forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Medya’ da İtibar Savaşları

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Kaba duygular gitgide artarken Fenerbahçe Galatasaray maçından sonra  genç bir Fenerbahçe taraftarının bıçaklanarak öldürülmesi  dikkat ederseniz hep futbol , spor adabı çerçevesinde tartışıldı.

Oysa bu elim olay  futbolla sınırlı  bir facia değil...

Bireyler kabalaştıkça , ve medya her türlü kabalığa istemeden de  olsa  zemin hazırladıkça   kabalık sonunda vahşete dönüşecektir bunu görmek için alim olmaya gerek var mı ?

İnsan  kabalaşmaya  vahşet  sürecine girmeye görsün ,  o bıçağı evde karısına, kafede sevgilisine, okul çıkışı kız kardeşine, hatta annesine, babasına , komşusuna bir gün sallaması önceden kestirilemiyecek bir olgu değil.

Bıçak bu sefer  Fenerbahçe Galatasaray maçı sonrası hedefini bulmuş.

Vahşeti yok etmek istiyorsak işe kabalığı yok etmekle başlamalıyız . 

Kabalık hayatı yaşanası kılan değerleri  ekranlar üzerinden  silmekle görevli sanki , modern zamanların vebası bu olmalı.

Şiddet , savaşlar, insan vahşeti  kabalığın basit gibi görünen ince ayrıntılarında gizli , kayda geçirelim.

‘O zaman ‘  yerine ‘ ‘ozman’ diyen sunucular

Fikri  olmadığı için veya korkusundan sorulara cevap vermek yerine bir önceki söylenmiş fikre ‘Aynen’ diye katılan konukların ağırlandığı ve seksen defa ‘aynen’ sözcüğünün kullanıldığı programlar kaba yayıncılığın örnekleri.

Reyhanlı’da ki olaylar sonrası ekranlardaki eğlence  gene sorun oldu .

Yaslı  günlerde ‘Canlı yayın göbek mi’, ‘Banttan göbek mi ‘ tartışıldı. 

Sabahları sürekli göbek attıran  medya olunca  nasıl yas  tutacağız sıkıntısı oluyor tabii.

Bunun genel yayın prensipleriyle ilgisi var, şahıslarla yok. 

Bu tür programlar yapanlarla ilgili bir mesele değil .

Sorun zannederim göbek atmanın erotizmden başka bir fikri olmamasında. 

Bu yüzden acı karşısında suçlu gibi kalıyor. 

Yoksa dans da yas tutar.

Bir Tangocunun anısına kareografisi yapılmış , yaşlı bir erkekle genç bir kadının dansını izlediğimde göz yaşlarımı tutamamıştım.

Dünyada dansın anlamı, felsefesi, fikri var ,sadece  bizim ekranlarda sabah göbek atmaların yok.

Sabahın körü karga bokunu yemeden göbek atmanın ne anlamı olabilir.

Bizim anlamı olan danslarımız yok mu, elbette var ama  uzun zamandır  ekranlarda dans gösterisi izlemiyoruz, 

Dansla kastım , hani erkek , kadın bazen tek başlarına bazen birlikte yaparlar  müzik eşliğinde ..... 

Folklor dansımızı da   unuttuk , eskiden okullarda folklor öğrenmeyen öğrenci yoktu.

Göbek dışında tüm danslar   kabalığın kurbanı oldular artık sadece göbek atılıyor .

 Ekran dansçıları genellikle orta yaş kadınlar , topluca oldukları yerden kalkıp başlıyorlar göbek atmaya ,   ne hevesliymişler dansöz olmaya, kıvırtmaya  dansöz olsalardı  bari ,  onca yıl  niye  beklemişler !  

Ellisinden sonra erotik haller   kadınlara pek yakışmıyor sonra komedi filimlerinde alay konusu oluyorlar doğrusu içim acıyor.

Velhasıl  sabahları ekranlarda göbek atma tutkusu ;

Dansözlere kabalık

Dansa kabalık.

Alay  konusu olmaları açısından göbekçilere acıklı bir  kabalık .

Sabahları 8:40 da TV 8 de Sacit Aslan ve Pelin Çini’nin u yılın fenomeni magazin  programlarını farklı yapan  yapan özelliğin  Sacit Aslan’ın    samimi, korkusuz ama bir o kadarda kelimeleri seçerken özenli   ve kabalıktan uzak üslubu olduğunu düşünüyorum

İki nesil karşı karşıya, işin eğlenceli yanı da bu .  

Fulden Uras’ın konuk olduğu ve kendisini soyan hırsıza hapiste baktığını anlattığı bölümde  ‘Ejdarha Dövmeli’  kızımız Pelin Çini , Fulden Uras’ın hırsızından ‘Hanımefendi’ diye bahsedince hırsızlara kibarlığıyla maalesef ‘Hanımefendiler’ e farkında olmadan kabalık etmiş oldu .  

Sacit Aslan’ın müdaheleleri beklediğimiz  anlardan biriydi , fakat bazen  bazen de yorgun düşüyor ‘İsmim Reşit kendin söyle kendin işit’ diyor ki, 

doğrusu bu sözler bile  bir neslin içini rahatlatıyor.

Sacit’in yakaladığı ince çizgi budur,  hak edenleri överken hak etmeyenleri eleştirebilmek.

Pelin Çini bunu çözecektir ....zeki bir kız .

Medyanın saymakla bitmez kabalıkları ;  şiirsiz, öyküsüz, öykünmeci yayıncılığından mı kaynaklanıyor acaba diye insan içinden geçiriyor.

Elbette istisnalar var.

Medya Harabelerinin  açan çiçekleri diyorum onlara ; Yayıncılığın bence göz bebeği,  dört genç  kadından söz etmeden geçemeyeceğim.

Haber Türk ‘de her gece  ‘Öteki Gündem’ programıyla çok ciddi çalışma ürünü  yayın maratonu yapan   Pelin Çift,  kendi gündemini belirleyen nadir programcılardan . 

CNN Türk ekranlarında  kendine özgü sunumu ve Amanpour’a taş çıkartan sürpriz ataklarıyla Nevşin Mengü yerine sığmıyor.

A Haber’de Selin Ongun ise sakin görünen programında fırtınalı konulara yelken açmaktan korkmayan ve kamu yayıncılığının aydınlatma , meydan okuma noktasına önem veren bir programcı. 

Sky Türk’de Uyanış Tuğtaş’ın programları ekonomiyi para dar çerçevesinden sosyolojik mesele olarak ele alması bakımından  çok anlamlı ,  ayrıca  yabancı dilde de  yaptığı röportajlarıyla dünyanın bir parçası olduğumuzu hatırlatan çalışmaları umut veriyor insana, e yanlız yaşanmıyor globalleşiyoruz derken , ‘ hani nerede ? ‘ sorusunun cevabını ekranlardan vermeye çalışıyor.

İşini çok ciddiye alan bu dört  genç kadının küsmelerinden korkarım, çünkü dördü de vasatın üstü , içim titreyerek kutlarım.

Evet , onlara  bu yüzden  harabelerin içinde açan çiçekler  diyorum.

Halil Bezmen geçtiğimiz hafta Selin Ongun’un konuklarından biriydi. 

Bezmen’in onca yaşadıklarından sonra ‘İtibarın mı, kolun mu deseler kolumu alın itibarım kalsın derim’ sözleriyle yazımı bitirmek isterim.

Medya istediğini istediği zaman itibarsızlaştırma gücüne hala sahip.

Lakin hala itibarsızları itibarlılaştırma çabalarında boşa kürek çektiğinin farkında değil.

İtibar ;  vahşete dönmüş kabalığa karşı amansız bir savaş veriyor medyamızda.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ