forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

KILIÇDAROĞLU ACELEYE Mİ GELDİ?

Aktif .

umit_otanÜMİT OTAN - EGE'DEN 

Ne yalan söyleyeyim, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinlerken kendimi ilkokul talebesi gibi hissediyorum ve üzülüyorum. Hele sürekli yinelediği “Halkı kandırıyorlar” tümcesine halkın bir ferdi olarak çok alınıyorum.


Hadi, genel başkan daha yeni, ama CHP’nin toplum psikolojisini hatmetmiş, iletişim konusuyla epeyce haşır neşir olmuş, hedef kitle ve mesajın uyumuyla ilgili beyninin kılcal damarlarını zonklatmış danışmanları nerede diye sormadan edemiyor insan…

Şu “havuzlu villa” muhabbetleri tüm meydanları ve medyayı kapsamasaydı böyle bir yazıya sıvanmak istemezdim. Arka arkaya öyle yanlışlıklar ve öyle “tuhaflıklar” yaşandı ki, insan kendini tutamıyor.

Sayın Kılıçdaroğlu, “havuzlu villa”yı ilk kez kullandığında, halktan biri olarak bunun “simgesel” bir söylem olduğunu sandım. Sonra tüm konuşmalarda söylem yinelenince simgesel değer kayboldu ve gözümün önüne villalar ve havuzlar gelip oturdu. Sonuçta aynı duyguları birileri de yaşamış olmalı ki, Kılıçdaroğlu’nun havuzlu kooperatif evini getirip burnumuza dayadılar…

Çünkü simgesel söylem yerini gerçekliğe bırakmış ve olan olmuştu.

Dikili’den Ayvalık’a yığınla yazlık sitelerde havuzu olmayan neredeyse yok gibi…

Demek ki olay havuz değil.

Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın mal varlığını çok buluyor ve nasıl edindiğini merak ediyorsa, halkın da merak ettiğini varsayıyorsa, soruyu direk sorsa hiçbir sorun olmayacak.

Bu basitmiş gibi görünen konu, mesaj ve hedef kitle denklemine CHP’lilerin pek kafa yormadığını gösteriyor.

Bir de ayak üstü konuşmalar var.

CHP’nin eski genel başkan yardımcılarından Eşref Erdem’in, referandumda “evet” diyeceği yaklaşımını değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Herkes düşüncelerini özgürce söyleyebilir. İhraç söz konusu değil” diyor.

Alkışlanacak bir yaklaşım…

Sabah bir bakıyoruz, Erdem ihraç istemiyle disiplinde…

Dersim, başörtüsü “git gelleri”ni de anımsadığımızda ister istemez hep bir “acaba” hali beynimizin bir yerini kemiriyor.

Yıllardır bize dayatılan ve bıktığımız söylemler dışında “içi doldurulmuş” yeni bir şeyler söyleme zamanının geldiğinin ne yazık ki liderlerimiz hala farkında değil.

Bizi hala kandırılmaya yatkın insanlar topluluğu olarak görme alışkanlıklarını terk edemiyorlar.

Ülkemizde on milyon yurttaş internet başında. Yüzlerce kanallık  televizyonların  kumandaları ellerde. Hiç ummadığınız insanlar hiç beklemediğiniz soruları ortaya atıyor.

Kılıçdaroğlu, genel başkanlığa “erken yakalanmış” imajı çiziyor. Aceleye gelmiş gibi duruyor.

Olayın bir de başka yönü var:

Baykal döneminde CHP’den umudunu kesenler, yeni oluşumlara sıvanmış, yeni birliktelikler ve gerçek bir sol partinin yaşama geçirilmesi için yollara çıkılmıştı.

Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasıyla bu çalışmalar gaz kesti.

Gözler “yeni CHP”ye çevrildi, beklenti çıtaları yükseldi.

Bugün baktığımızda, eski söylemler dışında değişen bir şey yok.

Deniz Baykal, hiç aranmadığını, referandum için çalışmak istediğini, ama görev verilmediğini söylüyor.

Uzun yıllar karşısında “esas duruş”ta durdukları, her sözünü “emir” kabul ettikleri, “geri dön” diye gözyaşı döktükleri genel başkanlarını bir gecede terk eden ve bir köşeye atan parti, bu “vefasızlığın” zararını hesaplayamıyor mu?

Baykal yanlısı milletvekili ve partililerin bu durumda “cani gönülden” çalışacakları düşünülebilir mi?

Kılıçdaroğlu, yalnızca meydanlarla  yürüyeceğini hala sanıyorsa yanılıyor.

Ekranlarda bir “flaş haber” gündemi değiştiriyor.

İnternete düşen bir fotoğraf, ortalığı karıştırıyor.

Baykal’ın hiç katılmadığım görüşlerini anlayabiliyordum. Açık, seçik ve netti.

Kılıçdaroğlu’nun neyi neden söylediğini anlayamıyorum.

Aylardan sonra, aklımda kalan, yoksulluk, yolsuzluk ve havuzlu villa oldu.

Kürt sorununu nasıl çözmeyi düşünüyor?

Ergenekon olayını nasıl yorumluyor.

Burnumuzu sokmayacağımız yerler neler, neden burnumuzu oralara sokamıyoruz?

Son bir not:

Akşam bir televizyon programına bağlanan AKP’li yetkili, Başbakan’ın oturduğu villanın kendisinin olmadığını ve kiracı olduğunu söyledi. Havuzun da villanın değil sitenin olduğunu belirtti.

Son bir not daha:

“Kılıçdaroğlu’nun havuzlu villası” haberi internette okunanlarda ve yorumlananlarda ilk üçe girmiş…

 Bilmem meramımı anlatabildim mi?

 umitotan@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN