forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

Avni Özgürel'den Milliyet'e suçlama: Talimatla yayınlamışlardır...

Aktif .

avni-ozgurelMilliyet gazetesinin İmralı görüşmelerinin kayıtlarını yayınlamasını değerlendiren Avni Özgürel, "Yayınlayın demişlerdir, yayınlamışlardır. Talimatla yayınlamışlardır. Bu yayından Milliyet Gazetesi'nin sahibi Demirören'in mutlaka haberi vardır." dedi... Derya Sazak ise eleştirileri yanıtlamaya devam etti... 

Yeni Şafak gazetesinden Murat Aksoy'un sorularını yanıtlayan Radikal Gazetesi yazarı Avni Özgürel'e göre Milliyet'e bir takım güçler görüşme zabıtlarını yayınlayın demiş, gazete de metni kurgulayıp yayınlamış...

Avni Özgürel'in Yeni Şafak'ta yayınlanan söyleşisinden ilgili bölüm aşağıda...  

İmralı görüşmelerinin medyada sızmasından başlayalım. Ne düşündünüz? 

Görüşme notları olduğu söylenen bilgilerin kamuoyuna sızmasının müsbet bir yanı yok. Söz konusu yayını şeffaflıkla izah etmek de mümkün değil... Başlangıçtan itibaren herkes sürecin kırılgan olduğunu biliyor. Hülasa bu kez süreç kesintiye uğradığında telafi edilmesi zor sonuçlarla karşılaşacağımızı herkes biliyor.

Yani süreci kesmek isteyen bir girişim mi?

Evet. Yani süreci akamete uğratmak isteyen bir girişim. Bu yüzden ben bunu bir istihbarat operasyonu olduğunu düşünüyorum. Açıkçası BDP'liler tarafından da yapılmasının uzak bir ihtimal olduğunu düşünüyorum.

Fikret Bila kaynağın BDP olduğunu söyledi...

O zaman ben 'neden?' sorusunu sorarım. Bu görüşmeye giden üç kişi var ve bunların görüşme sırasında tuttukları notlardan sürece zarar verecek seçme yapmaları bana mantıklı gelmiyor.. Üç saatlik görüşmenin tutanağı iki sayfa değil herhalde. Daha önemlisi bunu yapanlarının sürece katkısı olmayacağının da farkında olduklarını düşünüyorum. Hiç bir BDP'li bu notları medyaya vermenin sorumluluğunu üstüne alamaz.

O görüşmede BDP'liler dışında bir de MİT görevlisi vardı. Kaynak o mu sizce?

Ben o görüşmeye katılan kişi olduğunu düşünmüyorum. Ama o görüşmelerin notlarını düzelterek sunduğu amirleri aracılığıyla sızdığını düşünüyorum. Yani bana göre bu notların kaynağı BDP üzerinden olsa bile MİT'tir.

Süreç kesilmek mi isteniyor?

Hedef hem süreç hem de doğrudan MİT müsteşarı Hakan Fidan olmalı. Fidan başbakanın en güvendiği iki bürokrattan biri ve Türk dış politikasına temel olan istihbarat kaynağının başındaki kişi.. Öte yandan tabii ki en büyük hedef çözüm sürecini akamete uğratmak. Bu şunu gösteriyor MİT içinde kontrol dışı birimler var. Bu sürece MİT'in içinde de karşı olan, süreci bozmak isteyenler olduğu görünüyor. Sızdırma bence onların işi.

Bu gazetecilik başarısı mıdır? 

Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Bir gazetecinin hele hele konuyu yakından takip eden bir gazetecinin eline geçen böylesi bir belgenin yaratacağı etkiyi düşünmemesi mümkün mü?

Değil. Gazeteci bu belgeleri yayınlamanın sonuçlarını bilir. Daha önce Oslo deneyimi var. Üstelik sadece muhabir değil, genel yayın yönetmeni, Ankara temsilcisi yılların gazetecileri. Onların da bunları düşünmemesi imkansız. Bence bu riskler alınarak yayınlanmış bir haber. Ve bunu gazetecilik olarak savunmaları da inandırıcı değildir. Yayınlanan metne baktığınızda zaten bunu fark ediyorsunuz.Nasıl? Kurgulanmış bir metin. Görüşme metninin daha uzun olması gerekiyor. İşe yarar, süreci provake edebilecek bölümler özellikle seçilmiş. Sürece düşman üretecek biçimde kurgulanmış. Bu açıdan kimse bu metni gazetecilik başarısı ya da gazetecilik faaliyeti olarak sunamaz. 

Nedir peki? Ellerine verilen metni yayınlama işidir. Nasıl olabilir bu? 

Yayınlayın demişlerdir, yayınlamışlardır. Talimatla yayınlamışlardır. Bu yayından Milliyet Gazetesi'nin sahibi Demirören'in mutlaka haberi vardır. Yani yayınlayın talimatı Demirören'e de gitmiştir. Bu çözüm sürecine kurulmuş bir tuzak, bir provokasyondur. Bilerek, isteyerek. Sürecin akamete uğraması için yapılan istihbarat operasyonudur. Üstelik Hürriyet Gazetesi'nin sonraki günlerdeki yayını da ayrıca soru işaretidir.

Ropörtajın tamamı için tıklayın... 

DERYA SAZAK: HABERCİLİK YAPTIK.. 

(...) Kimi meslektaşlarımız Milliyet’te başarılarıyla kendisini yıllardır kanıtlamış olan arkadaşımız Namık Durukan’ın haberini ‘gazetecilik’ ürünü saymak yerine ‘kim sızdırdı?’ tartışmasından hareketle Milliyet’i yıpratmaya çalıştılar ama Cumhuriyet gibi geleneği olan kurumlar, özden uzaklaşıp ‘isim vermekten’ neden kaçındılar anlayamadım?!

Haberi, ‘Paris cinayetinden daha büyük bir sabotaj’ olarak gören ‘resmi gazeteciler’ bu olasılıklardan sadece birisine değinmediler:

O olasılık, bütün o komplolar dışında ‘haberin bir muhabir tarafından çıkarılmış’ olduğu gerçeğiydi.

Gazetecilik hayli zamandır dibe vurduğu için doğal olarak ‘haberci’nin adı da, değeri de unutuldu!

Akla her türlü komployu getirenleri, 28 Şubatvari yöntemlerle ‘andıçlayanları’ daha fazla yormamak için basit gerçeği açıklıyorum:

Namık Durukan’ı Ankara Büro’da ve Milliyet’te yayın yönetmenliği yaptığım 1995-98 yılları arasındaki dönemden bu yana tanıdığım için Fikret arayıp, ‘Namık, İmralı görüşmesinin tam metnini almış’ dediğinde sayfayı hazırlamaya başladık.

Milliyet Yayın Yönetmeni Yardımcısı Umut Alphan, Yayın Koordinatörü Tahir Özyurtseven metni okudu ve manşeti attık. Çünkü Namık’a kendim gibi güveniyordum. Onu 28 Şubat sürecinde generallere karşı korumuştum!

Beni hiçbir zaman yanıltmadı!

Ankara Büro Şefimiz Serpil Çevikcan’a da gazete baskıya girene dek başlık ve spotları, metni noktası virgülüne okuduğu için teşekkür ediyorum.

Namık’ı bir kez daha kutluyorum. Bu yıl ödülleri toplayacak!

İtiraf ediyorum, ‘İmralı Zabıtları’ başlığı bana aittir! (...)

Yazının tamamı için tıklayın...

 

DKM ARŞİVİ