forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Acun, Ebru Gündeş olayında algımızı yönetince ne oldu?

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu


NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Memleket sarsılıyor. böyle bir sarsıntıyı  Susurluk’ta da geçirmiştik ben daha öncekileri de yaşadım ama Dinazorlar tarihine kadar gitmeyelim.

O zamanlar ,   ‘Kutu Kutu  pense’  masum bir çocuk şarkısıydı. 

Yerde bulduğun  ortası delik 2.5 kuruşu  masumane  çocuk duygularıyla  ‘Bakın yerde ne  buldum ‘ diye  eve götürsen  aile meclisi soruşturma açar, bulunan yere gidilir parayı düşüren bulunamazsa yakında ki esnafa belki  gelir arar diye emanet birakılırdı . Çocuk aklınla bu tatbikat sırasında öyle durur, olan biteni anlamaya çalışırdın.

Öylesine bezdirirlerdi ki 2.5 kuruşu bulduğuna bulacağını pişman olur, bir dahaki sefere yerde altın  bulsan eğilip almazdın , kayıp para , altın düştüğü yerde   sahibini beklerdi, zaten öğretilmek istenen temel prensip  buydu .

Harama el uzatmayacaksın . Uzatma  ellerini , alma, dokunma sakın.

Ve bu ahlak , inanç temelinde mesele çocuklara böyle algılatılırdı.

İster zengin ister fakir ol , Müslüman  mahallesinde büyümek böyle bir işti . 

Söz algılardan açılmışken...

Şimdi günümüzde algılarımız Ebru Gündeş olayı özelinde  Acun tarafından Ali Saydam danışmanlığında  yönlendiriliyor ,  nasıl oluyor bir  bakalım çünkü  Ebru Gündeş  Acun’un jürisi olarak yerini  alacak mı almayacak mı, alacaksa ne diyecek meselesi  ülke gündeminde sorunsal olarak yer aldı. 

Bu noktada Acun  Ali Saydam’ı arıyor, ve Ali Saydam ,  ki kendi şirketinin ‘Onursal Başkan’ı  olarak gidiyor akıl vermeye  kendi beyanıdır sanırım CNN’de izledim.

Ali Saydam televizyonda konuk olduğu programda , ki konuk olma nedeni  esasen Acun’a  ve Gündeş’e ne akıllar verdiğini açıklayacak olmasıydı  , ama Saydam   programda daha çok ‘Onursal Başkanlığı’, Acun tarafından ‘Bir Bilen ‘ olarak çağrıldığından bahisle ‘Naçizane’ ‘Hanımefendi’ sözcüklerini de sık kullanarak algıyı kendi reklamına yöneltti , akıllı adam vesselam .

Özetle önce  Ali Saydam’ı  bir ‘Algı Gurusu’ olarak algıladık. Rahmetli Sabri Ülgener gibi zihniyetimizin bir teorisyeni, feylesof  diyemiyeceğim !

Şimdi birlikte bir oyun oynayalım değerli okurlar, Acun ve Ebru Gündeş’in sözlerini ben nasıl algıladığımı parantez içlerinde sizlerle paylaşacağım , isterseniz sizlerde algılarınızı benimle , birbirinizle  paylaşabilirsiniz.

Ve beklenen an gelip çattı , Acun’un  ‘O ses Türkiye’ başladı.

Önce Acun  rating şahbazı olarak ‘Merak edilen bir konu ‘ diyerek söze başlayıp Ebru Gündeş’e  şöyle dedi :

Acun :

‘Bizi Yanlız bırakmadın , teşekkürler ‘  ‘Söyleyecek çok sözün var, ama söylemek istemiyorsun’ .

Necef Algı :

(  Ben burada  Acun’un söylediklerinden Ebru bir konuşursa söyleyecek çok şeyi var haa, ama konuşmuyor , geldiği ve işi  yarıda  bırakmadığı için de    ona teşekkür borçluyum   diye algıladım. Ebru basit bir jüri üyesi değil  anlaşılan , hatta ağırlığı Acun’dan büyük . Konuşsa yer yerinden oynar diye algıladım , yani  Ebru’nun bilmediği bir şey yok . )

Ve Ebru Gündeş başladı konuşmaya ;

Ebru Gündeş : 

‘Şaşkın ve üzgün olduğum bir konu’ 

Necef Algı :

( Ebru Gündeş her şeyin yolunda gittiğini düşünmüş, aklının ucundan geçmeyen şeyler olmuş ki şaşırmış. Ne oldu da böyle oldu diye şaşkın , bizde şaşkınız fakat  niye şaşkın olduğunu  anlatmıyor bize asıl buna şaşırıyoruz .  ) 

 Ebru Gündeş :

‘Reza çocuğumun babası ve benimde kocam’

Necef Algı :

(Burada Ebru Gündeş yakınlık derecesini ortaya koyuyor ve eşi aleyhinde konuşmasının söz konusu olmayacağını söylüyor , algım böyle  .)

Ve devamında  

Ebru Gündeş :

‘Biz çok severek evlendik ve evlenirken bir söz verdik, iyi günde kötü günde beraber olacağız diye’ ilave ediyor.

Necef Algı :

(Burada aile değerleri , nikahta verilen sözler devreye giriyor, bir önce ki cümlenin devamı niteliğinde dolgu yapıyor .)

Ebru Gündeş :

‘Bir karanlıktan geçiyoruz, bildiğim bir şey var ki, her gecenin bir sabahı var, biliyorum ki bunun da bir sabahı var’ 

Necef Algı :  

( Bunlar gelip geçer, eminim,  sadece geçici bir karanlık yaşıyoruz diyor Ebru Gündeş ,  adeta bir şey çıkmaz bu işten sadece bir süreçtir diyor ve galiba haklı çıkıyor çünkü Sayın Başbakan  eşini hayırsever olarak nitelendiriyor.  ) devam edelim ,

Ebru Gündeş :

‘Hiç kimse unutmasın ki hayatta herşey insanoğlu için, daha önce çok ciddi bir hastalık geçirdim. ve 10 gün sonra bir tv programında yine bu kanalda yine televizyona çıktım, 3 ay sonrada sahneye çıktım.

Necef Algı : 

(Burada hafif bir uyarı var 3. şahıslara , dikkat edin ben hep buradayım, kanal bile değişmedi mesajını algıladım. )

Vevamında söyledikleri ise :

Ebru Gündeş :

‘Ben işimi çok seviyorum, evlenmeden öncede işimi yapıyordum, evlendikten sonra da işimi yaptım, bu günden sonra da işimi yapacağım .’

Necef Algı : 

(İş burada tuhaflaşıyor, bildiklerini konuşmuyor, şaşkın , eşine sahip çıkıyor ama aynı zamanda   olan bitenlerden bana ne  , ben şarkımı söylerim gerisi  ilgilendirmez    gibi algılamakta  mümkün  ,Hay Allah,  Gamlı Baykuş Bin Kunduz oluyoruz ve algılamaktan baygın düşüyoruz. )

Ve en vurucu cümle  her zaman ki gibi çocuğun çıktığı andır , artık bakan   görevinin  devir tesliminde bile küçük çocuğunu   kullanıyor  malum ,  ki burada bence yaratılan algı ustaca benim en büyük çocuğum bile küçücük algısıydı  neyse  biz konumuza dönelim   ve Ebru Gündeş diyor ki ;

‘Allahım İnşaallah bu kara günler çok çabuk geçer ,çünkü çocuğumun incinmesini istemiyorum.’ 

Necef Algı :

(Burada öfkelendiren bir algı oluşuyor bende  , çünkü Allah Ebru Gündeş’in çocuğunu da cümleninkiyle bağışlasın  ama  içimden  sen ki sanatçısın  aşağıdaki konularda duyarlı davrandın da biz mi işitmedik diye  içimden sormak geliyor , elbette senin çocuğunda incinmesin ama  ya başkalarının çocukları diye sormak geliyor.

Aklı veren Ali Saydam ise tebrik ederim, algı bu kadar mı güzel yönetilir , Ebru Gündeş’in bittiği nokta budur. 

Türk Tabipler Birliği (TTB) Gezi Parkı’nda başlayıp ülke geneline yayılan olaylarda bu güne kadar 4 çocuğumuzun can verdiğini, 4 kişinin hayati tehlikesinin devam ettiğini, 11 kişinin de gözünü kaybettiği ve  60’ı ağır 7832 yaralının hastanelere getirlidiğini açıklaması aklıma geliyor. 20 kişi kafa travması geçiriyor, 1 kişinin dalağı alınıyor , bunlar sadece hastane ve revirlere baş vuranlardan belirlenen veriler. Nedenleri : Biber gazı, plastik mermi, ve darp.

Yüzeysel yanıklar, solunum sıkıntıları, astım krizi, epilepsi atakları, darpa bağlı kas iskelet sistemi  yaranmaları, yumuşak doku zedelenmeleri , kesiler, yanıklar,sekel bırakacak açık kapalı kırıklar, iç  organ yaralanmaları çocukların başlarına gelenler.

O annelerinde  içi kan ağladı , hatta biri kahrından öldü. Bütün bunlar olup biterken  Ebru Gündeş  neredeydi bir sanatkar , anne olarak ? algısı  öfkelendiriyor insanı  )

Acun’a gelince Gezi Direnişiyle ilgili Radikal’e verdiği demeçle Cüneyt Özdemir’in programında söyledikleri taban tabana zıt olduğu için durumu takdirlerinize bırakıyorum.

Ve sonunda beklenen açıklama Ebru Gündeş’in Acun’u kocaman yürekli bir adam olarak ilan etmesiyle son buldu, evet Acun algıyı kendi lehine  yönetirken Ebru Gündeş hiç de hoş bir algı yaratamadı.

Algı yönetimi malumunuzdur ki ,  ABD Ordusu tarafından ortaya konmuş bir tanım olup, özetle şöyle tarif edilir ; istihbarat sistemlerinin ve liderlerin resmi tahminleri, dış  iliskileri ve resmi eylemlerini etkilemenin yaninda, toplumlarin duygularini, motivasyonlarini, etkilemek amaciyla yapilan yayinlar ya  da secilen bilgiler ve gostergeleri inkar etme eylemidir.

Algi, 'bireyler tarefindan hisleri sayesinde edindikleri bilgileri anlamak ve icinde bulunduklari dunyaya duzen vermek icin, secme, organize etme ve yorumlama islemidir' biciminde tanimlanmistir .

Benim Algı yönetimi tarifim ise   ‘Durun siz gördüğünüzü, işittiğinizi anlamazsınız , idraksiz ve aptalsınız   biz  size neyi nasıl anlayacağınız anlatır feleğinizi şaşırtırız ‘ şeklindedir.

Allahtan algı yönetmeye kalkan  kimileri algıları yönetileceklerden daha geri oluyorda paçayı kurtarıyoruz. Burada kasıt Asla Acun ve Ali Saydam değildir.

Acun ne halt etmeye algı yönetmeye kalktı bunu hiiiiç algılayamadım.

Ebru Gündeş ‘hastalık’, ‘koca’, ‘çocuk’, ‘karanlıkların sabahı’, ‘Allah’, ‘içim kan ağlıyor’, ‘şarkımı söylerim’ ,   filan gibi   sıramalarla  herşeyden bahsedeceğine keşke 

‘ Ülkemi derinden sarsan bu olaylarla (Altın, para, rüşvet vs ) birlikte adımın anılması bir sanatçı olarak beni utandırdı , ben utandıracak işlerin içinde olmam, anılmakta istemem , eşiminde olmadığına inanıyorum bu yüzden  içim kan ağlıyor bende sizler gibi yargının kararını bekliyorum , bu süreçte , kötü  günlerde  eşimi yanlız bırakmayı  ve olup bitenden sonra eğlence programları içinde yer almayı içime sindiremiyorum şimdilik Allahaısmarladık ‘   mealinde  bir şeyler söyleseydi   bende bu yazıyı yazmaz, geçmiş olsun kardeşim, dur bakalım sabırlı ol,   senin samimiyetine inandım , bu  medyada masallardan   kabusa çıkan  ne ilsin ne de son olacaksın  , sadece sen değilsin derdim.

Kullanması gereken kelime bence ‘utanma’ kelimesiydi kullanmadı. 

Bilinenlerle bilinmeyenler arasında açılan kapılar gibi  algılar. 

Bilineni çürütemedi, bilinmiyenleri anlatamadı Ebru Gündeş, arada sıkıştı kaldı.

Geride  arkadaşının kötü gününde onu terk etmeyen Acun kaldı, ‘instant coffe ‘ ya da hazır çorba çabukluğunda  bir kahraman ,    Ali Saydam’mı verdi bu aklı bilemem, bu ülkede akıl alanların aldıkları aklı kullanmadıkları da çok sıktır  .

Esasen   yazının maksadı Acun’un artık ‘Algı Yönetme’ noktasına geldiği hususudur , çok vahimdir. Kayda geçiriyoruz.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ

Loading