forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ÜZÜLMEKTEN BIKTIM

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Üzülünce günlük yaşam akışı değişmeyenlerden  değilim.  

 

 

Boğazımdan geçmez, kendimi sorgularım, izleyip susamam, hesapsız kitapsız  yüreğime çıkarlarım doğrultusunda  ‘dur’  hiç diyemem . Bu yüzden işim gitgide zorlaşıyor.  Üzül, sıkıl bakalım nereye kadar gideceğiz.

Baş örtülü, örtüsüz  Eşşek sudan gelene kadar dayak yiyen kadınların haline üzülüyorum , perişan oluyorum.

Sınavda bu yıl da sıfır çeken 50 bin çocuğa kahroluyorum. Yüksek okul bitirmiş hesap kitap matematik nedir bilmeyen  ve her ağzını açtığında bu yüzden saçmalayan   metotlu tartışamayan ama harita metot defterleriyle yetişmişler çok üzüyor beni, dünya sıralamasındaki yerimiz ise milliyetime dokunuyor.

Geçenlerde  kanallardan birinde  popüler kültür ayılarından biri evini gezdiriyordu  , resim çerçeveleriyle öğündü içlerindeki röprodüksiyonları koltukların  rengine  uygun seçmiş , evin bir tarafına yapma çiçeklerden bir bahçe yapmış, aslında eğleniyordum  sonra bu  dekorasyon  sizin fikriniz mi sorusuna  ‘ mimara ben söyledim’  demez mi bütün keyfim kaçtı . Ekmek parası uğruna bu adama ‘he’  demek zorunda kalan mimara acıdım, üzüldüm.  Kim bilir ne hayaller, fedakarlıklarla okudu, okutuldu .

Sunucu namı altında sahnelere ekranlara salınmış cümle sonlarına doğru  bağırmaya başlayan , laf olsun torba dolsun konuşan, ve yanında ki partnerine ikide bir ‘di mi ?’  diye soran   kızlar içinde bunların sonu ne olacak diye üzülüyorum. Kendime de kızıyorum, bu kızların aslında bir şey olacağı yok bir salak bulup evlenecekler.

28 Şubat’ı sorgulmak üzere  , neden olanlarla mağdurların elele hesap sorması gibi bir geri zekalılıkta beni üzüyor.  Müsebbiplerin  yüzsüzlüğü beni o kadar üzmüyor alıştık  ama mağdurların aptallığı ruhumda derin yaralar açıyor.

Yaşlı konuklarına ‘Maşşallah  sizi iyi gördüm  bu yaşta,   şaşırdım, ayaklarınız filan da gayet iyi durumda ’  diyen ekran kızları var, yaşlı konuk sağ olduğu için özür dilemek durumda kalacak neredeyse , ben bu dangalaklar içinde üzülüyorum.

Eğlenmek, başarıları kutlamak için toplanılan ödül törenlerinde laf sokmak sanki mecburimiymiş gibi güya karşı çıkışlar  yapan canım sanatkarların düştükleri hallere de çok üzülüyorum.

Bu karşı çıkışları işlerinizde , seçimlerinizde , duruşunuzda  yapmak yerine ödül törenlerini mi bekliyorsunuz ?  Bu  törenler yapılmazsa ne olacak, karşı çıkışlarınız sponsorlara mı bağlı ? Sponsorlu baş kaldırı bir bu ülkede var , isyan edeceğim bana sponsor olur musunuz  durumları.

Ya da iki laf edeceğim fakat sponsor bulamadım halleri.

Bilhassa eğlence sektöründe   iş yaparken eğlenme modası ise ağızlarda sakız oldu.  ‘Dizi nasıl gidiyor ?’   sorusuna cevap hazır ; ‘Keyifli’ , ‘eğleniyoruz’  . Doktorların  rektum muayenesinden keyif aldıklarını sanmam , veya  jinekolog muayene esnasında herhalde eğlenmiyordur, ya da kulak burun boğazcı burun karıştırırken keyif almıyordur sadece işini ciddiyetle yapıyordur ve seviyordur.  Bu moronluklar , işini hafife almalar  üzüyor beni.

Dünyada her din, her sekt birbirini sansürler ama laik rejimlerde birlikte yaşayan insanlar birbirlerini sansürleyerek linç etmezler.  Fazıl Say neticede bizim bağın üzümü, hasım görüyorsanız sitemini anlamamak  Müslüman’a yakışır zerafette  sitem olmaz mı, iş öyle bir raddeye geldi ki  hani utanmasalar  Fazıl Say’a alternatif piyanist çıkaracaklar, bu da ‘yandaş pianist’ diye ! Nazım Hikmet ve Necip Fazıl’ı böyle bir  ‘Zıt Kardeşler’  ikilisi  yaptılar yıllardır  bu da ayrıca sinirime dokunuyor,  üzülüyorum.

Soru süresi kadar cevap hakkı tanınmayan televizyon programlarına durumu bile bile çıkıp iki üç dakika daha konuşmak için yalvar yakar olan konuklara da  çok üzülüyorum.

Sorusunu başkalarının üzerinden soran gazetecilerde beni üzüyor, efendim güya ‘yabancı gazeteciler, diplomatlar soruyorlarmış kendisine, Kılıçdaroğlu  neden öyle yaptı ? ‘diye. Kılıçdaroğlu’ da ‘Neden bana değil size soruyorlar’ demiyor bu   beni doğrusu  üzüyor.

Yeni Anayasa yapılacak ya, ellerinde Anayasa  ağzından köpükler saçarak Türk isminin geçtiği her satıra saldırıya geçen  ama  nedense ‘Ben Türk’üm’ demeyi ihmal etmeyenler beni üzüyor, dün Kürt’lere, bu gün Türk’lere saldırmayı kınıyorum , üzülüyorum.

Elbette devletin sırlarını anlayabiliriz ama çetelerini asla .

Güçlü bir devlet sivil, asker  kimse o çetelere hesap  sorar, sormalıdır.

Kendisini  en akıllı , en arkası kalın, dokunulmaz ,  devleti ise  sarsak , aptal zannedenlerin  ekran pervasızlığı   ise beni   üzüyor.

Elinizi sıkarken başka tarafa bakanların samimiyetsizliği  var bu insanlarda , üzülüyorum.

Medya yularımızı elinde tuttuğu sürece , içine gönüllü girdiğimiz bir  koşum takımında  hapsolmuş gibiyiz.  Ekranlara  alışkanlık bağımlılık  bizi bütün özgürlüklerden  uzaklaştıran cebri bir güç olacak gibi görünüyor, belki oldu bile , buna üzülmemek elde değil.

Bu  hafta bunları yazdım.

Kayda Geçsin.

Sevgiyle

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ