forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Çal Kanunum Çal

Aktif .

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Sizlere bu satırları yazarken  bestesi  Rahmetli Yıldırım Gürses, sözleri Cengizhan Mutlu’ya ait Türk Müziğinin ölümsüz  eseri  ‘Çal Kanunum Çal’ şarkısını dinliyorum, tavsiye ederim.

İçinde ‘kanun’ , ‘çalma’  olup sanatsal değeri olan  tek şey bu şarkı kaldı elimizde.

Ruh halimiz malum; 

Türk izleyicisinin Şehzade Mustafa’nın katlini öğrenmesi  iyi olmadı. 

Mezarı başına gidenler , babasına sövenler , beddua edenlerin içinde oldukları ruhsal bunalım dinecek gibi değil.

Acaba diyorum olayın cereyan ettiği tarihte halk bu kadar  galeyana gelmiş miydi ? Sanmam  o dönemde Padişah korkusu vardı ! 

Ama yüzyıllar sonra  bir dizi , bir filim  halk üzerinde bu kadar  derin bir  etki bırakabiliyorsa , demek ki  sanalın, illüzyonun   gerçeklerden daha etkili olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz.

İllüzyonun  etkisi  üstelik gerçek reaksiyonlara dönüşebiliyor .

Halkımız  anlaşılan Şehzade Mustafa’nın babası Kanuni Sultan Süleyman tarafından verilen emirle katledildiğini öğrenmeye henüz hazır değildi , infial büyük oldu  !

Bu tuhaf durumu zamanın gerçeği olarak kayda geçirelim.

Ekranlarda  bir tarihçimiz  halkı ‘ inanmayın bunlar filim, yalan ‘  diye teskin etmeye çalışırken   işi kendi açısından daha beter hale getirdi .  

Öyle ya , eğer yalansa filim ;   Şehzade Mustafa öldürülmedi de tahta mı geçti sorusunu sormaya başlayabilir  halk, ve bu sefer tarihçi yalancı duruma düşer.

 

İki ucu ‘aptal’ bu değneği kayda geçirelim.

Hadise 1553 de olduğuna göre aradan 461 yıl geçmiş , halk Şehzade Mustafa’nın babasının emriyle katlini öğrenmeye  ne zaman hazır olur diye soracak olursanız bu kafa ve bu medyayla bir beş yüz yıl daha geçse de  hazır olacak,  tarihleriyle yüzleşecek noktaya gelemeyecekler.

Sanalla gerçek  arasındaki farkı  anlayamayanlara  çok  gülüp geçtik, Çakır öldü gıyabi cenaze namazı kılındı , Dallas’da  Dusty öldü mevlüt okutanlar oldu ,  algıları yönetilenleri alay konusu yaptık, işi hafife aldık.

Algı yönetimi ile ilgili  Sayın Nurullah  Aydın’ın  sayısız makalelerini okumanızı öneririm ben kendi durduğum yerden kayda geçirmeye devam edeyim.

Şu artık muhakkak  ki, kim başbakan olursa olsun bu medya ile bu ülkeyi idare etmesi neredeyse  imkansızdır.

Peki memleketi medya mı idare ediyor ? , Hayır medya kendini idare edemiyor

Peki kim idare ediyor ? 

Artık dünyayı  illüzyonlar idare ediyor .

Ve en büyük gerçek artık illüzyonlarla baş edebilme gücünün bir ülke için var olup olmadığı  gerçeği .

 

Sanala karşı gerçeğin zafer kazanabilmesi için bireylerin ,  yönetimlerin açık, şeffaf, dürüst olması  kaçınılmaz.

Çünkü  sanal ortam  gerçek insanları algılarını yöneterek öldürme gücüne sahipken gerçek insanların  sanala karşı savaş açıp galip gelmeleri hayaletleri öldürmek kadar imkansız.

İzleyici çaresizdir.

Hayaletlerle hayalet avcıları baş edebilir.

Bu yüzden senaryo yazmak öyle   Sayın Başbakan’ın söylediği gibi kolay değildir. 

İyi senaryolarla  , illüzyon yakalayacak veya kamu yararına olmayan illüzyonları bozacaksın bunu Sayın Başbakan’ın ‘zor değil’ olarak görmesi beni şaşırttı, çevresindeki iltifatlarına mazhar olan kötü senaryoları görüp fikrini değiştirmesi için artık çok geç. 

İnsanları birbiriyle çatıştırmayan , tam aksi birbirlerine geçmişteki çatışmalarına rağmen razı ,   hayatı yaşanası kılacak senaryolar yerine  ‘o kötü, bu kötü sadece bu iyi ‘ senaryoları yazanlara teşekkür ederek toplum  sadece yeni çatışma, ayrışmalara hazırlanırken   birlikte gelecek kurma hayalleri  harap olur , bireyler, etnisiteler birbirlerine kin ve nefretten bitap düşerken , biçare bir toplum kimin yararına olur ki ... bu toplumun fütürist projeleri kimin umuru olur ?

Devleti kim yönetirse yönetsin  ülkeyi eften püften  , kısa ömürlü senaryolara mahkum etmemelidir , ne var ki bu hal süreklilik arz edecek endişesini taşıyorum.

Kötü senaristler yeni partilerinin rozetlerini takarak sahne alıyorlar.

Kayda Geçiriyoruz.

Biz bu ekranlarda izlediklerimizle trajedi duygumuzu kaybettik, iyi insanların başına gelen kötü şeyleri artık algılıyamıyoruz, şaşkınız .

Hayvanlara işkence ediliyor , kedilerin patileri kesiliyor, kadınlar dövülüyor, öldürülüyor , yolsuzluğun, arsızlığın , hırsızlığın  sadece pay kavgasını izliyoruz . 

Şimdi hayatın aynasında  gördüklerimiz , yüzlerimiz bize ait değil .

Kayda geçsin.

Susuzluk gibi ciddi bir sorun kapımızdayken  suları kalabalıklara , geleceğin ta kendisi  genç nesillere sıkıyorlar , orayı burayı olağanüst yetkilerle donatmakla meşgul hükümet  şimdi merak ediyorum tomaları doldurmak için ‘Yağmur Yağdırma’ yetkisini kime verecek ama biliyoruz ki her kim olacak ise o yetkili yağmur yağdırma gücüne asla sahip olamıyacak. Allahın işine karışılmaz , hikmetinden sual olmaz, o sular masumların üzerine sıkıldıkça yağmur yağdırmaz oldu.

İmanım kayda geçsin.

Bu ülkede ki tüm tartışmalar yolsuzluk, hırsızlık üzerine mi olacaktı ? Tesev hırsızlık yolsuzlukla mücadele için kurulmamış mıydı ,  hiç ses yok !

Çok acı çekiyoruz .

Kayda Geçsin.

Bir partinin seçimlerde kullanacağı şarkı bile  şaibeli olur mu ? 

Nogay’ların şarkısını tornistan edip dombra’nın yerine başbakanın ismini koymak hangi sanatkarın aklına gelir yahu ! Yaratıcılığın  tövbe Yarabbim dibe vurduğu an.

Kanunuyla dertleşen şarkının sonuna geldim  ;

İkimizin derdini anlat kanunum artık

Çileli başım gibi 

Gönül sırdaşım gibi

Akan gözyaşım gibi

Çağla kanunum artık

....Acılar gönlümüzde

Sitemler dilimizde

Ne kaldı elimizde

Söyle kanunum artık

Çağla kanunum artık

sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

 

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN