forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Kokuşmuş bir şeyler var, açık havada bile kokudan burun direği kırılıyor

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Justin Bieber, androgynous bir imaj olarak dünyayı yakıp yıkarken turnenin Türkiye durağında olanlar çok ama çok eğlenceliydi.

 

Kızların ‘Kızım seni Justin’e vereyim mi ? İsterim babacığım isterim’ durumları çok komikti. Komediye hasret kalmışız şahsen bana çok iyi geldi.

Bir baba kızının Justin için yazdığı kitabı ağzı kulaklarında , iftaharla kameralara tuttu !

 

Havaalanında Justin minibüse kendini hapsedince ;  

‘Bana bir hay diyemedi’ böyle şey olur mu diyen kız ile 

 ‘İçeri giremiyorum , bilet alacak param yok fakirim diye mi Justin’i göremiyorum hüüüü’ diye salya sümük olan kızımızın olaya getirdiği sınıfsal bakış kara mizah değilde nedir . 

 

Justin ‘Türk kızları ter kokuyor ‘  diyince bizim kızları ,  açık havada sahnedeki sanatçının burnunun direğini ter kokularıyla kırmayı becerebildikleri ve  30 bin ter kokusuyla rekorlar kitabına giremeyi hak ettikleri için tebrik etmek lazım.

 

Benim bildiğim ve zekasına hayran kaldığım reklam sektörümüz  asla bu fırsatı kaçırmayıp mutlaka Justin’le bir deodorant reklamı çekecektir.

 

Büyük bir ihtimalle bu reklam filminde de  Justin’le birlikte Gülse Birsel oynayacaktır  , çünkü Gülse Birsel’imizi  hemen her markanın reklam filminde oynarken görüyoruz , öyle ki artık zamanı yetişmediğinden aynı anda iki değişik markanın reklam filminde aynı anda gösterimde. 

Maamafi ikincisi , Bonus olmayan  markayı hatırlamıyorum, tamamiyle Gülse Birsel’in belgeseli şeklinde çekilmiş . 

Hatırda sadece Gülse Birsel güzellemesi kalıyor , çok da güzel olmuş ama ben şahsen saniyenlerle sınırlı olmayan  ve başkalarının  özne hakkında konuştuğu belgeselleri tercih ederim. 

Hoş  Gülse Birsel’in  kendi reklamına ihtiyacı elbette yok ,ekranlarda  tek tabanca rakipsiz , rekabet riski olmadan başarılı ,  ki bu Türk usulü serbest piyasa ekonomisinin  bir ‘lutfu’dur.

 

Senin reklamını yapacağız  üste para vereceğiz teklifine kim hayır diyebilir .

 

Reklam dünyamız gizemli bir dünya , hikmeti rating ölçümleri desen değil, belki anketler olabilir ne de olsa cevabı cepte sorularla yapılan anketlerin gerçekler olarak kabulüne  alıştık , hatta  anketlere sıkışmış kalitesiz bir demokrasiye bile razı olduktan sonra bu duruma şaşmamak lazım.

Siyaset ve reklamverenler arasındaki paralel kurguyu kayda geçiriyoruz.

 

Ekranlarımızda reklam verenlerle ortak kurulan yayın  denklemi ; 

fikirler yerine olaylar ve özellikle kişiler üzerinden yayıncılık ilkesini benimsemiş durumda.

 

Medya ve Reklamverenler arasındaki paralel kurguyu da elimiz deymişken kayda geçiriyoruz.

 

Bu denklemin kurulduğu   medyada  Türkiye’nin büyük değişim  amaçlarına  yönelik siyasetlerin  paralelinde büyük  fikirler boşuna aramayalım . 

Ekranları eleştirirken bu büyük denklemi göz ardı ederek o dizi iyi, bu oyuncu kötü diyerek ıskalanan asıl meseleyi kayda geçirelim.

 

Zaten   büyük fikirler,  fikrin çıktığı insanı değil kendi dışındakileri büyütmek amacı güder kişiler üzerine kurulan matematik sadece oyalayıcıdır kullanılan öznelere de para kazandırır.

Olaylar , kişiler  çevresinde dönüp dolaşan  yayıncılıktan  faydalanmak diye bir şey büyük amaçlar için söz konusu değildir.

 

Programlardan dizilere  ‘Büyük Fikirlerin’  üstünlüğünü  faydaya çevirmeden  ,kullanmadan medya yuvarlanıp gitmektedir.

‘Büyük Fikir’lerden kastım asla entellektüele  kölelik , biat ve bunun  oluşturacağı bir baskı yaratmak değildir, tam tersi kişiler ve olaylardan kurtulma özgürlüğüdür.

 

Mevcut medya düzeninin izleyicinin üzerine    zihinsel , ruhsal  anlamda zerk ettiği gaddarca, zalim, acımasız uyuşukluk belli bir süre için kitleleri oyalama açısından bazı çevrelere akıllıca gelebilir amma uyuşukluğun sonradan çıkan en büyük yan etkisi ‘kayıtsızlık’ bir toplumu eritip bitirir. 

Kimse kalmasın ben tek başıma yaşayacağım diyen azınlığın birbirini yok etmelerine aynı rehavetle bakan izleyiciler toplumu kimin işine yarayacaktır sorusunu kayda geçiriyoruz.

 

Evet kokuşmuş bir şeyler var , artık açık havada bile binlerin ter kokusu burun direğini kırıyor.

 

sevgiyle

necefugurlu@gmail.com

 

Özel Not : Can dostum , yönetmenim, yol arkadaşım , yaptığım her güzel işte büyük payı olan Jülide Övür  Hür Haberden sonra  www.kanalistanbul.com.tr yi yayına soktu.

 Medya dünyasında yönetmenlikten, kanal kuruluşu, yöneticiliğine  pek çok görevi başarıyla yapmış olan Jülide’nin ‘kadın başına’ yeni mucizesini kutlar , içinizin  açılmasını istiyorsanız ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

 

DKM ARŞİVİ