forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

POLİTİKACI GAZETECİLER…

Aktif .

umit_otan_120ÜMİT  OTAN - EGE'DEN 

Birileri, sizin beğenmediğiniz görüşleri desteklediğinde “yandaş” oluyor da siz, sütunlarınızda, ekranlarınızda “sevdiğinize” destek verdiğinizde, gidip aktif olarak içinde yer aldığınızda ve de hem gazeteci hem politikacılığa sıvandığınızda ne oluyor?

CHP’nin Parti Meclisi listesinde adlarını gördüğümde doğrusu hiç şaşırmadım.

Biri, ekrana çıkardığı konuklara sorduğu “Aykırı Soruları” önce kendi yanıtlar, çerçeveyi çizer ve sonuçta siz konuğu değil programı yapan gazeteciyi izlemiş olurdunuz.

Hatta bir akşam çok sinirlendim. Konuğun söyleyeceklerini merakla bekliyordum, ama bir türlü olmuyordu. “Senin değil, konuğun görüşlerini izlemek istiyorum, üstelik konuşmandan da bir şey anlaşılmıyor” benzeri bir not geçmiştim Enver Aysever’e…

Diğeri hem gazetesinde hem dolaştığı ekranlarda “bir politikacı” edasıyla endam ediyor, “yandaş”lara çatarken şah damarı neredeyse yerinden fırlayacakmış gibi oluyor, kimseler onu durduramıyordu. Yıllarca Cumhuriyet’te birlikte çalıştığım Mehmet Faraç da gazeteciden çok bir “taraftar” gibi geliyordu bana…

Cumhuriyet’in “çiçeği burnunda” yazarı Süheyl Batum da listeye girenlerden…

Vatanımıza, milletimize, CHP’ye hayırlı olsun.

Onları kutluyorum…

Ammaaaaa…

MESAFE SORUNU

Gazeteciliğin en can alıcı sorununun “mesafe” olduğunu bilmeyen var mı?

Her kuruma, kuruluşa, kişiye belli mesafede kalmak...

En sevdiğinizle en nefret ettiğiniz arasında mesafeyi aynı oranda korumak.

“Karşı tarafı” sürekli suçlayacaksın, hatta işi bazen aşağılamaya kadar götüreceksin. Beğenmediğini destekleyenler “yandaş” olacak, sen, elini kolunu sallayarak hem politikacı hem gazeteci olacaksın, ama “yandaş” olmayacaksın.

İnanın, kişilerle ilgili bir sorunum yok…

Gazetecilik etiği ile ilgili “meselem” var.

İki yüzlülükle ilgili karın ağrım var…

“Mış” gibi yapanlara isyanım var.

Bugünden tezi yok,  Parti Meclisi üyesi gazetecilerin derhal, sütunlarını, ekranlarını terk etmeleri gerekiyor.

Cumhuriyet’te böyle bir alışkanlık vardı, bir ara “es” geçildi. Umarım yeniden gündeme gelir.

Bu gazeteciler kendiliklerinden ayrılmazsa, iş akitleri feshedilmeli ve politik arenaya uğurlanmalı…

Yoksa, hem Parti Meclisi üyesi, hem gazeteci, hem yazar, hem televizyoncu  “gazetecilere” yeni bir sıfat arayıp, bulmak gerekiyor.

umitotan@gmail.com

DKM ARŞİVİ