forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ALEM BUYSA, KRAL MAHSUN!

Aktif .

suat_oktay_140SUAT OKTAY ŞENOCAK

New York’ta 5 Minare
’yi izledim bir iki saat önce. “Baktım, iyice baktım, bir şey göremedim” diyecektim ki, Eşref Kolçak’ı unuttuğumu fark ettim. Minarelerin arasında ve 11 Milyon $’ın gölgesinde usta aktörün hakkını vermek gerekir. 112’i dakikalık filmde alkışlayabileceğim yegâne ayrıntı Eşref Kolçak’ın performansıydı.

Filmin neresinden tutarsak elimizde kalır. O kadar çok açık, kaçık, tuhaflık, samimiyetsizlik var ki… Neresini eleştireyim, neresinden tutayım, bilmiyorum.

Yazık çok yazık. Mahsun Kırmızıgül kendini yönetmen sanıyor.

Tıpkı benim gibi…

(Valla ben de kendimi yönetmen sanıyorum, ama…)

Mahsun’la birbirimize benzediğimizi düşünüyorum.

(O benim filmi izlememiştir ama olsun :p)

O müzikten, ben de gazetecilikten sinemaya geçiş yaptım. Çabasını ve sinema yapma arzusunu saygıyla karşılıyorum!

Olmuyor hacı, yapamıyor!  Eksik bir şeyler var, hamurunda mı, yağında mı, tuzunda mı, bir şeyler noksan!

Milyon dolarlar harcamakla bitmiyor iş! Tiyatro dünyasının en keskinin ve marka isimlerden, Yeşilçam’ın emektarlarından, olmadı Hollywood’dan kast oluşturmak kolay. Basarsın parayı, Brad Pitt ve hatta Angelina Jolie’yu bile oynatabilirsin filminde.  Oynatmana da gerek yok zaten onlar oynar!

Dedim ya Mahsun’la çok benzer yanlarımız var.

Mesela bu yılın ve hatta Türk Sinema tarihinin en pahalı filmini o çekti. İnsanlar “11 Milyon dolara nasıl bir filmmiş bu?” diye merak ederek koşuyor sinemalara; çıkışta, yüzlerindeki ifadeyi burada anlatamam!

***

Mahsun rekor kırarak inanılmaz bir bütçe ile NY’ta 5 Minare’yi çekerken, bu sezonun ve belki de Türk Sinema tarihinin sıfır bütçe ile çekimleri yapılan ilk ve tek filmi “Adı Aşk Bu Eziyetin”i de ben çektim.

Evet, itiraf ediyorum BEN yönettim(!)

Sıfır bütçe, tamamen amatörlerden kurulu bir kamera arkası ekibi, hiç tanınmayan oyuncular, hiçbir kamu kurum ve kuruluştan destek almadan, imece usulüyle tamamlanan çekimler sonrası, vizyona girme şansı olmayan bir filmi, son aşamada gelen BESAŞ ve Bursa Merkez İlçe NİLÜFER Belediyesi’nin katkılarıyla izleyici karşısına çıkardık. 3 Eylül’de, Türk sinemasında vizyona giren ilk filmi olma unvanını 10 kopya ve 10 salonla yakaladık(!)

700 salona karşı 10 salon!

Biz Bursa’da 5 salonda oynarken NY’ta 5 Minare 15 salonu kapattı.

(Helal-i hoş olsun, gözü olanın gözü çıksın!)

Bir yanda 11 Milyon dolar bütçeli Mahsun Kırmızıgül’ün 700 salonda vizyona giren 3. uzun metraj filmi, diğer yanda Suat Oktay Şenocak’ın sıfır bütçeli 10 salonda, izleyici ile buluşan ilk uzun metraj filmi

Sıfır bütçeli film de var sinemamızda,  11 Milyon dolara da var…

Ne sinema ama…

***

Bazen soruyorlar bana “neden sıfır bütçeyle çektin” diye.

(Mahsun Kırmızıgül’e ‘neden 11 milyon dolar harcadın?’ diye soran oldu mu bilmiyorum)

-Valla 1 milyon dolarımız vardı da kullanmadık mı?

-E madem paranız yoksaydı niye çektiniz?

-Projemiz heba olmasın dedik ve sıfır bütçeye de sinema yapılabiliyormuşu kanıtlamak istedik, fena mı yaptık?

***

Bizim filmi “Bursa Filmi” diye dışlayan İstanbullu yapımcılar, Mahsun Kırmızıgül’ün sıfır bütçe ile film çekebileceğini tasavvur edebiliyorlar mı acaba?

“Bre zındık, sıfır bütçeye film mi çekilir?”

Valla çekilir…

Ben çektim mesela…

Sıkıyorsa Mahsun da çeksin! Alsın kamerayı eline, tanınmayan ve bilinmeyen oyuncularla denesin bakalım, gerçek sinema nasıl yapılıyormuş, göstersin âleme!

***

Amma ve lakin, yiğidi öldürürken de hakkını vermek gerek!

Ben 50 bin TL bulabilmek için yurdumun kapılarını tek tek aşındırıp, avucumu yalarken, Mahsun kardeşimin 11 milyon dolar bulabilmesine şapka çıkarmak lazım. Helâl olsun!

***

Belki Okan Bayülgen King Disco programında dalga geçtiği için üzülüyordur Mahsun.

Buradan kendisine sesleniyorum:

Aldırma kardeşim. 11 Milyon dolar harcıyorsan bir filme ve insanlara da “para ödeyerek filmimi izlemeye gidin” diyorsan her türlü eleştiri ve saldırıya da hazır ve nazır olman gerek!

Hem Okan Bayülgen, hem de Beyazıt Öztürk, (ki söz verdiği hâlde kıvırmışlığı vardır Beyaz’ın)

Bizim filmden tek kelime etmedi(!)  Sıfır bütçe ile film çekip vizyona sokmayı başarmamız umurlarında bile olmadı. Konuk ettikleri bir-iki milyon dolarcık bütçeli filmlerin kadrosuyla senin filme gönderme yaptılarsa boş ver kardeşim. Yine sana değer veren var ki ağacını taşlıyorlar(!) bizim filmi iplemediler bile :p Biliyorlar tabi bizim ağacın meyvesinin  onlara tat vermeyeceğini(!)

***

Dediğim gibi Mahsun Kırmızgül ile ben birbirimize benziyoruz. Mesela o Kürt, ben de Arnavut’um.

Devletim onu çok seviyor, beni değil sevmek, tanımıyor bile(!)

Oysa ben de yurdum yönetmeniyim (ya da kendimi öyle sanıyorum) Mahsun da…

Onun Kürt motifleri bu ülkede ve dünyada hâlâ prim yapıyor, ama benim Arnavut olmam ve filmimde konu edinmem para etmiyor, ağlasam mı ne yapsam bilmiyorum(!)

***

Evet, New York’ta 5 Minare filmini izledim. Filmden çıkışta, herkesin dilinde şu vardı: 11 milyon doları nerede harcadılar acaba? Bu filmin neresi 11 milyon dolar eder?

150-300 milyon dolarlık bütçeli Hollywood yapımları ile kıyaslandığında bu rakam az gelebilir, fakat burası Holywood değil, Türkiye!

Benim gibi, film çekerek malı götürmekten ziyade, “sıfır” parayla da olsa sinema yapmaya çalışanların yanında ayıp oluyor gibime geliyor ya neyse(!)

Belki, Haluk Bilginer’in canlandırdığı Hoca Efendi, pardon Hacı efendi, hay Allah klavyem sürçtü, Hacı Gümüş karakterinin fonksiyonel faydası(!) filme ne kadar etki yapmıştır bilemeyiz. Birilerine yaranmadan, sırtı sağlam bir duvara dayamadan olmuyor ;) âlem böyle.

E âlem buysa KRAL da Mahsun…

Yaşasın kral(!)

Kahrolsun bizim gibi soytarılar…

Çirkin Kral’ın kemikleri sızlıyor mudur mezarında, onu da varın siz düşünün!

--
suatsh@gmail.com
Suat Oktay Şenocak
"İnSanat Derneği"

DKM ARŞİVİ