forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Ortaya Karışık Söylüyoruz ve KAYDA GEÇİRİYORUZ

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Şu gençlerimizin başına gelenlere bakın...

Evde dua ettin kabahat,

Parkta oturdun kabahat,

O dersaneye gittin kabahat,

Bu gazeteyi okudun kabahat,

Protesto ettin kabahat,

Doğru gitmeyen bir şeylere karşı durdun kabahat,

Yaralananlara ilk yardım yaptın kabahat

Üniversite anfilerinde sıradan siyasetçi sözlerine tepki verdin kabahat

Şu partiye üyesin kabahat

Şu sivil toplum kuruluşundasın kabahat

Üstüne sıkılan bunca şeye karşılık yumurta attın kabahat

Aktivist katiyen olamazsın kabahat

Üniversitenin ortasından yol mu geçiyor, sus otur susmazsan kabahat

Cezaevlerine tıkılabilirsin ama 

Kararlara katılamazsın katılırsan kabahat

Kemalistsin kabahat

Fethullahcısın kabahat

Flört ettin kabahat

Seviştin kabahat

Karikatür çizmek kabahat

Espri yapmak kabahat

Sana saldırana karşı geldin  kabahat

Pasif eylem yaptın gene kabahat

Konuştun kabahat

Dalga geçtin kabahat

Abine ders sordun kabahat

Güldün kabahat

O kabahat,  bu kabahat , peki kabahati olmayan ‘Kabahatsiz İdeal Genç’  nasıl oluyor ? 

Ekranlardan duydum , bu ideal gençlerden biri ;   ‘Gezi’ de  yer almak yerine cici çocuk olduğu için ;  Irak’ın başına  Osmanlı Hanedanını geçirmek gibi pek aklıbaşında bir proje hazırlamış, bu yüzyılın projesini Bakan’a sunmak üzere kapıda beklemiş ama görüşememiş !

Bakın ;    Taksim Geziden  Gezicilerin arasından geçip gitmiş çocuk anlattığına göre... Dikkat çekerim Gezi’de ki çocuklarla bir olmuyor, o minyatür bir büyük aslında  ve  büyük bir düşünce ürünü  Osmanlı Hanedanını Irak’ın başına getirme  gibi her tarafından demokrasi akan  projesini Gezi’nin biraz altında bir otelde Uluslararası bir toplantıda olan bakana sunmaya gidiyor , çocuk aşmış Irak’ı kurtarıyor  Gezi’dekiler gariplerim parkı...

Allah Bu ülkenin bakanlarını bu  ‘aklıbaşında , ideal gençler’ den korusun , yumurta atanlar , Gezi’dekiler  kimsenin  bu kadar sabrını sınamıyorlar ,  Yukarıda  Allah var .

Ben ‘kabahatli ‘ gençlerin  işledikleri kabahatleri gördükçe , bu gençleri ve Gezi’deki Gençleri ,  Irak’ın başına Osmanlı Hanedanını geçirmeyi planlayan ,  idealize edilen , ekranlara çıkarılıp övülen gençten  mukayese kabul edilemeyecek kadar  sağlıklı ve zeki buluyorum.

Hem de hangi ortamda sağlıklı düşünebilmeyi, itiraz edebilmeyi ve insan gibi ayakta kalabilmeyi becerebilmişler  kısaca göz atalım.

Ekranlarda yalan dolan diz boyu , atış serbest geçenlerde bir otelin reklamını yapıyordu iktidarın yıllarca unutulmayacak bir ‘sesi’ , efendim otelin kaplıcalarının suyu o kadar şifalıymış ki, giren 10 yıl gençleşip çıkıyormuş.  

Bu hesaba göre  10 yaşında çocuk annesiyle  havuza  girse , gençleşip 10 yıl geriye gideceğinden herhalde havuza 10 yaşında girip havuzdan anasının karnında çıkacak , ha gayret  havuzdan babasıyla da çıkabilir  edebi muhafaza edelim babasının neresinde takdirlerinize bırakıyorum.

Yanıltıcı reklam sözleri bu palavranın yanında hiç kalır.

Ekranlardaki dizilere ağlamaktan şiştik  , yetmedi  filimler çıktı. 

Geçenlerde  bir sabah programında yeni gösterime girecek olan Özcan Deniz Filminin Uğur Yücel’inkinden çok daha fazla ağlatacağını ballandıra ballandıra garantilediler.

Sunuculardan biri  ‘ inanın  çok çok daha fazla ağlayacaksınız ‘ diye izleyiciye filmin  reklamını yaptı.  

Hani bir filmin iyi bir film olarak tavsiye edilmesi normaldir de,ağlamaktan iki gözünüz önünüze akacak tarzı reklam  Türkiye’de oluyor kayda geçirelim.

‘Ağlatacağız’ yapım firmasının garantisi , hani film edilecek ağlanacak çok şey var bunlarınki ipe sapa gelse özgün bir değeri olsa bari, o da yok sadece böğüre böğüre ağlama garantisi var.

Analar ağlamayacak diye sevindik , Türk sineması anamızı ağlatıyor . 

Onlarda iktidara döndüler halk böyle istiyor diye kestirip atacaklardır !

Halbuki   güldüremeyen ağlatır.  Kolaydır. 

Sayın Kılıçdaroğlu bir konuşmasında siyasi mizahın unutulduğunu işaret etti, mizah unutuldu gençler olmasa , doğrudur.

Gençler yaşadıkları bunca acıdan mizah yarattılar ki düşünen mizahın temeli budur , zeki çocuklar hepsi, belki de gençlikleri kadar zekalarına tahammül edilemiyor.

Adana Valisi yılın komedisi olabilirdi, ‘Adana Valimiz , ne olacak haliniz’ diye akerdonuyla dalga geçecek yürekte bir Celal Şahin yok artık asıl acı olan budur.Celal Şahin Cumhuriyet dönemimizin ilk showman’i , eserlerini  gözden geçirmekte fayda var nereden nereye geriye gittiğimize delildir.

Örnekler çok, kısaca böyle bir ortamda, kabahati yanlış yerlerde , gençlerde arıyorlarken genel seçimlere etkili olacak yerel seçimlere giriyoruz.

Kendimiz, ülkemiz için doğru olan insanı , partiyi arıyoruz.

Seçimlerde  çoğunluk  seçmenin özetle meselesi  budur.

Pek çok seçim geçirmiş ve sonuçları yaşamışsanız o ‘doğru insan’ ın hiç olmadığını olamayacağını düşünmeye başlıyorsunuz .

Belkide  yanlış  olanın kendiniz olduğunu fark edip ve aynı yanlışlarda buluşabileceğiniz insanı arıyorsunuz , ama bu noktaya gelmek , kabullenmek ciddi bir zaman alıyor ‘Bunlar benim yanlışlarım, saplantılarım ‘ diyebilmek ve bu yanlış  ortak arayışınızla yüzleşmek  ciddi bir süreç.

Ve sonunda kendinizle ortak yanlışları olan kişiyi buluyorsunuz , o kişi herhangi bir yanlış insan değil , sizin için doğru olan yanlış  insan.

Eksiklikleriniz, içinizdeki şeytan, hırslarınız, arsızlıklarınız , hayatınızdaki yaralar bir insanla birleşiyor.  Onu seçiyorsunuz.

Siyaseten  seçmek  böyle bir şey.

İçinde ahlak, derinlik, hele inanç aramak beyhude.

Böyle bakarsak hiç olmazsa  secularizmin  en fazla inanca, imana  karşı dürüst olduğu ve koruduğunu kabul etmek lazım , ayırıyor birbirinden.

Ve kabul edelim ki  ;  bir inanç grubuna ait olmak , bir inanç etrafında birleşmek , kendini bir inanca adamak siyasetten çok farklı  şeyler istiyor , ve dışarıdan bakılınca kolay  anlaşılır gibi değil, çoğu kezde mantıklı  görülmeyebilir , ama  gerçektir ve kalıcıdır. 

Gerçekler başınıza gelir , elinizde değildir , doğuştan hiç değildir. 

Bir insan ne zaman ‘gerçek’ olur sorusunun bana sorarsanız  naçizane fikrim  bir çocuğun kalbine girdiği zamandır derim.

Böyle insanlar çok acı çeker mi, evet  ,  belki de  çoğu zaman  ama gerçek insan olduğunuz zaman belki de çektiğiniz sıkıntılara aldırmamayı , dayanmayı  veya kabullenmeyi  öğreniyorsunuz.

Ve ne tuhaftır ki bir gün ne çok sevildiğinizi anladığınızda elinizde Allah Sevgisinden , inancınızdan daha değerli   verebileceğiniz başka bir şey kalmadığını   fark edebilirsiniz. Graham Green  Bahçevan Odası (Potting Shed)  eserinde bunu çok çarpıcı bir öyküyle anlatır . Sorguladığı Katolik inancıdır, idare edin bizden bu kadar kuvvetli eser pek çıkmıyor.

An gelir  insana  bir adam veya bir kadın , para, iktidar , gösteriş , son model araba , bir villa, sürat motoru , törenler, şölenler , şöhret    hiç bir mana ifade etmeyebilir . 

Pek çok varlıklı insan kendilerini belli etmeden ellerindekilerini  hayır işlerine bu yüzden hiç tereddüt etmeden kullanıyor olmasınlar ?

Sosyal hareketler böyle bir şeydir.

Etrafınızda ki  dalkavukları,  tek verebileceğiniz Allah Sevgisi karşılığında yanınızda tutabilir misiniz ? 

Zor çok zor, dalkavuklar, yalakalar para ister sonra da iktidarı paylaşmak   ve yukarıda saydığım herşeyi,  obez olmuşsa yutar yutar yetmez  , mideleri dipsiz kuyuya dönen ‘Tüm zamanların yalakaları’ böyle oluşur.

Yeni yalaklardan farkları bu halllerine mazerette bulmaya çalışmazlar , evdeki yavrularıma yatırım yapıyorum filan gibi ! 

Yollarına devam ederler tek düşünceleri yalakalık yapacakları yeni iktidarın kimler  olacağını önceden kestirmek  mümkünse  belirlemektir. 

Bunun için engin tecrübeleri vardır hele şimdilerde siyasi partiler yerine cemaatlerin korunaklı medyalarına dayanmayı tercih edenler , aferistlerin  Truva atları az değildir ve cemaatlerin sorunudur . 

Kayıtlardan silinmelidirler.

Bahaneleri anketler, araştırmalar, milletin idrardan karakter tahlilleri bunun için değilde  nedir . 

Probabilite, ihtimal hesaplarından bilge adam çıktığı nerede görülmüş  bu da bir başka komedi. 

Oysa halk kalbiyle daima ihtimal hesaplarını altüst ettiği sürpriz seçim sonuçlarıyla meşhurdur.

Siyaset uzun zamandır  para , menfaat karşılığında  ayakta duruyor   ve rejim ne olursa olsun , demokrasi de olsa  aslında  yenilmeye doymayan pehlivan gibi  durmadan yeniliyor , her seçimde biri kazanırken öbürü kaybediyor. 

Siyaset kaypak zeminlerde geçici mutabakatların adıdır .

Bu mutabakatlarda  ülkenin iyi insanlarını aramayın.

Gençler bunu görüyorlar , aidiyetleri ne olursa olsun .

Bu nedenle  siyaset dışı kalabilen sosyal hareketlerin  iyilik ve imanla sıkı sıkıya  bağlı oldukları sürece  siyaset karşısında yenilmeleri imkansızdır.

Yanlışları olsa bile.

Örneğin ; Bir sosyal hareketin bir spor takımıyla itişmesi ele geçirme teşebbüsü yanlıştır,  ciddi bir  nifak mühendisliği ister ve dünyada görülmemiştir.

İlk defa Türkiye’de başarılmıştır.

Ak Parti ve Gülen Hareketinin arasındaki  hareketliliğe ve  Gezi’ye  bu gözle bakmakta mümkün. 

Hareket siyaset yapmadığı sürece yenilemez.

Ama ne tuhaftır ki Futbol takımı tuttu ve yenildi.

Sayın Arınç meselesine gelince ,  ayrıntıları beni aşar.

Ne var ki Sayın Arınç siyasetçidir,  er geç yenilmeye mahkumdur , bütün siyasetçiler, ve liderleri gibi.

Sapla samanın  tozuyla ortalığı  birbirine kattığı kaos kime yarayacak meselesine gelince ; her gece kamuoyu araştırmacıları bir yerlerde tahminlerde bulunuyorlar, o tahminlerde halk yok, her biri insan olduğu varsayılan rakkamlar var !  

Geçenlerde bir kamuoyu araştırmacısı ve aynı zamanda Ak Parti aklayıcısı    ‘.........  düşüncedeki insanların ‘  Türkiye seçmen profilinde karşılığı olmadığını söyleyecek kadar ileri gitti. İnsanı inkar etmekte beis görmedi  halbuki  O insanlar var, anketçinin sayısal lotosunda görünmüyor olabilirler. 

Nitekim  sokaklarda  zincir oluşturup 10 kasımda Gazi Mustafa  Kemal ve silah arkadaşlarının ruhuna Fatiha okuyan , gençlerden direnmeyi yeniden öğrenen insanların olduğu gibi. 

Meğer anketçiye görünmüyorlarmış milyonlar, herhalde dur bir kendimizi gösterelim dediler yok olduklarının varsayıldığını duyunca ! 

75 yıl önce ölen bir adamın hayatı, doğru ve yalnışlarıyla yaptıkları yaşayanların hafızasında , kalplerinde  hala  duruyorsa  , ölümünün 95. yılı diye onu hafife alan siyasetçilerin siyasi ömürleri kelebeğin ömrü gibi pek kısa sürmüş ve çoktan bitmiş demektir.  

Önümüzdeki seçimlerde  CHP İstanbul özelinde birden fazla aday çıkartarak seçim sistemimizden ve parti geleneklerinden kaynaklanan antidemokratik ortama rağmen küçümsenmeyecek bir demokrasi rüzgarı estirmiştir.  

Sayın Kılıçdaroğlu  gaz yemekten nefessiz kalan demokrasimize bir oksijen maskesi takmıştır.   Hafife alınmayacak bir iştir ama devamı gelmelidir, sorunlu olmamalıdır.

Sayın Kılıçdaroğlu kadınlara seslenebilmiştir, özgürlüklerine siyasi bir davetiye çıkartmıştır , feminist geçinenlerin sesinin çıkmadığı bir ortamda  durumdan doğru bir vazife çıkartmıştır  antifeminist söylemlerin kadın nefretinin politik bir ifadesi olduğunu unutmasın kadınlar,  başıörtülü olsun , olmasınlar ..... Ben bu noktada şahsen kız babalarının vicdanlarına da  güvenmek istiyorum.

Kız çocuklarını diri diri gömenlerden olmamalılar. sonra gömerken   ellerine yapışan o minik parmağın çırpınışını  ömür boyu unutamazlar.

‘Halk  kitleleri kadar güvenilmez hiç bir şey yoktur , insanların niyetleri de anlaşılamaz ve sonuçta seçmenlerle, seçimle  ilgili sistemden  daha büyük dalavera yoktur ‘  diyor  Marcus Cicero...

Türkiye’nin sağı solu belli olmayan güzel , iyi insanlarını , gençlerimizi , kayda geçiriyoruz.

Ve medyamızın yeni dalga dümenlerini sabırla bekliyor, izliyor ama bildiğimizi okuyoruz .

Yazdıklarım kendi fikirlerim olup kimsenin kabahati değildir efendim.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN