forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Sokaklardayız

Aktif .

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Halk sokaklarda; Al Jazeera,  Halk TV vermese evdekilerin haberi olmayacaktı.

Sayın Başbakan’ın Türkiyede ‘Olay’ olan  ABD ziyareti ABD medyasında kaç saniyelik bir haber oldu malum, ama ‘Taksim’ haberleri epey yer aldı  gerek  ABD , gerek Avrupa’da.

Bu durumu bilhassa kayda geçiriyoruz .

Bruce Willis bile tweet atmış, ama Kevin Costner suskun !  

O dönemin  Ak Parti Başkan yardımcısı Prof. Edibe Sözen yorumlasın bu durumu, malum  Kevin Costner’ın da Ak Partinin değişim sürecini desteklediğini söylemişti !

Ak Parti  şehri ağaçlandıran bir belediye başkanıyla siyasette iktidara yürüdü , bir parkın ağaçlarıyla kalpleri yaraladı, yaralamaya  devam ediyor .

İş büyüdü, büyüyor.

Artık ağaç hesabı yapmanın, ağaçlarda takılı kalmanın anlamı yok.

Elbette bu ülkenin bütün insanları ağacına da, sokağına da, suyuna da, toprağına da , kaynaklarına da özetle vatanına sahip çıkacak gerektiğinde uyaracaktır , bunda anlaşılmayacak bir durum yok.

Ne ağaçları, ne ABD’yi, ne kendi halkını  anlayamadan  bunca yıl nasıl iktidar oldu Ak Parti sorusunu kayda geçiriyoruz.

Ak Parti demokrasimizin bir siyasi partisidir, neticede seçimle geldiği gibi gider ama medyamız için aynı imkan yok. 

Taksim olaylarında   haber veremeyen medya  tarihinin en büyük utancıyla başbaşadır Medya  ‘Tükenmişlik Sendromu’nda Meryem Uzerli’yi geçmiştir , belki  Almanya’da tedavi olurlar   , belki Uzerli gibi rapor alırlar .

Ama  medyanın beyin ölüm gerçekleşmiş de olabilir.

 Medya’yı  ‘Üzerimizde baskı var ‘ağlaşmaları ise özrü kabahatinden büyük hale getiriyor .

Koskoca adamlarsınız mesleğiniz, yayıncılığın gereği ne ise onu yapsanıza.

Lali epkem dilleriniz.

Medya yöneticileri ;  hangi dizide  koskoca rollere  hangi mankenler  konulacak  kararlarına gücünüz yetiyor da , memleket sokaklara dökülmüş bunun haberini vermeye mi yetmiyor ?

 

Halk sokaklarda , İclal Hanım Lavanta üzerine konuşuyor,   Emine Beder  yufka içine et yemeği dolduruyor , ekranlarda kuşlar, penguenler  hayvan belgesi izlemekten insanlığımızı unuttuk , tamam doğayı severiz de bizimde hikayelerimiz de var , Nebil Özgentürk varda Allahtan insanlığımızı hatırlıyoruz. 

Olaylar  hafta içi olsa göbek atsak mı atmasak mı gelgitleri olacaktı ekranların  .

 

Ömer Laçiner gibi aydınlar var ekranlardan  içimize su serpen.   

Ama    halkın aptal, olan bitenin  farkında olmayan, kullanılmaya açık canlılar olduğunu düşünen medya ağızlarını demokrasinin edebine uymaya davet etmenin de zamanı geldi . 

 

Hele hele, 27  mayıs öncesi olayları, 28 şubat sürecinde tencere  tas çalmalardan  benzetmelerle vehimler üretmenin demokrasi adabına aykırı olduğunu  kayda geçirelim.

 

Sivil itaatsizlik tef de çalar, düdükte, gitarda, sazda  bundan kim neden rahatsız oluyor  manalar çıkarıyor anlayamadım. 

 

Provakatörlere dikkat etmeliymiş halk, Allah Allah bu devletin   görevi .  

Sokaklara   inmekte maksadı belli halkın, başka maksatla oraya gelip sağı solu ateşe verenleri bulup çıkartacak hali yok, dedektiflik yapmaya gitmiyor meydanlara, o iş devletin görevi. 

 

Meydanlara inen herkes provakatör, söylediğinden başka maksatlı, terörist  diye düşünce üretmek ciddi bir ruh  hastalığı emaresi olabilir ancak .

 

Medyayı  kayda geçirmeye devam edelim.

 

Mainstream medya , artı yantiri kanallları   sınıfta kalmıştır.

 

Ak Parti medyası ise   iltimasla sınıf geçirilen müdür çocuğu gibi oldu .

 

Ak Parti dönemi  ‘medya dar çevresi ‘ yandaş medyayla  hem genişledi hemde fikri manada  çok  daraldı , nasıl becerdiler bunu hayret ki ne hayret , hesaplanarak yapılabilecek bir iş değil.

 

Yandaş medya  dönüp dolaşıp aynı şahıslara  geliyor , aynı mainstream medya gibi.

 

Mesela TMSF Çukurova Medya grubuna  ‘başarılı medya yöneticisi’ Cengiz Özdemir’i atamış . 

Özdemir  Star Medya grubu başkanı olarak gene TMSF tarafından atanmışken Kenan Işık’tan haber sunucusu yapma gayreti  medya tarihine geçmiş başarılarından biridir,  kaç günde Kenan işi bırakmıştı  hatırlayamıyorum.

 

Cengiz Özdemir’in  ikinci medya başarısı da  devamlı TMSF tarafından el konulan medya gruplarına atanması oluyor bu da ikidir oluyor zaten. 

TMSF’nin anlaşmalı eczanesi gibi oldu Sayın Cengiz Özdemir , el konulunca atanıyor ve medyada başarılı oluyor.

 

Ak Parti’nin  medyası ile başı çok dertte, yandaşlardan yakasını kurtaramıyor Sayın Başbakan. 

 

Elbette işini doğru yapan istisnalar var  elbette  ama  bir kişi 5 diziye danışmanlık, 3 tv de yorumculuk , gazete köşesinde yazarlık  yapınca verimli sonuçlar alınmıyor, Perikles, Perikles, Perikles durumları oluyor , çok konuşuyorlar, ve etkileri kalmıyor.

 

Her yandaş gazeteciye nerede ise 2,3 program , 3, 5 dizi danışmanlığı düşmekte !

Ayrıca akil sürecinin her biri tabii  üyeleri oldular , tabii senatörler gibi.

 

Yandaş medya ekranları sevdi hatta bu tutku uğruna  güzelleşme  derdine  düşenler var.

 

Yöneticilerden bir  adamcağız  kademeli olarak burnunu kestire kestire hal oldu . 

Burnu büyükken çok daha  mütevazi idi  şimdi burnu küçüldü kibri büyüdü . 

 

Türk  Medya Tarihine   burnu küçüldükçe burnu büyüyen ilk insan olarak geçti.

Birde burun kesildikçe dudaklar fazla yayıldı , sol  kulaktan sağ kulağa genişledi o durum nasıl toparlanacak bilemiyorum.

 

Müzevir medyayı da kayda geçirelim, olayları anında haber veren tek TV Kanalı  Halk TV’yi gammazlayıp duranlar oldu .

Al  Jazeera’yı da gammazlasana hadi...BBC, CNN sırayla git.

 

Sende haber yapsaydın , geceleri ROK’u bağırttıracağına yayıncılık yapaydın.

Mesele ne Halk TV’dir, ne ROKTV , yayıncılık ahlakıdır.

Halk TV imkanlar açısından dökülüyor, yapabileceklerinin en iyisi mi o da tartışılır ama haber verdiler.

 

Gazetecilik, habercilik yapılmadı Taksim olaylarında.

Hele arabuluculuğa soyunan, akıl veren gazetecilik halkın sabrını çoktan taşırdı , haber istiyoruz haber, akıl, arabuluculuk değil.

 

Hükümete akıl verme, arabuluculuk hevesinde  Taha Akyol’un en genç , en ciddi rakibi Hakan Çelik. 

Kendisi şüphesiz çok yönlü bir arkadaş, radyocu, temsilci, ‘weekend’ci, otomobil eleştirmeni , moderatör, elhasıl bir medya akili , lakin gazeteci değil , haber vermiyor, veremiyor.

 

Velhasıl medya  yandaşı, candaşı Taksim Olaylarında toptan sınıfta kaldı, kayda geçiriyoruz.

 

Gidişata  bakıp duruma göre olayların 3,4 gün sonrası ,muhtemelen menajer veya yapımcısının onayıyla  meydana inen bazı sanatçılarda sınıfta kalmıştır , sınava geç kaldılar .

Kalabalığa kaynak yapmış gibi duruyorlardı.

 

Cem Yılmaz’ın ‘ iyiler daima kazanır’  tweet’i de bir fikri yansıtmıyor, nedir öyle futbol maçı öncesi ‘iyi oynayan kazansın’ gibi manasız bir laf. Şart mıydı tweet atmak , çalışmadan sınava girilir mi , sınıfta kaldı ama sınıfta kalma hediyesi olarak bir Massarati veriyoruz Hem Kemal’in hatırına, hem de zengin çocuklarına sınıfta kalıncada hediye verilir ya, adettendir şımarsınlar diye .

 

Bazı sanatçıların ‘aklıselim’ daveti ise kabak tadı verdi.

Kimi aklıselime davet ettikleri belli değil, ne şiş yansın ne kebap tarzı deklerasyon davetler. 

 

Sanki burası müstemleke de halk  isyan çıkarmış  müstemleke valisine karşı .

Bunlarda üstünde güneş batmayan imparator, imparatoriçe  , halkın üstü , devletin üstü , tebaalarını  ve herkesi  ‘aklıselime’ davet ediyorlar.

 

 

Sanatçılar  bilmeli ki , daha iyisi için sivil itaatsizlik hakkını kullanan bir halk var, hepsi bu. 

Çok mu zor bunu sindirmek ?

 

Sindiremiyeni sandıkta götürüyoruz da ne hikmetse sizi götüremiyoruz.

 

Hem kısık ateş demokrasinin nimetlerinden yararlanacaksın hemde daha demokrasi ister gibi yapacaksın ,gerçekten isteyenleri de  ‘aklı selim’e  davet edeceksin  ben böyle karışık hayatları hiç anlamıyorum sadece kayda geçiriyorum.

 

Kısık ateş demokrasiden ne halk ne de çok değerli sanatçıların büyük çoğunluğu  bu daveti yayınlayanlar   gibi kazanmadı, kendilerine korunaklı hayatlar kurmadı,  seçimleri  farklıydı diyelim geçelim , bu tür davetlere de artık  umarım son verirler .

Sanatçılar arasında da sınıfta kalan  neyseki fazla yok.

 

Sanat dünyasından devam edelim;

 

Mehmet Ali Alabora ise  bir  İş Bankası aktivisti olarak meydanlara alışık, polise de alışık olduğu için zorlanmadı. 

Ben bir  süre önce Kadıköy meydanında  30, 40 kişilik bir topluluğa hitap ederken dinlemiştim Alabora’yı ,  çarşıdan dönüyordum  koydum torbalarımı bir kenara ne diyor bu çocuk diye kenara oturdum , Kyoto anlaşmasını anlatıyordu, faydalıydı  lakin  polis sayısı dinleyici sayısından bin kat fazlaydı.  Hatta bir polis konuşmalarını ezberlediğini söyledi, ‘doğacı olduk artık abla’  dedi. 

Taksimde  kalabalığı görünce herhalde hah benim arayıp da bulamadığım kalabalığım demiş olabilir  Alabora.

 

Uzatmayalım, sokaklara, meydanlara indi halk ,  çünkü  sabretti sabretti , sustu , ağaç altlarına sığındı onlarda kesilince patladı.

Bu milletin ağacına, mangalına dokunmak kimseye hayır getirmez.

 

Meydanlarda dövüldü, sövüldü , sulandı, polisin gaz kaçağına maruz kaldı.

 

Ama  halk sınıfı  geçmiştir.

 

Mahmut Övür kardeşimin  endişelenmesine gerek yoktur , geriye  gitmeyiz. 

Barış’da istiyoruz, demokraside, meydanlarda hep beraberiz , Sünnisi, Alevisi, Kürd’ü, Türk’ü , muhafazakarı, liberali.

Hiç bir partinin adamı değil meydandakiler.

Hepimiz her şeyin en iyisini , evrensel ölçeklere uygun olanını istiyoruz.

Çünkü  herşeyin en güzeline layıkız.

Meydanlardaki  halkın arkasında başka maksat, mana,  güç aramanın anlamı yok.

Halkın kendi gücü var. 

Sokaklardakiler ne terörist, ne örgüt mensubu, ne dış mihrakların kuklası.

 

Sadece sabırları taştı.

 

Meydanlarda Tayyip Bey’e oy verende var, vermeyende.  

Vermeyenler Tayyip beyin kalpten gelen sözlerine bunca yıl hiç bir şey demedi, bizim başbakanımız diye bağrına bastı ama artık Başbakan tuhaf bir hoyratlığa teslim.

 

Hoşuna giden sözlere alışmış , başka sözleri duymaya tahammülü kalmamış bir başbakan.

 

Doğrudur iş artık ağaç meselesini aştı, ideolojikte olabilir ne mahsuru var ? Demokrasilerde tek partinin ideolojisinden başkası yoktur denir mi ? 

İstanbul’da başlayan, pek çok anadolu şehrinde destek gören  toplantılar birlik beraberliğimizin  simgesidir.

Kim halkı mobilize etti diye illa bir şüpheli arayacaksak, son zamanlarda  halkla birebir temasa geçen, isteklerini tespit eden, bölge, bölge, il  ,il  sadece akiller dolaştı !

Aralarında sağlam ‘Soros’cular da vardı. Acaba diyeceğim ama , meydanlarda ki halk onları dinleyecek halk değil.

Meydandaki halk 

‘Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem ‘ 

‘Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam’ ,  

‘Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam’ , 

‘Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale’, 

‘Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum ? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum’ diyen bir halktır. 

Genetik kodları  ne etnisitede, ne mezhepte  , mısraların şifresinde saklı benzersiz bir karmadır meydanlarda ki halkımız.

Yalnız sağı solu belli olmaz...

Ne yapalım , biz buyuz, bu bizim eski huyumuz.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ

Loading