forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

YAVŞAKLAR EKRANLARDA PEK MUTLU (YAVRU BİTLER)

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Hiç bir şey oturmuyor yerine, çivisi çıkmış  sallanıyor. Soma Madeni özelleşti mi, taşeron firma  kaç tane, kim kime  iş veriyor alıyor? Sorumlular kim, bu nasıl  denetim?

Sendikalar kem küm, Kani Beko feryatları duymazdan gelecek adam değil onunda kulağını patlatmışlar duyumlara göre. 

Büyük patron adeta plantasyonunda  arıza çıkmış sömürge valisi gibiydi , baş şüpheli olarak ifade için  çağırılması gereken vakitte,  hemde olay yerinde koymuş arkasına bir ‘Labirent Krokisi ‘ dalga geçer gibi basın toplantısı yaptı.

Hayat hikayesini anlatmaya kalktı , sonra  ‘ Ben zaten burayı bilmem arkadaşlar bilir ‘dedi, arkadaşlar personel mi yoksa taşeron mu ,net değil   hukukçular  isyan etti , avukatlar dayak yedi !

KAYDA GEÇSİN

Patron ‘Sahip‘ sanki sömürgede ,   ölen köleleri için perişandı .... plantasyonda işler gene de devam etmeliydi, nitekim ‘Sahip’ işçilerin bazılarının baba hatta büyükbabalarını tanıdığını söyledi, durum gösteriyor ki  çocukları ve hatta torunları da tanıyacak , işçisin sen işçi kal durumları .

Olay sanki 15. yüzyıl Bolivya’da geçiyor, şehir Soma değil Potosi çıkışı olmayan maden dehlizlerinin şehri, ve isyandan korkuluyor , Köle isyanından . 

Burası Türkiye Cumhuriyeti kölemenlerin ülkesi değil , ve duuur diyeceğiz.

Ve en acısı hayata maden mühendisi olarak başlayan bu patronda bu düzenin yer üstündeki kurbanı , gönüllü kurban , kulesi de var , onun için üzülecek değiliz bir de.

Ağıta izin var, duaya var , bedduaya yok, hakkını aramaya yok , sorgulamaya yok.

Demorasi aksırıyor , ‘Çok yaşa’ demiyeceğiz hesap soracağız.

Devlet işçilerine , halkının çıkarlarına  sahip çıkacak ve hesap sormalı  diyen felaket karşısında  duyarsızlıkla , insan olmamakla  suçlanıyor iktidarın zeytinyağı özelliği var, hep üstte. KAYDA GEÇİRİYORUZ.

Ve bu arada yaratılan algı  ; ölen işçiler ‘şehit’ ne güzel , hatta bir daha dünyaya  gelip gene madende şehit olurlarsa daha da güzel öyle mi , bir zamanlar koskoca bir Prof. bunu önermiş birbirimize girmiştik.

Peki  o zaman niye çalışıyor hükümet çözüm  , kan dursun diye ?

Bu mantıkla tam gaz savaşa devam , madenler patlasın , trafik kazaları  olsun, cehaletten sinek yutan adam tarım ilacı içsin herkes şehit olsun, hatta hayata bir daha gelip  bir daha bu sebeplerle şehit olsunlar .

Dini o yüce Allah inancını afyon diye çekenler var ve çektirmeye çalışıyorlar, Müslümanların imtihanı uyuşup, uyuşmamakla. 

Hep beraber şehit olalım gitsin, bu mu çözüm ?

Hayır değil.

Yazgülü Aldoğan’ın  itirazına hiç kızmayın , kadın sanki ölenlerin elinden bir mertebe, rütbeyi geri alıyormuş gibi yorumlayıp  hala  dini, inancı alet edenlere  kanmayalım. 

O işçiler  şimdi hayatta olabilirlerdi boşuna öldüler , savaşlarda ölen insanlar gibi . 

Dünya insansız uçak yapıyor  niye, şehit olmamak için. Madenlerde makinaları çalıştırıyor insanlar , niye şehit olmamak için.

Her savaşın  sosyolojik manada bir cinayet olduğu gibi Soma da  cinayettir .

Cinayete kurban verilir şehit değil , kaz kafalar bunu anlamalı artık .

Özdil’in de söylediği budur , ve her ikisinin söylemeye başlamış olmaları umuttur , ait oldukları medyanın hakikatleri örtmesine dur diyorlar fena mı ? 

Bir showa dönen hayır hasenat , para toplamaların da bir faydası yok , sanatkarlar sosyal hukuk devleti için haykırmadıkça ömürleri felaket konserleri tertip etmekle geçer. 

Ve her gün bu ayıpla AVM’de alışveriş ederken, deniz kenarında mayosuyla güneşlenirken, boğaz kıyısında yemekten çıkarken, bir suçlu gibi yakalanırlar.

Madenlerimiz elbette değerlendirilecek , en verimli şekilde ve enerji savaşlarının olduğu bir dönemde en akıllı stratejilerle,  lakin işçilerin ölmesi gerekmiyor bize şehit değil kafası çalışan ilkeli insanlar lazım yaşayan, ve çalmayan ve insanlara insanca şartlarda çalışma koşulları sunan müteşebbisler. 

Bütün ambulanslarda kağıt çarşaflar serilirken sedyelere ve en başarılı iş kollarından biri   ambulanslarken ,  işlerini en iyi şekilde yapmaya çalışan insanlar , zavallı işçi çizmesini çıkarmayı teklif edince bayıldılar bu duruma, bak devlet malını koruyor , ideal işçi filan diyenler  oldu, gözleri yaşarmış, sizde göz var elbette açıkgözler,  ama  yürek mi  var ki yaşarsın be, kaç kişinin üzerine beton döküldü çizmelere şiir yazan oldu ,Yuh.

BIRAKIN KAYDA TARİHE GEÇTİ.

Ellerde telefon, Ipad, Iphone, tabletler  ekranlarda tartışıyorlar , bıraktırın aletlerinin hepsini dışarda ,  stüdyoya almadan önce . Bir yiğit yayıncı aranıyor bunu uygulayacak.

Ellerinde aletleriyle oynamadan bakalım ne söyleyecekler. 

Bilgisi fikri olmayanlar alır onları ellerine.

Yayın esnasında akıl öğreten öğretene bu  akıl hocasız konuşamayanlara  . 

Bunların karşılarında   neyi tartışıyorsunuz akıllı olanlar ?

Ellerinde aletleri akıl alıyorlar, birden azıp savunmaya geçiyorlar.

Kim veriyor akılları  ancak tahmin edebiliriz , savundukları çıkar grupları mı, partiler mi yoksa ‘dış mihraklar mı’ ...

En son Halime Kökçe elinde makina ne eğlendi ne eğlendi , Soma ne umuru gülmekten kırıldı elde makinası .  

Hem gülüyor hem önünde makina cırt cırt yazdı , aldı, verdi Ruşen Çakır’ın konuşmasını kese kese programın idarecisi de  oldu bir yandan . Canım Ece Üner’e programın yöneticisi olarak bok yemek kaldı !

Ve ekranlar sanki  eviymişcesine bir rahatlıkla  ‘Ahanda’ dedi...ekranlarda dil zerafetinde son nokta, ben köyde yaşıyorum dağda bile ‘Ahanda’ diyen yok , ekranda var  ! TDK’dan korkarım intiharlar olacak onlara da şehit diyeceğiz herhalde.

Ekranlar bu halde çünkü   ‘Baba, Oğul, Kutsal ruh ‘  üçlemesindeki  gibi  üçüncü ayak oldu medya .

Medya  uzun süredir medya değildir.

Evet Enerji, Medya, İnşaat  felaket üçlemesi budur.

Müslüman ülkemiz  maalesef Baba, Oğul, Kutsal ruhun alternatifi olarak bula bula Enerji, Medya, İnşaat üçlemesini buldu , utanıyorum.  

Ayrılamıyor üçüzler.

Nerede  ise Maden çıkartmayan, Babil kulesi dikmeyen medyacı kalmadı.

Ne yerde, ne gökte, her yerdedir Allah  , boşuna göğe çıkmayın sonu yok , anlayın artık.

Enerji, İnşaat, Medya bu Bermuda’nın değil Ülkemizin  şeytan üçgenidir.

Hayır bu durumda hepimiz , Niyazi’yiz  bu yolda , hangi yolda biliyorsunuz ...

Bitlerden temizlenmek zamanı.

Feryatlar yer altından geliyor bu sefer. 

Duvar örmekle susmaz ölüler .

Duyan kulaklar uykudan uyanıyor.

Kayda geçiriyoruz, elimizden gelen budur.

Sevgiyle efendim...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ

Loading