forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

‘Aslan Parçası ‘ Erkek, Eril Medyanın Dizileri ve Kadın Cumhurbaşkanı

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Bir kere de Allah Aşkına  ‘Erkekliğin’ tarihsel, kültürel, ve toplumsal bir kurgu olduğundan hareketle bakalım  meselelere, rejim demokratikleşemiyor  istenilen düzeyde, yanlız politikada değil her alanda eril (erkeksi ) iktidarların  hükümranlığının  nelere  mal olduğu ve  ne haltlar karıştırdığı ortada. 

Kadınlar, kız çocuğu sahibi olan erkekler bir kere daha göze alalım şu meseleyi gözden geçirmeyi, feminist bir istek değil bu, olsa ne olur ayrıca , insani bir talep, temek hak ve özgürlüklere dair.

Erkek iktidarlar ve demokrasi bir arada  gerektiği kadar uyuşamıyor  mu? 

Temel mesele bu olabilir mi diye düşünelim , bunda utanılacak, sıkılınacak bir şey yok.

Ülkemiz yıllardır eril iktidarların elindedir, hele tarihsel süreç,   Osmanlı Hanedanı Eril İktidarın  yüzlerce yıllık  hikayesini yazmıştır. 

Arada ortaya çıkıp Mahpeyker olmasa sülale kururdu ah Turhan Sultan, Vah Hürrem sultan laflarına aldanıp bu kadınların erkekler üzerinde  büyük etkileri  olduğunu düşünenlerden değilim, entellektüel yakıştırmaları ise gülünç buluyorum.

Realiteden kurguya geçerken tarihi diziler  bu eril tahakkümünü allayıp pullayıp tarih diye kılıflamakla meşgul. 

Fakat  bunu yaparken medya , ekranların dizi imparatorluğu  Padişahları haremde  ‘Onda Bunda Şundadır, Şunda Bunda ondadır, Mavi Boncuk Kimdeyse Benim Gönlüm Ondadır’ diye dans ettirip şarkı söylettiriyor adeta, itirazım yok, eğlenceli. Parodisi pek tutmadı çünkü gerçeği zaten komik.

Uçkuruna bu kadar  düşkün ecdada saygı duyulacak  durum pek olmaz,   derhal dua, namaz ve harp sahneleriyle  saygınlık takviyesi yapılıyor.

Eril tarihe, eril demokrasi, ve eril medya ....yani, hepsi erkeksi  ve tek iedolojik derinlik de bu!

Medya bu bakışın  gırtlağına kadar içine batmıştır ve muhafazakarlık dedikleri budur.

Esas değişimin  eril iktidarlardan vaz geçme kararlılığı olduğunu kabul etmekten çok uzağız .

Türkiye maalesef bu yüzden istediği, hak ettiği ve pek çok heyecan veren fütürist  projeye rağmen değişimi gerçekleştirememektedir. 

 Eril , erkek dünya kendisine uygun model kadınlarla iktidarını sürdürmektedir , bu liderlerin, partilerin üstünde oluşmuş asıl vesayet, asıl gizli iktidar, asıl gizli eril ordular  ve asıl derin neyse nedir.

Özkök medyası ile dini hassasiyetleri olduğu söylenen medya aslında bal gibi bu konuda mutabıktır.

Her iki tarafta yer alan kadınların erkek dünyasının ideolojisine uygun ‘ideal model’ oluşturmaya gönüllü olmaları acı vericidir , lakin çaresizdirler , diyecek fazla laf  yok.

Eril  gücün  ‘Seçtiği  Kadın Modelleri’nin   dış görüntüleri  farklıdır hepsi bu ve onların üzerinden  politikadan, medyaya  işler tıkır tıkır eril dünya tarafından yürümektedir.

Ciddi bir kazanç vardır ortada , bereket versin diyemeyeceğim, kayda geçirelim.

Kadınlar başkaldırmamaktadırlar , bu açık net ortadayken ;

Berrak’ın  balkonda öpüşürken yakalanması ,  Meltem’in  hareme girmesi mi laikliğin güvencesi  oluyor ?

Ya da başı örtülü  gazetecinin Ak Parti sözcülüğüne soyunarak muhalefet liderine  soru sormak  cevapların peşinde koşmak yerine , kendi sorduğu sorularına  car car cevap vermesi mi vesayete ,  Kemalizm ‘e karşı çıkışın ve özgürlüğün  güvencesi acaba ?

Bu gülünç mutabakatı kayda geçiriyoruz .

Bu medyanın  samimiyetsiz, iki yüzlü bilinçli, bilinçsiz oyuncularıyla sergilediği bir yanı .

Ve şimdi   son  yılın  ekran isterisi  ‘Tarihi dizi’ lerle yapılan eril propogandaya biraz daha dikkatlice bakalım .

Uzun süre bu dizilerin  derin ilüzyonunun sadece emperyal duyguları tahrik etme ile sınırlı olduğunu düşünüyordum, ama yanılmışım , eril iktidarın kadınla  meselesi işin saklı yanıymış.

Dramatik metinlerde  minör karakterler , ideoloji, ve ilüzyonun derinliği meselenin esasıdır, böyle baktığınızda bu dizilerin promosyonlarında bu sene hareme hangi ‘Abdullah Kızı’ girecek var , bir iki namaz , kırık dökük savaş ve dalkavukluk sahneleriyle  , ne kadar erkek olduklarını anlatan beylik laflardan başka   bir halt yok.

Bunun için mi tarihçilere danışıyorlar, pek tuhaf !

Birde  utanmadan maneviyattan bahseden ve sanki tarihe ‘onur’  katıyormuş edasında dizi kalpazanlığı  beni öldürecek !

Kayda geçirelim.

Tarih,  dönemin kadınlarının  gözünden de hikaye edilir o bile yok , illüzyon derinliği bu sığlıkta  , iyi ki padişahları ,  ecdatlarını seviyorlar, sayıyorlar  birde sevmeseler  kimbilir daha neler yapacaklar.  

Her ünlü kadın oyuncu bir gün haremi tadacaktır komedisi ise tutmuş işe kaynaktan öteye gitmiyor. 

Meryem’i Hürrem sanmaktan öte, Hürrem’in Meryem olduğu algısı her gün tazeleniyor.

Medya kadınlarının durumu parlak değil, peki ya diğerleri ?

Hürriyet Gündem’den okuduğum  haberde  Adli sicil kayıtlarına göre 2012 de 2 bin kadına koruma verilmiş, 10 bin kasten adam öldürme, 500 kişi hakkında ‘intihara yönlendirme’ den dava açılmış . 33 bini çocuklar olmak üzere 100 bin cinsel saldırı olayı yaşanmış. 91 bin 979 ‘cinsel dokunulmazlığa karşı suç’ olayı adli mercilere intikal etmiş. Etmeyen kaç olay Allah bilir, bunlardan 31 bin 496 olay hakkında takipsizlik kararı verilirken  50 bin 483 hakkında dava açılmış.  Cinsel saldırı 18 bin 351 , çocuk istismarı 33 bin 992 , reşit olmayan kişiyle ilişki 14 bin 164 , cinsel taciz 25 bin 472 .

Kadın ve çocukların  durumu bu. 

Özellikle takipsizlik kararı alınan 31 bin 496 olayı kayda geçirelim ,  31 bin yanlış anlama, iftira mı var yani ?

Biz ne iftiracı millet olmuşuz, 

Meclisimiz  ; Sayın Kamer Genç’in Sayın Fatma Şahin’in üzerine  abartılı biçimde alındığı ve tuhaf bir şekilde davalı olduğu sözlerine  gösterdiği namus hassasiyetini   umarım 100 bin cinsel saldırıyı da namus meselesi yaparak gösterir.

Ülkemiz yıllardır eril iktidarların elindedir, medya da bu işin gırtlağına kadar içine batmıştır tekrar ediyorum, bu büyük mutabakatı bozmak , demeokratikleşme, çağdaşlaşma, ve ahlaken boynumuzun borcudur.

Son yıllarda ki büyük kazanç kapısı  dizi dünyası da kendini bu tehlikeli oyuna dahil etmiştir, aile içi ensest ilişki bir dizinin doğal, basit, olağan kurgusu sayılabiliyorsa yukarıda ki rakkamlara  hayret etmememiz lazım. Internette bir vatandaş bu dizilerden birinin ilişkisi şemasını çıkartmış , af buyrun kimin eli kimin cebinde belli değil , vatandaş belgeliyor artık ! 

Sahi yayınları düzenleyen kurumlar vardı değil mi ?

Erkek , eril dünya  birbirini yıkayıp yağlayıp, zaman zaman zıt düşer gibi yapıp yol alırken kadınlar uyanmalıdırlar.

Bu bağlamda Sayın Kılıçdaroğlu’nun TV’de   söylediği kadın Cumhurbaşkanı adayı gösterebilecekleri sözleri çok önemlidir. Kadın gazetecilerin işin hala magazin boyutuna ilgi duymaları tuzağına da düşmemiştir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun sözlerinden ‘ Eril Tahakkümü’nün farkında olduğunu düşünüyor ve  bu işe bütün  yönleriyle öncelik vereceğini  umut ediyorum.

Yeni kurulan dünyada yerimizi kadınsız alamayız . Ve kadınlarımız seçim stratejilerinin her noktasında yerlerini  şaşırtmalara kanmadan ‘eril dünyanın  kadınları’ olmadan almalıdır.

Tansu hanımla bir düş kırıklığı yaşamıştık !

Artık  eğlence, dizi, gündem mündem diye bakmayalım bu derin meselelere.

Erkeklik üzerine ciddi çalışmalar yapanlara gereken değeri verelim .

60 küsur yaşında kadına  pırıltılı mayo giydirip traplenden havuza atlatıp az kalsın boynunu kıran spor -eğlence programı yaptığını zanneden medya bir tarafta , Olimpiyatlara talip Türkiye öbür tarafta... 

Bilhassa bu eril, erkek dünya hala ekranlarda , yazılı basında birbirini  pohpohlamaya devam ediyor, her erkeğe  neredeyse bir dalkavuk düşen bir ülkemiz, medyamız var. Erasmus  dalkavukluğun , yağcılığın  ;

Yerlerde sürünen ruhları yükseltiğini , üzgünlere moral olduğunu, duygusuzları silkelediğini , duyarsızları   harekete geçirdiğini , hastaları neşelendirdiğini , dikkafalıları  yumuşattığını , aşıkları kavuşturduğunu  ve ilişkilerinin devamını sağladığını söylüyor.

Bu sözlerden , dalkavuksever erillerin  alçak ruhlu, mutsuz tatminsiz, duygusuz, duyarsız, vurdumduymaz ,hasta,dikkafalı  olduğu sonucunu da çıkarabiliriz ,  ilacı da  dalkavukluk, yağcılık, yalakalık ....

Biz bu değerlendirmeyi edebi bir cinnet tarifi içinde  kayda geçirelim , bizdekilerin edebi değeri hak etmediklerini de bilelim . 

Ve  dalkavuk severliğin prostat gibi bir  ‘erkeklik‘  hastalığı olduğunu  önemle kayda geçirelim .

Sevgiyle efendim... 

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ