Yazdır

BERLİN KAPLANI VE BURSA-GS MAÇI...

Aktif .

SUATOKTAYSUAT OKTAY ŞENOCAK - BURSA 

Bence Ata Demirer’in en etkili filmi olmuş “Berlin Kaplanı”… Kim ne derse desin, ister kendi için yapmış olsun, istrer “one man show” desinler, kein problem! 

Ata, gerek oyunculuk performansı ve yarattığı tipleme ile bu yılın, şimdiye kadar izlediğim en iyi oyunculuk performansını sergiliyor!

Sadece oyunculuk mu?

Bence anlatılan öykü de yabana atılacak cinsten değil. Her ne kadar böyle işlerde yönetmenin esamesi okunmasa da zikretmekte fayda var Hakan Algül’ün adını. Tamamen öykü ve oyuncu odaklı bir işi kotarmak da kolay olmasa gerek.

***

Gündüz sinemada Berlin Panteri’ni izleyip, akşam da (köhne bir birahanede) Bursaspor ile Galatasaray maçına odaklanmak farklı hisler uyandırıyor insanda.

Tadı tuzu kalmayan ligin Bursa’daki enteresan buluşmasında kazanmaya ihtiyacı olan takım sevindi.

İstanbul takımlarının taraftarının yaptığı onca rezilliğinigörmezden gelip, Bursa’da yaşanan en ufak taşkınlığa tahammül gösteremeyen PFDK sayesinde, çoluk-çocuk, ana-kız, abla-teyzelerin tıka basa doldurduğu Bursa Atatürk Stadı’nda ev sahibi takım özlediği bir galibiyeti tek golle alırken, ligin 2. yarısının en istikrarlı takımını evine puansız götürdü ve alkışı da hak etti.

Buraya kadar her şey normal. Amma ve lakin normal olmasına rağmen tahammül edemediğimiz sözde ulusal basın, ancak yedi tepe dışında kimseye değer vermeyen İstanbul medyasının bakış açısının içler acısı, zavallı hali!

"Yiğidi öldür ama hakkını ver!" demiş atalarımız lakin İstanbul medyası ne yiğit tanıyor, de hak-hukuk!

Marka değeri yerlerde sürünen, hala FB; GS, BJK’ye biat edip, onları rezil rüsva eden İstanbul medyasının maç sonunda kullandığı haber başlıklarını görünce, futbolumuzun düştüğü kaos ortamının nedeni bir kez daha anlaşılıyor da, kim anlayacak orası muallak işte(!).

Hangi birini buradan örnek vereyim şaşırdım.

Tüm bakışlar İstanbul odaklı!

İşte çelişki: madem İstanbul medyası, o zaman kendilerine “ulusal” demeleri ayıp değil mi?

Hem ayıp hem de günah!

Hem kendine ulusal diyeceksin, hem de 3 takımın dışında kalanlara üvey evlat muamelesi yapacaksın!

İstanbul medyasının Bursa ve Bursaspor’a karşı takındığı bir kin ve içten içe sezilen bir nefret var!Bu maçtan sonra tekrar nüksetti bu sıkıntıları, aşikar. Belki Bursaspor’un İstanbul takımlarının hegemonyasına son verip, tekerleklerine çomak sokmasının bunda etkisi olabilir mi bilemem, fakat bugün futbolumuzun yaşandığı, başta şike olmak üzere birçok sorunun müsebbibi sözde ulusal ama özde İstanbul medyasıdır, desem kim üstüne alınır acaba!

Nedense kimse çıkıp da dillendirmiyor. Şike konusu aylardır tartışmada, peki kaç medya mensubunun çuvaldızı kendisine batırdığına tanık oldunuz bu süreçte.

İstanbul takımlarını, ille de başarı, nasıl olursa, ne pahasına olsun da kupa ve şampiyonluk olsuna şartlandıran, o takımların yöneticilerinin başarı içinişlediği günahlara göz yuman İstanbul medyası değil mi?

Neyse…

Bursaspor, tribünleri dolduran kadın ve çocuklardan oluşan gerçek taraftarının desteği ile Lig lideri ve kimine göre şampiyonluğu mutlak favorisi Galatasaray’ı tek golle yenerek aradığı morali de buldu, şanssızlığını da kırmış oldu!

***

Berlin Kaplanı filminde Bursalı hemşerimiz Ata Demirer’in ödüllük performansıyla hayat verdiği gurbetçi boksör Ayhan Kaplan’ın alttan alta, inceden inceye verdiği mesajlar birçok kişiyi rahatsız edebilir.

Bence film “Eyvah Eyvah” serilerinden çok daha iyi olmuş. Çok gülmeyi, güldürmeyi değil düşündürmeyi vaat ediyor.  Adiliklerimizi, ikiyüzlülüğümüzü suratımıza vuruyor ve bugün ülkede yaşanan birçok sorunun da kaynağına odaklanmamızı sağlıyor, tabi anlayabilene ve anlamak isteyene!

Ve filmin finalinde Ayhan Kaplan’ın, antrenörü (Tarık Ünlüoğlu) Cemal’e dönüp, bugüne kadar hep neden kaybettiğini sorar ve şu yanıtı veriri: “Çünkü kazanmak için bir nedenim yoktu?”

Sonrasını  da merak edenler sinemaya gidip izlesinler, zira Ata Demirer ve ekibinin bence en iyi filmi vizyonda.

...Ve gerçek hayat sahnesinde de İstanbul medyasının iki yüzlülüğü en bayağı şekilde ülkeyi “İstanbul ve Anadolu” şeklinde ikiye bölmeye devam ediyor ve kimse de “asıl bölücülük bu” demeye cesaret edemiyor!

Haydi gazamız mübarek ola…

Suat Oktay Şenocak
Bursa İnSanat Sinema Derneği

suatsh@gmail.com