forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Ekranlarımız parayla bozdu!

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Paranın Takibinde, Paranın İzinde, Paranın Peşinde, Paranın Gölgesinde, Para Dedektifi diye bile program var ekranlarda.

İnsaf yahu, biz seyircilerde sonuçta  birer insanız ve değerlerimiz var , niye parayla bozmamızı istiyorsunuz.

Sıkı Para, Gevşek Para

Para geldi, haydaa bir sevinç , bir sevinç....

Para kaçtı  haydaaa ne olacak şimdi battık mı ?

Halbuki  para gelir, ortak olur hatta  sende korsun para bazen  gelenden fazla  ,  ama bir düğmeye basarlar  hooop gider para dediğin dünyanın bir ucuna , paranın siyasetle içiçe globally yours durumlarını bilmeyen mi kaldı ? 

Ama yeter artık, ekranlarda  para programlarından  midemiz bulandı , saymakla bitmiyorlar . 

 ‘Ekonomi Kanal’ı olmayana artık kız verilmez hale geldi.

Bu kadar da olmaz ki.

Parayı bu kadar sevimsiz hale getiren yayıncılık anlayışının kapitale ne faydası var onu da anlamak mümkün değil.

Para programları  cirit atarken , ekran ahalisinin ruhunu arındıran programlar kaç tane ? 

Ne oldu  Gürkan Hacır’ın ‘Şimdiki Zaman’ ı na , Enver Aysever’in  ‘Zamana Karşı’ programına ? Birini kaldırdılar öbürünü koydular, sonra tekrar eskisi başladı, daha sonra o da kalktı. Derken bir baktık hepsi kalkmış.

Halbuki ikisi de devam edebilirdi, çok mu büyük prodüksiyonlardı, çok mu para gidiyordu !

Nitelikli programlar hiç yok değil mesela  ‘Meksika Sınırı’ geleneğiyle başlayan türevleri , hele ‘Kaçış Plan’ını seyretmeyen gelin almam şahsen.

 ‘Para Programları’ karşısında yenik değiller ama sayıları yeterli değil ve yeterince ulaşamıyorlar  halka .

Kapitalizmin  ınsanlığın hassas değerlerini yerle bir ettiği , kendisine karşı olan herşeyi yok ettiği  kutsal sayılan ne varsa çürüttüğü söylenir , bu tehlikeyi dengeleyecek hangi programlar var  ekranlarda ? 

TRT Okul ‘da Yapımcılığını Hasan Çakır’ın , yönetmenliğini Müjdat Koçer’in yaptığı ‘Ne Diyoruz, Ne Anlıyoruz’ adlı  program  türünün baş yapıtı, Pof. Cengiz Güleç, Prof.Ahmet İnam, Mehmet Ali Kılıçbay afazi hastası topluma şifa dağıtıyorlar resmen.

TRT bu programla kamu görevini göz kamaştırıcı biçimde yapıyor bu işin bir yanı.

Parayla bozmuş medya kanallarından kaçı  bu programa veya programda  yer alanlara transfer teklifi yaptı acaba ? Serbest piyasa ekonomisinin erdemi rekabetse , iyi olanın peşine düşmekse, ya da daha iyisini yapmaksa daha açıkçası;

Bir şeyi anlama, kavrama  (havsala)  yeteneğini geliştiren bu pek kıymetli ve nadir bulunan insanların medya piyasasında ki değerleri nedir acaba çok merak ediyorum.

Merakım medyada insan değerlerinin ölçümü değil elbette, kimin ne haddine ama bir Kıvanç Tatlıtuğ’a kaç Ahmet İnam ediyor değer yargıları , bir Kenan İmirzalıoğlu’na kaç Ersin Kalaycıoğlu...

Merakımı kayda geçiriyorum.

Onları;  ne anlattığı belli olmayan, hukuku , aşkı yerle bir eden, ya da intikam  peşinde sığ  hikayelerde dudak uçuklatan bütçelerle yer alanlarla  mukayese gafletine düşmüyorum ama  ülkeyi moronlaştırma projesinde yer alan vasat altını zenginleştirme ve prodüksiyon insanlar yaratma sürecini kayda geçiriyorum. 

Her biri kendi programını sürükleyecek , çağlayacak  ve hafsalamızı genişletecek adamlar ekranlarda nerede ?

Onlar zaman zaman hoşumuza gitmeyen şeyler söyleselerde bize en lazım beyinler, yangında , selde ilk kurtarılacak insan değerlerimiz , yatırımlarımız.

Yeni nesiller onları tanımalı, dinlemeli.

Orhan Koloğlu, Murat Çulcu, Suat Parlar , Oktay Taftalı, Ahmet İnam, Mehmet Ali Kılıçbay, Zafer Toprak, Ersin Kalaycıoğlu , Dücane Cündioğlu ilk aklıma gelen isimler , daha nice kıymetler var, elinizde kumandanız zaplarken her gece mutlaka ekranlarda birine rastlamak toplumsal sağlığa faydalı olacaktır.

Tam bu sırada Türkiye Dergisi yeni sayısı geldi, alelacele Nuri Sağlam’ın  Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Sahnenin Dışındakiler’ eseriyle ilgili yazdıklarını okudum, alın size haftalar boyu sürecek ve bizi arındıracak bir tartışma konusu, hemde güncel mi güncel.

Mustafa Çalık, dergi okurlarına mektubunda yazdığına göre  Çalık köyüne çekilmiş ‘kom’ inşaatına kendisini vermişken ‘Türkiye Günlüğü’ ihmal edilmemiş, sahi acaba ‘Türkiye Günlüğü’ neden başlıbaşına bir televizyon programı olmaz.

Çalık’ın entellektüel öfkesine , gazabına  hasret kaldık , siyaseti bu hasletleri yanında zaten geçmişin gölgesi kalıyor.

Derginin bu sayısındaki içeriğinin her bir başlığı uzun haftalar sürecek  televizyon programlarına ilham olur. 

Musa Duman’dan Kemal Derviş’e  Murat Yılmaz’dan Şeref Ünal’a , İhsan Fazlıoğlu, Fatih Şeker Süleyman Hayri Bolayır , İlknur Türe, Gültekin Yıldız’a  ülkemizin değerli düşün insanları yazılarıyla Türkiye’nin Günlüğünü tutuyorlar.

Oysa biz biçare televizyon izleyicileri ;  nereye zaplarsak zaplayalım aynı insanlara raslıyoruz, bu fena çok fena.

Ekranlarda ki Nöbetçi Entellektüel taifesi sıkıntı veriyor artık . 

Dizilerin kadroları gibi onlarda  değişmiyolar  , bir hafta arayla eski kadro yeni dizi karşımızdalar, 

Alternatif izlence olarak  sunulanlar   bir iki istisna dışında ,  yaratık diziler, yarışmalar.

Yarışmalarda hakim felsefe yarışmacının hikayesi olması, hepsinin her insan gibi hikayesi var ama şarkısı, marifeti, yeteneği  için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz.

Bize ekranlardan devamlı  sunulan  AVM’li , paralı,  konaklı, rezidanslı, ultra daireli, akıllı apartmanlı , sabun köpüğü dizili bir yaşam.

Sonra medya  düzenin oyun kurucuları ‘toplumsal hassasiyetler’ den bahsediyorlar .

Toplumsal hassasiyetiniz sadece İmralı, Bayrak, Kürt meselesiyle mi sınırlı Allah Aşkına ?

Medya düzeninde gücü kullananlar sanki ellerine araba anahtarı verilmiş, cepleri parayla doldurulmuş  daha öncede kafayı çekmiş çocuk gibiler.

Ne zaman nereye çarpacakları belli değil, kendi hayatlarını düşünmüyorlar , çarpacaklarını mı düşünecekler..

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ