forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Gündem yıldızlarının pabucu dama atıldı Herkes ‘Gezi Direnişi’ni konuşuyor

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Sokaklarda, Evlerde, Otobüslerde, Kafelerde, Kahvelerde,Metroda, Trenlerde, Otobüslerde, bazen yüksek sesle çoğu zaman da  fısıltılarda tek bir gündem var, o da gezi direnişi.

Birbirini tanıyan tanımayan herkesin dilinde Gezi Direnişi var .

Yoksulların ağzında gezi direnişi

İş arayanların ağzında gezi direnişi

İftar sofralarında   gezi direnişi

Cesurların ağzında yüksek sesle gezi direnişi

Korkanlarının  bakışlarında gezi direnişi

Gezi direnişine her gece atıp tutanların sözlerinde bile hep gezi direnişi.

Zenginler de  en fazla gezi direnişini konuşuyorlar , ödül törenleri, davetlerde  gezi direnişi var .

Hele zengin kadınlar  , aşk olsun ne kadar devrimciymişler , Özkök’ün devrim beklediği başörtülü kadınlardan daha yaman çıktılar ,halkın tercihi gezi direnişi , yediden yetmişe , zenginden fakire .

Kayda Geçsin. 

Gezi direnişine karşı olmak kimseye hayır getirmezken ,   hele siyaseten , hala niye atıp tutar bazı siyasi çevreler ve  medya anlaşılması zor, ‘politically incorrect’ İngilizcesini yazıyorum belki daha kolay anlaşılır !

İktidarın ‘Merkez Medya’ sı da İngilizce bir gazete hazırlığındaymış onlarda herhalde Türkçe meramlarını anlatamadıklarını anlamış olmalılar, saniyen İngiliz filolojisi mezunu yandaşlar pek ortada kaldılar onlarada bir istihdam sağlanmış olacak , fevkalde bir düşünce.

Kayda Geçirelim.

Ama gezi direnişine karşı olmanın medya  dolayısıyla iş  ve diziler dünyasında hala primi var ki Şafak Sezer durup dururken Başbakan’a olan sevgisini ilan ediverdi, dün sokaklarda bu gün el öpmelerde kardeşimiz .

Başbakan’a muhabbeti yüzünden eleştirildikçe , vuruldukça nurtopu gibi bir ‘Mağdur Sanatçı’ elde edilecek, elbette iktidar gereken  ilgi ve sevgiyi gösterecektir . 

Dizi dünyası mevsimi açmak üzere dolayısıyle Sayın Başbakan’ımızın el öpenleri çok olacaktır var olmalarının başkaca yolu yok , diyeceğim o ki Sayın Başbakan ‘Berhudar Olun’ deyip geçerse tweetleri  acaba hangi istikamete döner  soru budur kayda geçirelim ve yalan muhabbetlerden biz usandık Başbakan usanmaz mı diye soralım.

Şafak Sezer’e gelince ; iner misin çıkar mısın , güler misin, ağlar mısın !

Usanmak  evet  kelime budur ve  Başbakan’ın artık usanmış olma ihtimaline umutlanıyorum  . 

Usta bir siyasetçi olan Başbakanımızda nihayet  önce Kısıklı Parkında ısınma hareketleri yaparak Gezi’ye katılmaya karar verdi , Yaşasın !   

Umarım  Gezi’de oyuncak dağıtmayı düşünmüyordur çünkü ‘Gezi ‘dekiler yetişkin insanlar . 

Yandaşlar uzun bir süre ‘Gezi Ahalisi’ni çoluk çocuk olarak kategorize etmeye çalıştılar da ondan böyle yazıyorum.

Başbakanımızın  Gezi Parkının  ‘Doğal Direniş Ortamı’ na katılması büyük olaydır, gecikmeli de olsa ,  gözler taa başında onu orada aradı doğrusu .

İster misiniz Sayın Başbakan Gezi Direnişine katılıp bütün oyunları bozsun ?

Umarım Başbakanımızın  bu cesur , barışçıl isteğini  Ak Partili yandaş kalabalıklarıyla suni bir ortama çevirmezler. 

Gezi’den kırıp sarılmayan ideoloji, örgüt,dış mihrak, öcü, cadı, olağanüstü doğa güçleri kalmadı. 

Ve Gezi Direnişi  böylece belki  de kendi iradesi dışında büyüdü,  hayırlısı oldu ayrı. 

Gezi gündemdir ve büyümektedir.

Gezi kalplerde direniyor, inkar eden kendini aldatır.

Tıpkı ABD’nin 2001 den sonra terörler savaşıyorum diye kar topunu çığ haline getirmesi gibi bunları ben söylemiyorum Amerikan aydınları, filimcileri, yönetmenleri söylüyorlar benzetme kartopu ve çığ ile sınırlıdır.

Gezi bir terör hareketi değildi, halk hareketiydi ve terör hareketi gibi algılayanlar halkın tepesini iyice attırdıklarından ve söz, protesto hakkı olmayan yandan yemiş bir demokrasi bellediklerinden şimdi yok edemedikleri kalabalıklara katılmaktan başka çareleri  kalmadı.

Başbakanımız bunu görmüş olabilir mi, görmemesi sürpriz olur doğrusu.

Gezi düşmanları ‘Niye’ sorusunu sormadılar, kendilerince cevaplara göre sorular uydurdular ve uydurmaya devam ediyorlar , şimdi gezi gücünü partiler üstü sorgulayan bir sivil hareket olarak devam ettiriyor.

Aman Partiler dışı,veya  üstü kalmaya devam etsin ki gücü erimesin.

Gezi Direnişinin en büyük gücü iktidar , polis  ve televizyon kanalları üzerinde oldu.

Kazanan Gezi oldu, rövanşın gazabından Allah Korusun.

Kayda Geçirelim.

Peki medyamız şu aralar  ne yapıyor ?

Bol bol yemek tarifi yapıyor , ‘Gezi Direnişi’ne lanetler yağdırmadıkları zamanlar dışında tabii .

Mübarek Ramazan ayında ekranlarda izlediğimiz yemek programlarını da bu yazımızda  kayda geçirelim.. 

Uzun bir süredir  ‘Yemek Programları’   televizyonlarımızda ciddi bir  istihdam alanı haline geldi.

Envai çeşit yemek tanıtılıyor daha sonra da  sağlık programlarında  çoğu tarif edilen yemeklerin  bir arada  asla yenmemesi ve pişirme usullerinin tam tersi tavsiye ediliyor,durum   ekranlarımızın  ‘Kalk gidelim, bok yeme otur’ tarzı yayıncılığının   tipik bir örneği.

Tıpkı bir faşistle bir demokrata  karşı karşıya  program yaptırınca değişik görüşlere yer veriliyor vehmi gibi !

Fakat Ramazan ayında  yemek programlarındaki artış , tarifler artık bu Mübarek Ayın mana ve temel felsefesine resmen tüy dikti. 

Ramazan ayımızda ekranlardaki yemek programlarına  dışarıdan bakanlar  ve Müslümanları anlamaya çalışanlar  oruç ayında yemekle bozmuş olmamızı  herhalde hayretle karşılıyorlardır .

Mübarek Ramazan ekranlarda sanki oruç ayı değil pis boğazlık, obezite ayı. 

Kuzu dolmaları, iç pilavlı kaburgalar, hamsi kuşları, tas kebaplar, tatlılar vb...İftar menüsü öneren tarif verenler , iftar  sofralarına  beş çeşit hazırlamak için yarış eden hanımlar ... pes  doğrusu !

Oruç böyle mi tutulur ?

Üç beş iyi insan  beyhude anlatıyor, yanlız mide değil, gözle, kulakla, dille tutulmasını orucun , ama  nafile bunlar midelerini bile tutamıyorlar göz , kulak, dil, çok ince gelir.

Bizim evde , çocukken  ‘İftar’da ne yemek var sorusuna ‘ ‘Allah ne verdiyse’ den başka cevap alamazdık , hatta ‘Allah ne verdiyse onu söyleyin ‘ diye ısrarlarımız kahkahalarla karşılanırdı. 

Yiyen var , yiyemeyen var, hadi onu da geçtim oruç ayı bu oruç, obezite şenliği değil.

İftar vakitleri  oburlar toplantısı  hiç değil.

Ramazanın temel felsefesini bokboğazlara teslim edenleri  önemle kayda geçirelim .

Şafak Sezer’i ise kayıtlardan silelim ,Başbakanımız gibi el öpenleri çok olsun , berhudar olsun.

Artık bundan böyle ‘Kayda Geçsin’ kadar ‘Kayıtlardan Silinsin’ diye de yazacağım , bu başlığımı da araklayıp başkasına kitap yaptırmasınlar bu sefer gereğini yapacağım. 

Sevgiyle

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ