forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

HANGİSİ KOMPLO?

Aktif .

umit_otan_120ÜMİT OTAN / EGE'DEN 

Kaz dağlarının “mayıştıran”, “sarhoş eden” oksijeninden midir, yoksa zeka kıtlığımdan mıdır, şu “uzaklarda” yaşananlara bir türlü akıl erdiremiyorum. Kesiyorum, biçiyorum; doluya da boşa da koysam olmuyor…


“Baykal’a komplo kurulmuş.

“Vay alçaklar” diyorum.

Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek, hazırlanan senaryolara hiç alakası olmayanları katmak yani bir “kurmaca” üretmek alçaklıktan başka ne olabilir?

Sonra “özel hayatın gizliliği”nin çiğnendiğiyle ilgili laflar öne çıktı.

Bir-kaç gün sonra Baykal’ın basın toplantısını can kulağıyla dinlemeye başladım. Kendisine komplo kurulduğunu belirtip istifa ettiğini açıkladı.

Çok şaşırdım.

Yoğun oksijen bombardımanı sanırım beni aptallaştırdı. Sözlükleri açtım önüme. Komplo ne demekmiş bir daha gözden geçirdim.

Yoo, aklım başımdaymış, bildiklerim doğruymuş.

Ama, olayın tarafları, “internete verilen görüntülerle hiçbir ilintimiz yok. Bizim dışımızda yaratılmış bir senaryo ve komplodur” demiyordu.

Eğer olay gerçekse, tartışılması gereken, “özel hayatın gizliliğine” kameralarla yapılan alçakça ve iğrenç saldırıydı.

Kendimi komploya uğradığını söyleyenlerin yerine koydum.

Olayla hiç ilgim yoksa, ne gam, “benle alakası yok kardeşim” der, geçerdim.

İkinci “şık” biraz zor tabii…

“Bu benim özel hayatımdır ve hiç kimseyi ilgilendirmez” derdim.

Der miydim?

Beni boş verin, ama bir diyeni biliyorum.

Siz de biliyorsunuz.

Bir sabah, gazeteler manşetlerine, “Kim bu âşık bakan” manşetini uygun görmüşlerdi.

Magazinciler ellerine iyi bir “fırsatın” geçtiğini sanıyor, televizyoncular reyting hesaplarına dalıyordu.

Hiç kimselerin beklemediği bir şey oldu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel, medyanın karşısına geçti ve o “âşık bakanın” kendisi olduğunu söyledi. Sonra âşık olduğu hanımla evlendi.

Baykal istifa edip evine çekildi.

Daha iki gün geçmeden ağlayanlar, kendini yerden yere atanlar, açlık grevi bile yapanlar, “Baykal geri dön” diye ortalığı inletmeye başladı.

Gel de şaşma…

Bahçeyi çapalarken daha salim kafayla hak verdim o kalabalıklara.

Madem herkes “komplo” diyordu, genel başkanları geri dönmeli ve bunun hesabını birlikte sormalılardı.

Milletvekilleri, belediye başkanları, her ilden gelen partililer “geri dön” çağrısından vazgeçmiyorlardı.

İl başkanları toplantısı yapılacağı ve “dön” çağrısının bir metinle imzaya açılacağı söyleniyordu, hatta birçok ilden imzalar gelmeye başlamıştı bile.


Sabah televizyonu açtım. Karşımda Kemal Kılıçdaroğlu, “Genel Başkanlığa adayım” diyordu.

Hemen o saatte sanki büyülü bir el dokunuyor ve her yer Kılıçdaroğlu oluyordu.

Yetmişi aşkın il başkanı ve çok sayıda milletvekili Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklayıverdi.

Üstelik tüm bu ani “gelişme”den Baykal’ın haberi olmamıştı.

Her şey Baykal’ın dışında gerçekleşmişti.

Akşam televizyonda bir CHP’li yetkili, ani “u dönüşünün” Baykal’a kurulan bir komplo olduğunu söyleyince, “hah şimdi oldu” dedim.

Komplo ilk kez doğru biçimde kullanılıyordu…

Yazımı tam bitiriyordum ki, ekranlar ayakta…

Bir özel teknik kuruluş yetkilisi, görüntülerin kurmaca olduğunu anlatıyordu. CHP avukatı da Baykal’ın masumiyetiyle ilgili dil döküyordu.

Çok tuhaftı…

CHP Kurultayı’na neredeyse saatler kala, bu “bomba” da neyin nesiydi?

“Acaba” dedim, bu da  Kılıçdaroğlu’na bir komplo olmasın…

Bunca komplovari bir hayat beni bozdu…

Pes ettim…

umitotan@gmail.com

 

DKM ARŞİVİ