forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ÇAKMA OSCAR: YEŞİLÇAM ÖDÜLLERİ

Aktif .

suat_oktay_225SUAT OKTAY ŞENOCAK 

İpek Yolu Film Festivali
yaşasaydı, Yeşilçam Ödülleri’nden iki yaş büyük olacaktı. İpek Yolu 5 ve 6. yaşını kutlayamazken, önceki akşam Yeşilçam Ödülleri 4. Kez sinema emekçilerini onurlandırdı.

Adı Aşk Bu Eziyetin filminin yönetmeni olmam münasebetiyle büyük jüride oy kullandığım etkinlikte verilen ödüller, bir kaçı dışında yerini buldu diyebilirim.

En Büyük Jüri’nin “Çoğunluk”la yaptığı en iyi film tercihine ise ne ben, ne de Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde yer alan birçok izleyici anlam veremedi. En iyi oyuncu kategorisinde Cem Yılmaz’ın oyunculuğunu beğenmeme karşın, “Sermet Yeşil”in Kosmos filmindeki muhteşem performansının bir kez daha ödülsüz kalmasına üzüldüğümü itiraf etmeliyim. Bence en iyi oyuncu ödülü Sermet’in hakkıydı!

“Çoğunluk” kötü bir film değil, ama “bu kadar çok ödülü hak etti mi?” sorusunun yanıtını tahmin edebiliyorum: İçinde Kürt teması ve ötekileştirme varsa, ne olursa olsun, nasıl çekilirse çekilsin, madende boncuk bulmuşçasına ödüllendiriliyor!

Bu topraklarda Kürt sorunu çıktı çıkalı, bu konuyu işleyip de ödül almayan film yok gibi… Reis Çelik’in Işıklar Sönmesin’den, Handan İpekçi’nin Büyük Adam Küçük Aşk, Yeşim Ustaoğlu’nun Güneşe Yolculuğu’na, Kazım Öz’ün Fotoğraf’ından, Uğur Yücel’in Yazı-Turası’na, Mahsun Kırmızgül’ün Güneşi Gördüm’ü ve son olarak Seren Yüce’nin “Çoğunluk” una kadar…

Tümü de, güneydoğu sorunu ve Kürt temalı!

Kosmos’un da, Kavşak’ın da suçu neydi, merak etmekteyim!

Onun dışında Reha Erdem’in kurgu ve en iyi yönetmen kategorilerinde hak ettiği ödüller ve diğer kategorilerde doğru isimler zirveye çıktı.

Yeşilçam Ödülleri, sinemamız için çok önemli bir organizasyon. Bu bir festival değil, en iyilerin ödüllendirildiği, özel bir tören. Evet, Oscar gibi. Ama “oscarımsı” olmamalı. Ancak, yurdum festivallerinde görmeye alışkın olduğumuz yalakalıklar çok rahatsız ediciydi. Büyük ödülü vermek için aynı anda beş kişi sahneye davet edilir mi yahu? (İki bakan, bir belediye başkanı, vali ve organizasyon komitesi başkanı) Pes doğrusu…

Seremoni müziğinden, ödüllerin sunumuna kadar, başlı başına kötü düzenlenmiş bir “Oscar çakması” tören ortaya çıktı ki, örneğini Türkiye’den başka bir yerde görmek mümkün olmasa gerek!

Hiç mi gerçek Oscar ya da diğer festival törenleri izlemediniz be mübarekler! Koskoca İstanbul’da bu işlerden anlayan başka babayiğit yok mu? Onca masraf, onca destek, onca (Türksel gibi baba(!) sponsora rağmen vasat bir etkinlik, sunucuların sevimsizliğinden, ödülleri verenlerin ruhsuzluğuna kadar, çok yavan, çok bayat, heyecandan, eğlenceden, enerjiden uzak bir tören ummuyordum!

(Bu kadar masraf yapıldığı halde, bu törene özgün bir sunum müziği bestelenemez mi, diye düşünmeden edemiyorum!)

Oysa…

Oysaki İstiklal Caddesi baştanbaşa etkinliğin afişleri, stand ve pankartlarıyla bezenmiş, Beyoğlu’nun ön ve arka sokakları ödül törenini bangır bağırıyor, gündemde tutulmak için ne gerekiyorsa, neredeyse her şey yapılmış. Hatta Oscarları, Berlin ve Cannes Film Festivallerini canlı yayınlayan NTV bile ekranlarına naklen taşımasına karşın çok sönük geçti tören. Halkın ilgisi çok uzaktı. Kırmızı halı var ama onların üzerinden geçecek renkli isimleri ara ki bulasın. Davetiyelerde yazan, “Koyu renk elbiseyle gelmek mecburidir” ibaresi mi insanların içini karartı, diyecem ama(!) Yok, konuklarda da bir tuhaflık vardı. Sabırsız ve görgüsüz güruhun, daha tören bitmeden ayaklanıp salonu terk etmeye yeltenme nezaketsizliği beklide durumu özetlemeye yetiyor.

Cem Yılmaz da olmasa…

O da canlı değil, banttan, uzaktan, aldığı ödülle ilgili düşüncelerini açıklarken, her halta gülmeye hazır konuklara şerbet oldu.

Filmine rağmen Ata Demirer neden katılma lütfünde bulunmaz törene?

Madem Yeşilçam ödüllerine “bizim oscarlar” diyoruz, nedir sinemacılarımızın burnu havada hali!

Sinema yaptığını iddia ederek, hamutuyla malı götüren fenomen(!) Şahan Gökbakar ve yönetmen kardeşi Togan nerede? Sinan Çetin neden gelmez? Yılmaz Erdoğan’ın mazeretini merak ediyorum.

Bunlar halkın bildiği isimler… Ya Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Serdar Akar, Derviş Zaim, ülkemizin en önemli sinema organizasyonlarından biri olarak lanse edilen Yeşilçam Oscarlarına, pardon, ödüllerine neden destek vermezler?

Veya neden davet edilmezler. Edildiler de gelmediler mi yoksa?

Hani onlar da sinemacıydı?

İşte, sektör olamayışımızın en önemli nedeni, bu!

Sinemamız sektörleşmiş olsa, bu saydığımız isimler ve sayamadığımız Tarık Akan’dan, Fatma Girik, Kadir İnanır ve Türkan Şoray’a kadar hepsi bu törene gelmek için yarışırlardı!

Bu törene katılmanın bir ayrıcalığı olmalı, halkın her kesimi bu ödüllerin kimlere verileceğini merakla beklenmeli!

Ama nerdeee...

Kendi malına “tu kaka” diyen dünyada bizden başka bir millet yoktur her halde…

Ya malımızı kötülüyor, ya da başka yaftalar yapıştırarak kötü taklit halinde halka kakalamaya çalışıyoruz.

Özgünlük ara ki bulasın. Özgün olanları da beğenmiyoruz!

Ama halkımız da yemiyor tabi.

Altın Portakal Film Festivali’nin onda biri kadar etki yaratmıyor, “Yeşilçam Ödülleri” çünkü özgün değil.

Bursa’nın rahmetli(!) İpek Yolu Film Festivali bile daha iyi organize ediliyordu.

Ah ah, aklıma geldikçe içim cız etti. Yeşilçam Ödülleri’ni gördükçe İpek Yolu Film Festivali’nin ne denli önemli bir etkinlik olduğunu bir kez daha anladım.

Umarım  Bursa BŞ Belediye Başkanı sayın Recep Altepe ve Bursa AKP teşkilatı hatalarını anlayıp, Bursa’ya ettikleri kötülüğün farkına varırlar!

--
Suat Oktay Şenocak
"İnSanat Derneği"

DKM ARŞİVİ

Loading