forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

LAF HÜRREM VE SÜLEYMAN'DAN AÇILMIŞKEN GÖNÜL YAZAR'A LAF ETTİRMEM...

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Sayın Cumhurbaşkanımız ʻMuhteşem Yüzyılʼ dizisinden sonra ortaya çıkan tartışmaları halkımızın tarihe ilgisi olarak yorumlamışlar...

Diziyi onurlandırmışlar, halbuki görünen o ki, dizinin içeriği itibariyle halkımızın ilgisi daha ziyade haremde ne olduğuna dair bir alaka, dizinin odaklandığı yer burası.

Tarihin sınırlı alanına bir ilgi.

Tarihçiler ve entellektüellerimiz ise daha ziyade Sultan Süleymanʼın kaç yıl at sırtında gezdiği hususunda odaklanmış durumda , bu da binicilikle ilgilendiklerini gösteriyor tarihle değil , illaki at sırtında bir cengaver olarak görmek istiyorlar Sultan Süleymanʼı ve cenk sahnelerini yetersiz bulup sanki haremde daha fazla vakit geçirmiş bir Sultan olarak gösterilmesine sitem ediyorlar.

Burada da ilgi duydukları, tarihte dar bir alan.

Son günlerde ortaya fırlayan ʻŞehzadelerʼ ise ayrı bir alem, aile namına konuşmaktan çekiniyorlar, çünkü toplandıkları zaman kimi Almanca, kimi Fransızca, kimi ,Arapça, kimi İngilizce konuştuklarından ve ortak dil Türkçe olmadığından veya bilen az olduğundan birbirleriyle iletişim sorunları olduğunu açık yüreklilikle açıkladı Suna Vidinliʼnin ekranlardaki konuğu ʻŞehzadeʼ.

Kırmızı çizgileri ise ʻHaremʼ imiş. Babaannemiz Hürrem diye bahsetti Hürrem Sultanʼdan. Hürremʼden mi ürediler bilemiyorum malum bol ʻcicianneleriʼ var !

Ayrıca ʻŞehzadeʼ üç kadına laf ettirmeyiz buyurdular, ʻHürrem ʼ, ʻMahpeykerʼ ve ʻNakşidilʼ , bu ifadeden diğerlerine laf edilebilir anlamı çıkarıyorum , Mahidervan mesela hapı yutmuş durumda .

Buradan iyi senaryo çıkar, Şehzadenin tarih perspektifinden ilginç noktalara gelinebilir.

Ama onunki de tarih merakı açısından dar bir alan.

Bir diziden çok şey bekleniyor bu da yapımcılara yazarlara çok haksızlık ve elbette tarih danışmanlarına, malum tarihle cesaretle yüzleşmeye pek hazır değil gibiler.

Bu da elbette dizinin tarihi alanını daraltıyor, sadece Haremʼde at koşturuluyor.

Sultan Süleymanʼın döneminde sarayda etkili yabancılar kimlerdi yok... Barbaros, kimleri nereden , nereye taşırdı yok, kimlerin malları yağmalanırdı yok.

Aslında ʻMuhteşem Yüzyılʼ tarih açısından Harem ve At ve Hürremʼe kilitlenmiş suya sabuna ve tarihe hiç fazla bulaşmayan bir dizi, hır çıkan konular çok yüzeysel özellikle tarih açısından.

Tarihçilerin, akademisyenlerin bu sığ tartışmalara derinlik getiremeleri akademiaʼnın onur sorunu, hele oyuncular iyi, çekim tamam, kavuk sığdı sığmadı tarzı bilir bilmez konuşan profesörler çok açık veriyorlar, hem diziyi koruyacak bir nokta bulacaksın, hem eleştiri yapacaksın zor işleri.

Bu yüzeysel eleştiriler adeta istediklerinin tarihle yüzleşmekten ziyade sudan bahanelerle Kanuni dönemini örtbas etme arzusu olduğu izlemini bırakıyor insanda.

Oysa günümüze yansıyan zihniyet , ekonomik, siyasi alanda meseleler , kırılmalar bu dolgu tartışmalarla , önlerine perde inmiş vaziyette.

Elbette bir iki kalem yazıyor, ama ekranlarda ki tartışmalar çok dar alanda.

Artık Hürremʼin ve Harem kadınlarının Tudor öykünmesi dekolteleri , At meselesi gündemde kabak tadı vermişken Pelin Çini ve Sacit Aslanʼın TV8ʼde sabahları sundukları ʻAramızda Kalsınʼ programında Gönül Yazar Hürremʼi ezdi geçti.

Gönül Hanım sahnelerde şıklığı, Alaturkaʼyı bir kadından umulmayacak biçim ve zerafette külhan yorumuyla ve aşklarıyla Cumhuriyet dönemimin en ilginç kadınlarından biri.

7 defa evlenmiş, aşktan asla vaz geçmemiş, evli olmadan yaşadığı aşklar da var, hepsinden özenle bahsediyor, adeta atmaya kıyamadığı incitmekten sakındığı her biri ayrı değerde mücavherleri gibi aşkları. Sadece eskileri takmıyor, ama saklıyor.

Şimdilerde penceresinden dürbünüyle gözlediği gelip geçen Rus gemilerinin kaptanlarından ümit kesmiş, kılavuz kaptanlara odaklanmış.

Hayatı kızına yazdırmaya niyet etmiş, sonra kızına anlatamayacağı hikayeler olduğunu düşünmüş vaz geçmiş .

En sevdiği aşklarından birini 7 yıl beklemiş evlenmek için tam ʻyüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmiş ʻ kendi değişiyle, evlenmelerine kısa bir süre kala adamın bir davranışı kızdırmış Gönül Hanımı patlatmış kaşını gözünü . Sonra yürümüş gitmiş ama adamı yaraladığı, canını yaktığı için üzgün.

Gönül Hanım içten, kendisiyle barışık, ilk eşinin vasiyeti üzre Narlıdereʼye gömülebilsin diye ailesine yardım edebildiği , vasiyeti yerine getirebildiği için sevinçli.

Gönül Hanım cumhuriyetin önemli kadınlardan biri, müzik ve aşk kadını.

14 yaşından beri kendi tarihini yazmış , aşık olduğu adamları da tarihe geçirmiş bir kadın .

Hürrem gibi kanın oluk gibi aktığı savaşlara eşlerini uğurlamamış , yağma paralarıyla ʻselatin Camiileriʼ veya hayır işleri yapamamış bir kadın.

O günahları ve sevaplarıyla , doğru ve yanlışlarıyla tıpkı Cumhuriyetimiz gibi.

Dimdik, özgür , müdanasız, yalansız, ve aşk var içinde.

Gönül Hanıma laf yok, ne ablam, ne kardeşim, ne de ben ʻVeliahtımʼ ama Gönül Hanımʼa laf ettirmem.

Cumhuriyetime ettirmediğim gibi.

Sende yaz kızım annenin yaşamını ,anlattır ona ikna et, bu topraklarda hep gölgede kalmış , erkeklerin kendilerini tarihe geçirmesi için sıraya girmiş kadınların yaşamadığını bilsinler, annen Cumhuriyetin tarihi, doğru ve yanlışlarıyla .

Sevgiyle

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ