forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

“GAZETECİ MİLLETİ”, AYNAYLA BARIŞMALI!

Aktif .

ETİKETLER:Ümit Otan
umit_otan_120ÜMİT OTAN - EGE'DEN   

Hep birilerine kızmakla, hep “suçluyu” bir yerlerde aramakla geçti ömrünüz. Size dokunmayan yılan bin yaşasındı. Sizden gayri herkes “tu kaka” idi. Elinize bir ayna almaktan hep kaçtınız, korktunuz. Yandaşı, candaşı, taraftarı, demokratı, solcusu, sağcısı, liberali velhasıl “gazeteci milleti”, artık aynayla barışmalıdır.

Yıllardır “yenilen naneler”,  her yerleri “tırmalar” oldu, aynayla tanışma zamanıdır şimdi…

Hükümete kızıyorsunuz…

Askere kızıyorsunuz…

Polise kızıyorsunuz…

Muhalefete kızıyorsunuz…

İktidara kızıyorsunuz…

Yargıya kızıyorsunuz…

Hiç kimseleri bulamazsanız, meslektaşlarınıza kızıyorsunuz, linç ediyorsunuz, yargılayıp hüküm veriyorsunuz…

Ama kendinizden hiç söz etmiyorsunuz.

Yalnızca “ucu size dokunduğunda” bülbüle dönüyorsunuz.

Oysa başınıza gelenlerde, kızdıklarınızın, suçladıklarınızın en küçük bir katkısı yok.

Her şeyi bilerek, isteyerek ve katlanarak yaptınız.

Bu ülkede “takır takır” insanlar öldürülürken put kesildiniz, ama sendikanızı terk ederken aslanlar gibiydiniz.

Arkadaşlarınız açlığa yokluğa yollanırken kılınız kıpırdamadı, ne zaman ki sizin de kapınız çalındı ağıtlar düzmeye başladınız.

Hep, sizin özgürlükleriniz iyi, “onlarınki” kötüydü.

Yandaş oldunuz taraftar olana kızdınız, candaş oldunuz yandaş olana kızdınız, taraftar oldunuz taraftar olamayana kızdınız…

Ama hep bir “şey” oldunuz”…

Son yirmi yıldır medyanın tekerleği patlamış kamyon gibi uçuruma gitmesinde en büyük harcı olanlar, en hüzünlü hatta ağlamaklı yazıları yazıyorlar. Özürler diliyorlar. Hatalarını paylaşıyorlar.

Hiç inanmıyorum. Siz de inanmayın.

Son günlerde hepimiz izliyoruz.

Kimileri yandaşları için, kimileri taraftarları için kimileri candaşları için ayağa kalkıyor, ortalığı yıkıyor. Herkesin ağzında demokrasi, insan hakları, hukuk, adalet. Herkes kendisi için istiyor.

Basın özgürlüğünde bilmem kaçıncı sıradan kaçıncı sıraya düşmüşüz.

Bunun suçlusu hep başkaları mı?

Patronlara yalakalığın tavana vurduğu “cennet yılları” siz yarattınız.

Örgütsüzlüğe, atılma korkusuyla geçen zalim yıllara siz katlandınız.

Politikacılarla, iş çevreleriyle, askerle, polisle mesafeyi siz sıfırladınız.

Her kesime aynı uzaklıkta kalıp gazetecilik yapmak zorunuza gitti, kolayına, kaymaklısına kaçtınız.

Direnen, gazeteciliği gazeteci gibi yapmaya çalışanlara katlanamadınız, harcadınız.

Hiç kıvırmaya, sağa sola bakmaya, işaret parmağımızı birilerine döndürmeye çalışmaya kalkmayalım.

Bu kötü noktaya gelişte hepimizin tuzu olduğunu kabul etmekle başlayalım.

Korkmayalım. Elimize aynayı alalım ve yüzlerimizle tekrar buluşalım.

Maskelerimizle harap olmuş yüzlerimiz bize en doğrusunu gösterecektir…

Tabii geriye bir yüzümüz kaldıysa…

 umitotan@gmail.com

 

 

DKM ARŞİVİ