forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Dilacan Prof. Orhan Kural'a iki seçenek

Aktif .

necef-ugurlu-650

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN  

Yaramaz, yerinde durmayan, hırçın anlamında  ‘Dılacan Prof. Kural’ bana çok kızmış.  Kelimenin ;  zayıf insan, ya da hayvan veya  ot gibi 2. anlamları var o manada kullanmadım . 

Bu sefer  vay bana ‘zayıf insan’ dedi diye dava açabilir , ot veya hayvana benzetilmesine kızacağını sanmam , hayatını nebatat ve hayvanlara adamış bir insan niye kızsın, hatta elim bir trafik  kazasında  ölen gençlere değil çarptıkları ağaçlara  üzüldüğünü beyanı ile görülüyor ki  ota , nebatata  verdiği kıymet insan sevgisinden önce geliyor . 

Siz  bilirsiniz  Dılacan Profesör , ben önce insan  elbette  tabiat, evrenle uyumlu insan derim . Hatta insandan güzel sözleri alırsanız geriye bir hiç  kalır ,  diye çok düşünmüşümdür henüz kesin sonuca varamadım.

Benimle meselenize gelince Dılacanım  ; 

Yazdıklarımın her satırının arkasındayım, bende yalan yok  bizzat sizin   kendi hakkınızda  çarşaf çarşaf yazdıklarınız referanslıdırlar  . 

Davalarınıza gelince , bazıları hakikaten örnek savaşlar . 

Belediyelerin görevlerinin halkı eğlendirmek , oyalamak olmadığı savınız ,festivallerde yerel sanat ve sanatçılara yer vermek  yerine  yapılan dudak uçuklatan maliyetlerle  konserler tertip edip ünlülere yapılan harcamalar , belediyelerin sponsor ilişkilerini irdelemeniz ve karşı gelmeniz, hayvanlara duyarlılığınız, sigaraya  yollara atılan pet şişelere karşı canla başla çalışmalarınızı tebrik ederim. 

Bir yangın veya felaket anında   çıkışları koltuk sayısına göre yetersiz bulduğunuz BKM ile ilgili  itirazlarınızda çok değerli ve cesaret isteyen bir karşı çıkıştı .

Galatasaraylıların zavallı aslana yaptıklarına ne deseniz haklısınız .

Kitap Fuarında sigara firmasının utanmadan panosuyla yer alması ve çocuklara tek sigara dağıtılması rezaletini sizin sayenizde öğrendik.

İsrafa karşı olmanız , ikinci el giymeniz   ablasının küçülmüşleriyle büyütülmüş ve sonrasında alışkanlık haline gelmiş ve hala ablasının eskileri yenisi  olan  biri olarak  bana hiç yabancı gelmedi , çok yaşayın .

Filimlerdeki sigara sahneleri ve bunların kamu yayıncılığında yeri ayrıdır ve tartışmalıdır .

Fakat ;  bir öyküsünde  ‘Çocukları adanın bir köşesinde toplar, sigara ikram ederdim, birlikte tüttürüdük ‘ cümlesi yüzünden Milli Talim Terbiye Kurulu Başkanlığına  bu kitabın öğrencilerine önerilmemesi yönünde karar alınması için dilekçe yazmanız , ve tavsiyenize uyup bu kitabın okul öğrencilerine artık tavsiye edilmiyor olması bir başka düşüncesizlik örneğiniz  ve  insan ruhuna sigaradan daha kötü bir zarar veriyor Sait Faik’i yasaklatmak . 

Bu arada size uyup yasaklayanlar ayrı bir araştırma konusu . 

Tebrik ederim tarihe zaten Sait Faik Abasıyanık’ı yasaklatmış bir Prof olarak geçmişsiniz  nasıl düzelecek bilmiyorum. 

Böyle düşüncesizlikleriniz var Dılacan Prof.. ve  burada yollarımız ayrılıyor.

Size kalırsa ,   Reşat Nuri Gültekin’i de Homongolos romanında Homongolos’un fiziğini  tarifindeki ırkçılık  yüzünden tamamen yasaklamak lazım.

‘Tek taraflı ve koridorun sonundan ‘ kimin baktığı meydanda  . 

Sonra   iftira, şahsi kin, garez güttüğümü nereden çıkarttı avukatınız   Dılacanım  ? 

Ne iftirası yazdıklarımda yalan yok .  Şahsi hangi meselemiz varda ben bilmiyorum söyleyin , öğreneyim. 

Bırakın kin garez gütmeyi   tam aksi gene hafif afezi yani kendini ifade edememek zafiyetiniz yüzünden yanlış anlaşılıp dayak yemenizden endişeleniyorum , üzülüyorum daha ne kadar seveyim sizi ? 

Zaten sizi yaradandan ötürü mecburum sevmeye , böyle bir mecburiyet olmasa neyse....

Ele avuca sığmaz kişiliğiniz  yüzünden şiddet görmeniz beni üzer, ama düşünülmeden söylenmiş sözlerinizde bizi üzüyor.

Devlet adamı, hukukçu olmanız ayrı bir konu, Avukatınızın ihtarnamesinden  yeni öğrendim . 

Yasalar karşısında ne olursanız  olun, ‘devlet adamı’ ve ‘hukukçu’ özelliğiniz  şayet gerçek ise neyi değiştirecek , beni mi korkutuyorsunuz ? 

Ya da yazılarımı yazdığım sitelerin  yiğit adamlarını mı ? 

Korkmazlar, benim emek verdiğim internet medyası patronları başka adamlar ,  Burası kimsenin arka bahçesi değil’ diyen Sacit  Aslan mı , yoksa  gaz bulut ve kurşunlar arasından Gezi boyunca sokaklardan haber geçen  Barış Yarkadaş mı korkacak , ya da bir başına yıllardır Dördüncü Kuvvet Medya’yı ayakta tutan işsiz kalan gazetecilere kalemlerini kırdırtmayan , onurlarını muhafaza için kucak açan Ertuğrul Acar mı sizden korkacak ?  Kimse korkmaz, ama ben yanlış yaptım  üzülüyorum diye yaklaşabilseydiniz ne yapabiliriz diye düşünürdük. Kimse sizin düşmanınız değil kendinizden başka.

Bana gelince ;

‘Aa Orhan Kural devlet adamı ve hukukçu ben sözlerimi geri alayım ,  ben kimim ki ‘  diyeceğimi  sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Yasalar karşısında her yurttaş Türkiye Cumhuriyeti’nin birbirine eşit  adamı .

Sizin avukat  başka devleti  kastediyorsa , hangi devlet anlatın öğrenelim, o devletin yasalarının bana çekilen ihtirnamede ne işi var zaten.

Sözlerim sizi üzmek maksadı taşımaz amma beni ve pek çok insanı üzdünüz ve devamında toparlayamadınız  maksadını aşan cümlelere devam ettiniz hepsi bu. 

Ama hep haklı olduğunuza inadınız da  kayda geçsin.  

Benden özür dilenmesi filan meraklısı da değilim.

Sonuç olarak size iki seçenek sunuyorum benim Dılacan Orhan Kural’ım

Sağlık nedenlerimizden  dolayı ancak Haziran ayından sonra  evimize köyümüze  Allahın İzniyle dönmüş olacağız. 

Kısmetse Temmuzda bize gelirsiniz sabah saksağanlarımızla tanışır, geçen sene doğuran ineğimizin taze sütünden sütlaçlar yaparız size   ve bahçe elmalarından yapılan reçeller, özel kekler ve bahçeden topladığımız  sebzeleri ikram ederiz , gerisi Allah ne verdiyse. 

Birbiriyle geçinemedikleri için yerleri değişen ağaçlarımızın öykülerini anlatırız .   Sağlığına  dua ettiğim  bir  ihtiyarın gözü gibi baktığı tek kalmış hünnap ağacı ve ihtiyarı görmeye  dağa çıkarız , o dağ ki  taş çıkartmak için yarısını kesenlere yiğitçe karşı duran köyümüz sayesinde  hiç olmazsa öbür yarısı kurtuldu .

Odanızdan çıkmayada bilirsiniz , istediğiniz kadar dinlenirsiniz, kütüphanemden istediğiniz kitabı  okuyabilir , işaretleyebilir , satırların altlarını çizebilirsiniz. 

Göl kenarına yürüyüş yaptığınızda sizi üzücek  şeyler göreceksiniz, yanınıza Yusuf ’u vermeden olmaz ne yapacağınız belli olmaz Dılacanım ,o sizi her türlü olası şiddete karşı  korur eve bir gözünüz mor dönün istemem.

Akşamları dostlar gelir , Sacit gelir, Barış gelir, Ertuğrul gelir işleri yoksa ,her gece birimiz bir Sait Faik öyküsü okur arınmış olarak uyuruz.

Bize  neden egzoz  gazları veya şehri nefes alamaz hale getiren kömür bulutlarıyla mücadele edemediğinizi anlatırsınız Dılacan Profum.

Otomotif, kömür tacirleri , enerji patronları  medya , politika , ilişkileri filan tabii zor, sakın sitem ediyorum ve her şeyi sizden bekliyorum sanmayın, ama Hindistan’da ayı oynatıcılara dava açmaya benzemiyor burada ki ‘At Oynatıcıları’ ile uğraşmak.

Bazen   insan hayatın  tarifsiz acılarına  gark olduğu  anlarda, çıkıp gitmek ister de nereye bilemez ya ,   işte öyle bir anınızda  çantanızı   alıp gelebileceğiniz  , hatta çantasız  da gelebileceğiniz , nasılsa hayatı idame ettirecek hep birşeylerin  olduğu  bir eviniz olur bizim fakirhane , sevgiyle karşılarız sizi.

Evin ikinci  ‘ Büyük Orhan’ ı olursunuz, birincisi oğlumdur küçüğünüz  küçük dedimse de 30‘una geliyor.

Yok benimle mahkemede hesaplaşmak istiyorsanız o da  olur ,sizi mi kıracağım. Özür filan dilemeyeceğim, yazı kalkmayacak.

Benim gibi kendi halinde olmaya özen gösteren bir Cumhuriyet kadını ile işi tatlıya bağlamak Hülya Avşar’la  dans etmeye  benzemez.

Size  rock and roll  yaptırmak çok isterdim ama sol bacağım müsait değil Dılacan’ımı havada çevirirken kıç üstü düşürmek istemem ,bir yerine bir şey filan olur üzülürüm.

Ama dava internet medyasının bir demokrasi manifestosu olur, şüpheniz olmasın.

Seçim sizin tatlı Profesör.

Kayda geçsin

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİ

Loading