forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Garipçe Köprüsü

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Üçüncü  Köprünün inşaatının açılış töreninde  köprünün adını açıklayan Sayın Cumhurbaşkanı bizlere sürpriz yaptı.

 

Köprüye bu ismi vermek için Cumhurbaşkanımızın   ‘arkadaşlar’ , ‘hükümet’ , ‘biz’  düşündük mealindeki  sözlerini  ekranlardan  izledik  duyduk.

Sayın Cumhurbaşkanımız çoğul konuştu,  tam olarak kimler anlayamadık . Anlayabildiğimiz milyonlarca  Alevi  ve benim gibi düşünen Sünniler , diğer inanç gruplarındaki İstanbul’lular bu pluralizme dahil değil.  

Hiç birimiz yokuz yahu.  

Bize fikrimizi soran olmadı.  

İstanbul gibi Anadolu’nun değişik etnik, inanç gruplarının oluşturduğu  bir dünya kentinin oturanlarına soran yok, isim önerisi alan yok, hatta plebisite gitmeyi akıl eden yok hop isim konulmuş. 

Kimler koymuş, ‘biz’ kimler ?

Cumhurbaşkanı ve Hükümeti anladık, fakat  isim babası, ilk akıl eden kimdir , onu ismen öğrenelim ve kayda geçirelim.  

Köprü gibi  ortak bir  sevinci kabusa döndüren aklın ileride adını gün olur münasip bir yere yazar bu millet.  

Köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilme sebepleri ise bin türlü tartışmaya açık,  Safeviler’e ( 1501 - 1736 ) hatta Memluk’lara (12 yy ) Selahattin Eyubi’ye dayanmış bulunuyoruz.

Bu dozu kaçmış ‘tarih bilinci’ nin acil tedavisi gerekiyor.

Sigaradan, köprüye , üniversitenin   ölmüş Sultan’a verdiği onursal doktoraya her konuyu tarih üzerinden götürmenin anlamı yok , geçmişperestlik  geleceği tahrip eder hale geldi.

Bundan fütürist projelere yönelen Ak Parti zarar görmeyecek mi sanki ?

Halkımızın emperyal duygulara düşkünlüğü dünyaca bilinmektedir. 

Hatta yabancı istihbaratların malumu olduğunu da duymayan sağır sultan kaldı.

Siyaseten kullanıma açık bir alan içeride ve dışarıda , fakat bu kadarı ters tepecektir aslında bu da iyi bir şeydir.

Tarih bilinci ayrı, geçmiş üzerinden rövanşist gelecek kurmak  farklı şeyler .

Köprüler, barajlar, kanallar , hava limanları , santrallar gibi  büyük projelerin   hepsi fütürist işler , gelecek vardır  hepsinde geçmiş değil.

Bu durumu önemle kayda geçiriyoruz.

Bu tür  anıtsal yapılara verilecek isimler halka  bırakılmadığı için sokak, bulvar isimlerinin durmadan değiştiği bir ülke olduk, kronik bir hastalıktır bu.

Ama halkın verdiği isimler çok daha hakkaniyetli olduğundan hiç değişmez. 

Örneğin Sivas’da , İzmir’de Halil Rifat Paşa’nın ismi verilen yerler durur, çünkü nesilden nesile kalplere geçmiş hizmetleri vardır .

‘ Devlet dedeme   kazık attı mal sipariş etti  sonra  vaz geçti almadı bende şimdi iktidarın parçasıyım bakın görün’   rövanşizmi ile tarihden intikam alınarak verilmiş isimlerin silinmesi mukadderdir.

Halil Rifat Paşa’nın adı  okullara verilmiştir , spor kulüplerine verilir çünkü  halkın  içinden  gelmiştir ve henüz hoyrat eller dokunamamıştır  , çünkü o ‘Gidemediğin Ye Senin Değildir’ sözünü söylemekle kalmamış   arkasında durmuş kayaları delmiş  yollar açmış   bir devlet adamıdır.

Şimdi olanlara bakın ; köprümüz olacak diye seviniyoruz,  borçlanıyoruz ama olsun kemerleri sıksakta değecek gelecek nesillere yatırımdır diyeceğiz  daha temel atma töreninde burnumuzdan geldi.

Tartışmanın derinine girmeyelim,  lakin   Meclis Başkanımız’ın   buram buram siyaset ve propoganda kokan konuşmasına ne diyelim,  bilhassa günün ehemmiyetine uymayan ‘para’ konusuna vurguları umarım yabancı konuklara çevrilmedi.

Allahtan bu iktidarın çeviri yapmama , yapamama gibi bir özelliği var, Sayın Başbakan’ın Beyaz Saray ziyareti sırasında yaptığı konuşmaların bırakın kötü çevrilmesi, çevrilememesi gibi özelliği olduğunu kulaklarımızla duyduk. 

Hatta bir iki yerde Sayın Başbakan yardımcı oldu, Sayın Başbakan İngilizceyi söktü bunlar adamın söylediğini tercüme etmekten acizler.

Neticede bir köprü yapılıyor, memleketin ortak sevinci olacakken burnumuzdan geldi.

Ya sonrası ; akillerin tok sözlü kadın Prof.’u Deniz Ülke Arboğan ne yazmış  ; ‘Eğer böyle bir ortamda Yavuz Sultan Selim şuurlu bir seçimse mesaj net ‘kavgaya hazırız’ şuurlu bir seçim değilse  mesaj yine net ‘az akıllıyız’.

Hükümetin seçtiği akiller hükümetin aklını sorgular hale geldi, daha önce Avni Özgürel’de ‘Tayyip Erdoğan’ın aklı  olsa bu kadar akil seçmezdi’ demişti .

Bir başka  tarih ahkamcısı daha önce ‘kuyucu Murat’ ın isminin Alevi katliamıyla ilgili olmadığını kendisinin vezir olmadan önce kuyu açtığını söylemişti Maaşallah daha sonra ‘Akil’ oldu.

Bir akil kendisini eleştirenlerle mahkemelik, diğeri Sünni’likten çıktığını açıkladı.

Muhalefet gibi çalışıyor akiller, aşkolsun ! aman görev süreleri uzasın .

Yavuz Sultan Selim’in kaç Alevi katlettiği hususunda  rakkamlarda  anlaşma sağlanamaması  noktasına gelinmesi ise bir başka büyük ayıp. 

Aynı Ermeni Meselesine döndürdüler .

Ne oldu barış diline, ne oldu Ak Parti’ye ?

Yoksa her siyasi partimiz gibi yarattığı dar çevresinin kubanı mı oldu ?

Yeni köprünün adı Anadolu  yakasında başladığı yere  atfen keşke ‘Garipçe Köprüsü’ olsaydı. 

Hem dokunaklı , hüzün veren birbirimize yabancılaşmamızın  hemde acaipliğimizin simgesi olurdu.

Her şeye rağmen ‘Garip’liğimizi  ayaklarımız altına alıp batıya yolculuğumuzun  simgesi.

‘Garipçe Köprüsü’ nü kayda geçiriyoruz , geleceğe tutunuyoruz ve batıya doğru yürüyoruz.

Sokullu Mehmet Paşa tarafından Vişegrad’da  Drina ırmağı üzerinde yapılan köprüye ‘Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü’ adı verildi de ne oldu ?

Köprü dünyada  İvo Andriç’in  Nobel edebiyat ödülü alan ‘Drina Köprüsü’ romanı ile tanınır.

Biz ‘Garipçe Köprüsü‘ nü  bir gün yazabiliyor muyuz , adı o zaman konur  ve  aslolan budur.

Şimdilik sinirlerimizi bozmayalım, bu da gelir bu da geçer.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

 

DKM ARŞİVİ