forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BAL, SEMİH VE HATIRALAR

Aktif .

umit_otan_120ÜMİT OTAN 

Ülke kan revan içindeydi. 12 Eylül’ün başındaydık. Biz, okulda sinema öğrenmeye başlamıştık, “dışarıda” başka “filmler” çevriliyordu. O günlerde “kıytırık” makinelerle cebelleşen Semih’in elinde geçen akşam “Altın Ayı” vardı. Hop oturup, hop kalktım…



Günlerdir içim içime sığmıyordu. Gözüm, kulağım Almanya’daydı. Bizim okuldan, bizim sınıftan, aynı sıradan Semih kaldırmalıydı o heykelciği…

Öyle de oldu…

İnternete ilk haber düşünce, tarifi, anlatımı zor duygular yaşadım. Azıcık durulduğumda “o yıllara”, hatıralara daldım.

O,  800201 Semih Kaplanoğlu, ben 800202…

Yüzlerce kişi içinden seçilirken ne heyecanlar yaşamışız ki, kayıt yaptırmaya önce o sonra ben koşturmuşum.

Güzel Sanatlar Fakültesi’nin  Alsancak’taki barakamsı binalarında sinemayı, televizyonculuğu ve fotoğrafçılığı öğrenecektik.

Çok zor günlerdi.

12 Eylül’ün balyozu inmiş, feryatlar gökyüzünü deliyor, biz sinema öğreniyorduk. İçimiz bir tuhaftı. Sanki o günlerde o “işin” peşinde koşturmak lükstü. Sokaklarda neler yaşanıyordu biz neler yaşıyorduk.

Öğle tatillerinde küçük kantinimizde filmler izlerdik. Biz film izlerdik, Semih küçük belgeseller çekerdi. Çay ocağının önünde, bir çay bardağının etrafında dakikalarca çekimler yapar, sonra anlatır, heyecanına ortak arardı.

Oktay Kutluğ hocamızla film karelerinden dünyalar kurar, Turgay Gönenç’le edebiyatın kuytularında gezinir, Mutlu Parkan’la Brecht estetiğini kavramaya çabalar, Oğuz Adanır’la “Göstergebilim”le tanışır,  Murat Tunçağ’la  ses ve giderek müzikle buluşurduk. Rahmetli Alim Şerif Onaran hocamızla, Türk ve Dünya sinemasında gezintiye çıkar, yine rahmetli Hüsnü Tekin hocamızla fotoğraftan dünyalar kurardık.

Özel televizyonların adının anılmadığı o yıllarda, Faruk Kalkan hocamız bizi dünya televizyonlarıyla tanıştırır, onun deyimiyle “ticari televizyonlar”ın yaratabileceği karmaşaya karşı bizi uyarırdı…

Ara sıra okuluma uğruyorum, bizim derslerin çoğu kaldırılmış, yazık olmuş…

Okul bittikten sonra, İzmir’de sinemacı olunamayacağını “keşfeden” arkadaşların çoğu İstanbul’un yolunu tuttu.

İzmir’de kalanlar ya bizim gibi gazetecilik “macerasına” atıldı ya da sinemayla hiç ilgisi olmayan işlere yöneldiler.

İstanbul’a “göç edenlerden”, bizim bir alt sınıfımızdan Ümit Ünal “Teyzem” ile adını duyurdu. Sonra arkası geldi. Taner Akvardar, Ömer Uğur, Sevgi Saygı ve şimdi anımsayamadıklarım…

İşte Semih Kaplanoğlu…

Altın Ayı elinde, gülücükler yağdırıyor…

Ne zaman bizim okuldan birinin adını bir yerlerde görsem ya da duysam, içimi tuhaf bir heyecan kaplar.

Onları sevgiyle kucaklarım…

Ömrümü kamera arkasında bir yerlerde geçiremediğime hayıflanır, Semih’lerle, Ümit’lerle, Taner’lerle, Ömer’lerle teselli bulurum…

umitotan@gmail.com

NOT: Ümit Otan'ın yazıları aynı zamanda http://www.t24.com.tr de yayınlanmaktadır.

ÜMİT OTAN'IN YAYINLANMIŞ KİTAPLARI

DKM ARŞİVİ