüşümlü olarak keklenen gazeteci arkadaşları  kayda geçiriyoruz.

Bonjur Bey’in  geçirdiği travmayı elbette anlayabiliyorum. olanları  izlemiş , küsmüş  ve gitmiş. Bazı insanlar dayanamıyor gidiyor , bazıları gitmiyor kalıyor, bazıları ise gitmek istememelerine rağmen sürülüyorlar .Gitmek   istemeyen ve sürülenler için çok üzülmek  hatta yas tutmak durumundayım.

Bu ülke birbirine acılar yaşatmış, yaşamış insanların ülkesi haline nasıl geldi şimdi bunun asıl  nedenlerini  açıkça  sorgulama zamanı diyorlar bekliyoruz.

Nedenler Bonjur Bey  6,7 Eylül olayları  ve  Ağabeyi özelinin çok ötesinde derinlikleri olan bir mesele.  Ama anlaşılan  işin  uluslar arası , maden, toprak, ülkelerin ve kapitalin  kaypak zeminlerdeki geçici mutabakatlar yanı arkadaşları pek ilgilendirmiyor. Bonjur Bey eve dönerse her şey hallolacak gibi sanki.

Ülkesini terk etmeyip  kalanlar arasında evlerine dönememiş binlerce insanın  kemikleri aranırken Bonjur Bey’in  İsveç’te sıhhat ve afiyette olması  ve fakat  vatan hasreti duymaması  ağabeyini incitebilir  , o da bu durumu elbette sorgulayabilir ama bu durum ikide bir ülke sorunu halinde gündeme gelince  insan şaşırıyor. Bu şaşkınlığı kayda geçiriyoruz. Senelerdir bir Bonjur Bey’dir gidiyor , kaldı ki Bonjur Bey 6,7 Eylül olaylarından dolayı İsveç’e yerleştiyse ağabeyini niye aramıyor yaşlı adamı üzüyor?  İshak Bey’in ne kabahati var  6-7 Eylül olaylarını o mu yaptı ki hıncını yaşlı ağabeyinden alıyor? Ben bu Bonjur Bey sorunsalını yıllardır  çözemedim.

Okan’ın apartman yöneticiliği, Bonjur Bey’in  gidişi derken  Avni Özgürel’in Türkiye’nin  demokratikleştiğini  ilan etmesini  Habertürk Ekranlarından izlemiyeyim mi!

Avni’nin tespitine göre  demokratikleşiyoruz fakat biraz yavaş oluyor. Yavaşlıktan o da şikayetçi.

Asıl kayda geçirmek istediğim  Avni Özgürel’in  ‘Yavaş Demokrasi’ tarifini pilav üzerinden yapmış olması.

Avni demokrasiyi pilava benzetti.  Pilavda pişince hemen kaşıklanmazmış, demlenmesi beklenirmiş. Aynı pilav gibi demleniyormuş demokrasimiz. Dünyanın demokrasiye inanmış aşçılarının  dikkatine sunarım bu tarifi, aslında ortada bir tarif yok sadece  belirsiz bir demlenme süresi  var.

O Avni ki milliyetçi şuuruyla daima  bizleri "MHP ne demek istiyor?" konusunda aydınlatmıştır  sonunda demokrasi neden yavaş gidiyor  bunu da izah etti, aslında demokrasiyi izah etmedi,  benzetti…pilava...

Çok yaşa Avni, hani demokrasiyi tatmadık bilemeyiz diye böyle rahat salladın kabulüm , tonlarca pilav pişirmiş  sıradan bir ev kadınına yıllardır  demokrasi diye yutturduklarını da  yutturabilirsin  fakat  pilavın nasıl pişirileceğini yutturamazsın, senin  pilavın demlendiği yok bu tertiple pişmeden olsa olsa dibi tutar. Senin demleniyor dediğin ‘Anası Pilav Pişirir , oğluda durmaz aşırır’ demokrasisi. Sivil Toplumcu Ağızlarından bıktık, bari sen  böyle konuşma. Avni Özgürel ve Demokrasi pilavını kayda geçiriyoruz .

Öte yandan Ak Parti iktidarından şiddetle demokrasi talep edenlerin ve yavaşlıktan şikayet edenlerin bu güne kadar hiçbir iktidardan bu kadar yoğun demokrasi talebinde  bulunmamış olmalarını da  kayda geçirmek isterim. Talep yoğunlaşınca, bekleyin ‘demleniyor’ filan denilmiyor .

Hal böyle olunca da maalesef  bu  demokrasi  izdihamı karşısında oluşan kuyruklardan  Ak Parti  telaşlanıp yasaklar  getiriyor.

Bu yasak ,  sansürlerden çok paralar kazananlar oluyor haliyle, bir nevi fikir karaborsacıları   , çok da iyi reklamları oluyor  malum sansürler, yasaklar devletin parasını ödediği reklamlar  gibidir.

Ve çok tehlikelidirler.

Tanıtım şart  film yapalım, roman yazalım tarzı fon yağmalayıcıları  hep bu yasakçı zihniyetin fırsatçılarıdır.

Hangi iktidar gelse aynı pınarın başında karpuz keserler.

Müesses nizamın bu hödükleri arasından sanatkar çıkmaz, sanatkarane iş hiç çıkmaz.

Yaptıkları nereye gitse  ters yüz edilip dönerler  çünkü etkileyemezler.

Sırf bu  yüzden tehlikeleri yok zannedilir.

Asıl tehlike  yasaklardan  öykülerini anlatamayan insanların kendine güvenini yitiren bir toplum olma tehlikesidir.

Kendi gerçeğini ört bas eden  huzursuz bir toplum olmanın manası  var mıdır ?

Tıpkı Ermeni Meselesinde olduğu gibi yüzleşeceğimiz  gerçek ne tarihçilerde ne siyasetçilerde , hepsi öykülerimizdedir  meselenin çözümü  sanatkarane bir iştir  ve kayda geçirelim ki barışın estetiği vardır.

Dibi tutmuş demokrasi pilavının ise kazınacak dibi vardır, o kadar.

Kayda geçiriyoruz efendim.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

 

DKM ARŞİVİ