forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

İÇİMİZDEKİ CİNLER KİM?

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Türk medyası milyonlarca gerçeğin arasında  gezinir durur ve yazamayanın bile neredeyse en az basılı iki kitabı vardır ama arasında gezindiği gördüğü, fark ettiği gerçekleri yazan pek az kişi vardır. 

 

Televizyon dramalarında ise bırakın memleketin gerçeklerini ,  gerçek olmayan ama inandırıcı , derinlikleri kendi gerçeğinde işler ise hiç yoktur.

Yeni yayın dönem kanalların içerik tercihlerine  şöyle bir baktığınızda  görüyorsunuz ki ; müesses nizamın  devletiyle, iktidarıyla, muhalefetiyle iyi geçinen kırmızı çizgileri aşmayan    iyi , uysal  suya sabuna dokunmayan işler ,  bu işlerden   iyi gazeteci, iyi senaryo yazarı, iyi yazar çıkmaz.

İyi  yazar çıkmıyor diye şikayet edenler ya da,  durumun fecaatini  ‘çok başarılıyız’ diye  örtenler için yazıyorum bu yazıyı, izleyicinin okuyucunun zaten malumu.

Yeni diziler eskilerin devamı hikayeler, oyuncularda öyle. Niye zahmet edip yeni setler açıyorlar analizini  ekonomistlere bırakıyorum.

İyi yazarlık  anlatacak derdi olan , dert edinenlerin işi. Dünyaya çok şey katmış yazarlara baktığınız aman kendilerini de harap ettiklerini görürsünüz acılara dayanmak kolay iş değildir , ve garip ama gerçek o ki,  komedi yazmak  bile acılardan , sorunlardan  neşet eder , bir nevi acıyı bal eyler .

Yazarlara  gelince ;

Coleridge uyuşturucu müptelasıydı.

Poe alkolikti.

Marlowe bıçaklamaya çalıştığı bir adam tarafından öldürüldü.

Pope  yazmamak  için şantajla para alır sonra yazacağını yine yazardı

Byron üvey kız kardeşi  Augusta ‘ya aşıktı  ondan bir kızı olduğu  yazılır, daha sonra  sırf para için evlendiği kadınların  sayısını hatırlamıyorum  .

Capote’nin gerçeklerden yola çıkarak yazdığı ‘In Cold Blood’ romanındaki gözünü kırpmadan  bir aileyi öldüren  sapkın caniye  hapishane görüşmeleri sırasında aşık olduğu yazıldı, filmi yapıldı.

Metin Kaçan  ipin ucunu kaçırdığı belki de sonrasını hatırlayamadığı bir gece karıştığı şiddet olayının bedelini yıllarca hapiste ödedi.

Bu tabloya bakınca insanın  kim bu şartlarda yazar olmak ister diyesi geliyor. Ne var ki yazdıklarına baktığınızda gırtlaklarına kadar battıkları bunca melanete karşın  kötü insanlar olmadıklarını anlıyorsunuz .

Bu adamların hepsi büyük yazarlardı. Dertleri vardı anlatacak. Acıları algıladılar kendileri feda ettiler , insan ruhunun karanlık dehlizlerinde dolaşıp durdular.

İyi yazar olmak için arızalı olmak gerekir anlamında söylemiyorum , ama her iyi aile çocuğu , müesses nizamın iktidarı, muhalefetiyle  geçinen  iyi yazar olmuyor  demek . Çok uzattım lafı ,  yalakalardan  çok az  iyi yazar gazeteci çıkıyor , ama arızalılardan çok  çıkıyor.

Elbette yazar olmak için arızalı olmakta şart da değil.

Diyeceğim o ki,

Bizde durum biraz daha tuhaf  ;   başörtülü mümine ;   başı ve kıçı açık  fark etmez  hepsi sistemle uyumlu , geçim ehli , sadece iktidar olma sırasını bekliyor gibiler ve birbirlerini de kolluyorlar  iyi hoşta ,  bu  hal  iyi yazar olmaya yetmiyor.

İyi yazar olmak için  devlet ve istihbarat kurumlarıyla  yakın ilişkide olmakta kafi gelmiyor.

Sanatkarane, dahiyane işler çoğu zaman  kafası bozuk , güvenilmez olarak yaftalanmış   insanların elinden  çıkıyor, yukarıda bazılarını saydım, onlara tahammüllü toplumlar  ilerliyor.

Geçtiğimiz aylarda AK Parti  milletvekili  ,  gazeteci  Şamil Tayyar’ın  , 'MİT ajanlığı yapmış çok sayıda sanatçı ve film yıldızları var. MİT arşivi açıklansa mesela….’ diye devam eden sözleri çok önemliydi.

Dizileri konu ve yazım kısırı bir televizyon dünyamız var , nedenleri Şamil Bey’in  cümlesinde aramak yerinde olur.

İktidarla, muhalefetle, istihbaratla, askerle çok yalaş bulaş bir medya dünyasından iyi iş çıkmaz .

Hele  bu çevrelere ajanlık yapanlardan hiç çıkmaz.

Bu iğrenç yaratıklar , içimizdeki cinler diyorum ben onlara   kimlerdir acaba ve ne yaptılar  noktasında  dikkatimi çeken bir diğer  husus ;   fısıltı gazetesinde  deşifre olmuş bu kadar ‘ajan’ gönüllüsü arasından  bir Ian Fleming , bir John  Le Carre  de  çıkmadı bizden.

Ortada  bir eserleri yok , istihbarat alanında  dişe dokunur bir iş yaptıklarını da sanmam çapsızlar ajan olsa ne olur,  yazar olsa   ne olur, ajanlıklarının da yazdıkları gibi bir halta yaramadığını düşünüyorum.

Bunlar hep Amerikan oyunundan bahsedip dururlar  yazdıklarında,   filimlerinde,  Başka  antagonistleri yok . Tek düşmanları Amerika , ne olduysa Amerika sorumludur, kolaycıdır arkadaşlar ve hiç realist değiller. Bari iki üç işbirlikçi yan karakter koyun yerli, sıkar.

Eski Cumhurbaşkanlarımızdan biri  geçtiğimiz yıllarda bu filimlerden birinin  galasında filmi  pek beğendiğini olayların gerçek olduğunu söyleyip bu sene  Amerika’lılar lehine çark etmesin mi !

Filmin yazarı da  senkronize bir çark durumu içerisinde eh böyle devlet büyüğüne  böyle yazar yakışır  ama bu millete böyleleri  pek yakışmıyor !

Devletle iç içe  iyi yazar olmaz mı ? Olur elbette .

John Le Carre ve Ian Fleming  her ikisi de İngiliz istihbaratın adamıydılar .

Sonra romanlar  yazdılar , filme çekilen   dünya edebiyatında yerlerini alan nefes kesen romanlar.

Arkadaşlarını   gammazlayarak ,  elde söyleyecek yoksa uyduruk  paranoyalar  yaratarak , iftiralar kurgulayarak , her sene birinin  adamı olarak  ve arkadaşlarının hayatını  karartarak  ne iyi ajan ne iyi yazar olmak mümkün, iyi insandan çoktan vaz geçtik zaten.

Kötülük  dahi yazar  yetiştirmiyor .

Ian Fleming  ve John Le CArre istihbaratta görevliyken   düşmanı şaşırtan senaryolar yazmış iki ajan.  Ian Fleming ‘in  II. Dünya savaşı sırasında  Almanları şaşırtmak  için yazdığı  Mincemeat Operasyonun senaryosu müthiştir. İngiliz  İstihbaratı  Felming’in yazdığı senaryoya göre  morgda aldıkları bir cesedi paraşütçü kılığı giydirip  Alman’ların  rahatlıkla bulabilecekleri İspanya sahiline atarlar, cesedin üzerinde   İngilizlerin gizli planlarını bulan Almanlar  çıkartmanın  Sicilya değil Yunanistan ve Sardinya üzerinden olacağını öğrenmenin mutluluğu içindeyken İngilizler Sicilya’dan girerler.  (  Ian Fleming daha sonra  James Bond romanlarıyla ünlendi.)

Var mı bizde PKK ile ilgili politik oyunları, espiyonajı  ele almış cesur bir senaryoya imza atmış ve sonradan  yazar olmuş bir istihbaratçı ?

Varsa bilelim iftihar ederiz.

İşini iyi yapan, harp zamanı ülkelerine büyük hizmetler vermiş iki ajan Ian Fleming ve John Le Carre  ve görevleri bittikten sonra  senaryo kurma yeteneklerini  romanlara dökmüşler.

Ama önce iki ajan olarak yetişmişler.

Bizden çıkmadı böyleleri.

Bizden çıkanlar  önce gammaz  gazeteci, muhbir yazar sonradan olma  istihbaratçı …. Bunlar   sanat dünyasında verimli olmuyorlar . İstihbarat dünyasında verimliler mi  doğrusu bilmek isterdim .

Şamil Tayyar’ın sorusu   bu yüzden çok önemlidir.

Bize oyuncu , sanatçı , yazar diye yutturulan ajanlar kimlerdir bilmek hakkımız, bu berbat oyuncu ve yazarları ajan diye istihbarata kimler yutturdu o tabii devletin sorunu.

Soru hepsinin cevabını bekliyor.

Şamil Tayyarın bu sorusunun cevabı pek çok alanda yaşananları aydınlatacaktır.

Sayın milletvekili gibi bizde soruyoruz kimdir onlar ?  İçimizdeki cinleri  çıkartalım  ve rahat edelim.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ

Loading