forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

CUMHURİYET’E DEMOKRASİ GELECEK Mİ?

Aktif .

umit_otan_120ÜMİT OTAN - EGE'DEN  
 
Kimi, “Avaz avaz bağırıyorum, hayır” diye döktürüyor, kimi gözlerini patlatarak “evet” diye naralar atıyor. Gazetecinin böyle bir görevi var mı, ben bilmiyorum. Bilen varsa beri gelsin…

Herkes bir “siper” edinmiş kendine, atış serbest.

Sanki hepsi de Başbakan’ın sözüne uyuyor: “Taraf olmayan bertaraf olur”

Gazeteciler, siyasiler ve bilumum konuşmacılar, söze “halkımız Anayasa değişiklikleriyle ilgili hiçbir şey bilmiyor” diye başlıyor, ama hiç kimse de konuya “bulaşmıyor”.

Herkes ülkenin tüm sorunlarına “ayar çekmeyi” biliyor, ama hemen yanında yıllardır sigortasız, örgütsüz çalışan arkadaşıyla ilgili hiçbir şey yapmıyor.

Gazeteciler.com internet sitesinde Cumhuriyet çalışanı Nihal İnal’ın başına gelenleri, 40’a yakın sigortasız çalışanın tepkilerini okuyunca şaşırdım desem yalan olur… (Ayrıntılar için tıklayın)

Aynı yollardan biz de geçtik.

Demek ki o yollar hala değişmemiş.

Cumhuriyet yazarlarından Şükran Soner, ekran ekran geziyor ve memurlara toplu sözleşme hakkı veren Anayasa değişikliğinin grev hakkı vermediğinin hesabını soruyor.

Peki, yıllarca sendika başkanlığı da yapan Şükran Soner, yanı başında sigortasız çalıştırılan arkadaşlarıyla ilgili ne yapıyor?

Bu tür eleştirilerime gelen tepkilerin çoğu, “Neden diğerlerini görmüyorsun” şeklinde oluyor.

Diğerleri açık seçik, “sendika bizim zararımıza oluyor” diyor. Diğerlerinde çok yüksek maaşlarla saltanat kurmuş yöneticiler, “ecirlere” yapılan her tür haksızlığı sineye çekiyor.

Cumhuriyet böyle mi?

Artık şu sigortasız çalıştırma huyundan vazgeçilmeli.

Gazeteye demokrasi gelmeli…

Şimdi, “bu da laf mı” diyenler olabilir.

Peki içimi dökeyim:

Yazarların epeycesi, bir partinin genel başkanı, parti meclisi üyesi, yönetim kurulu üyesi, milletvekili ya da eski milletvekillerinden oluşuyor.

İnanmazsanız siz de bakın.

Epey zaman oldu. Cumhuriyet’te yazan, Kanaltürk’te Ozan Kütahyalı ile bağrışmalı program yapan bir yazara, olayın artık komiklik boyutuna vardığını içeren bir mektup yazdım. Bir yanıt geldi ki evlere şenlik. Bir baltaya sap olamamışım ve beni seven bir tek kişi bile yokmuş. Bu nedenle saldırıyormuşum…

Gerçekten bir baltaya sap olmak zor işti ve bize göre hiç değildi…

Amacım kişilerle didişmek değil, bir gerçekliği ortaya koymak.

Şimdi, avaz avaz hayır diye bağıranlara soruyorum:

Cumhuriyet’te yıllardır sigortasız çalıştırılan gazeteciler var mı?

Evet mi, hayır mı?

Bu arkadaşları en kısa zamanda kadroya almayı düşünüyor musunuz?

Evet mi, hayır mı?

Sendika, toplu sözleşme yeniden anımsanacak mı?

Evet mi, hayır mı?

Hem gazeteden maaş alıp hem bir partide aktif siyaset yapmak etik mi?

Evet mi, hayır mı?

Şu iletişim çağında aynı tornadan çıkmışçasına “döktüren” yazarlarla gazetecilik sürer mi?

Evet mi, hayır mı?

Cumhuriyet’e demokrasi gelecek mi?

Evet mi, hayır mı?

umitotan@gmail.com 

DKM ARŞİVİ