forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

NEFRET…

Aktif .

umit_otan_300X225ÜMİT OTAN

İnsanlık suçlarının aslında en gaddarı. O kadar sinsi ve o kadar “bel altı” ki, “suç” denildiğinde akla en son geliyor, çoğu zaman da hiç anımsanmıyor.

 

Oysa herkesin ağzında, yazısında, ekranında; nefretin en uzağında durması gereken gazetecilerin epeycesi tam göbeğinde…

Üçüncü sayfalarda hatmettiğimiz, ekranlarda “son dakika” ile gözlerimize, kulaklarımıza “pompalanan” o şiddet haberleri kim bilir nerelerde “pişirilen” nefretin patlaması. Gördüklerimiz o denli irkiltici ki, nefrete kafayı takacak takatimiz kalmıyor.

İzmir’in bir türlü bitirilemeyen Üçkuyular bölgesindeki metro çalışmalarını izliyordum. Yaşlı bir kadın, “Herhal bittiğini görmeye ömrümüz yetmeyecek” dedi. Yan tarafta, epey de uzakta duran adam, “Şu hükümet var ya, esas sorumlu o. Para vermiyor” diye gırtlağı yerinden fırlarcasına bağırdı. Kadın sesini çıkarmadan hızlı adımlarla uzaklaştı.

Adam bu kez bana “sen de bir şeyler söylesene” der gibi baktı. “Topu hep bir yerlere atmanın kolaycılığından kurtulmak gerek” diyecektim, ama bitiremedim. Daha üç ya da dört kelime ağzımdan çıkmıştı ki adam, “gerisini” kendince keşfetmiş ve yerinden fırlayan gözlerle bana bakıyordu.

O adamı ilk kez görmüştüm. O da beni hiç tanımamıştı, ama ben o adamın gözlerinde nefreti görüm.

Futbol sahalarında takım yandaşlığı gibi gördüğümüz şiddet, aslında içinde kavurucu bir nefreti barındırmıyor mu?

Sokakta yürürken park etmiş arabaları tekmeleyen, hasar veren adamın içindeki nefret kendisine engel olmaya çalışan hiç tanımadığı birini öldürmeye kadar varabiliyor.

Dedim ya o kadar sinsi ki, dilimize yapışıyor ve sıradanmış gibi oluyor.

Küçücük çocuk beğenmediği, sevmediği yemek için, “nefret ederim” diyor.

Sizlerin de dikkatinizden kaçmamıştır, sevilmeyen, beğenilmeyen, hoşlanılmayan ne kadar gündelik “şey” varsa “nefret ederim”le anlatılıyor.

Olay medyaya gelince durum daha da vahim.

O ünlü yazarın başlığında, o ünlü genel yayın müdürünün manşetinde, yalnızca haber okuması gereken televizyoncunun yüzündeki kasların titreşiminde nefret, “ben buradayım” diyor.

Hrant Dink öldürülmeden önceki bir-kaç aylık gazeteleri şöyle bir tarayın. Zamanın ünlü yazarlarının ahkamlarına bir göz atın, şaşırırsınız. O günlerde sıradan kelimeler ve tümceler gibi okuduklarınızın içindeki nefreti bugün daha iyi görebilirsiniz.

Beğenmediğini, hoşlanmadığını, düşüncelerine uymadığını vurgulamak için bin tane yolu varken, manşetine “şerefsiz”i, yazısının başlığına “alçak”ı uygun gören yazar, nefretin değirmenine su taşımış olmuyor mu?

“Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı
konusu yapamaz...”

Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri bölümü’nde böyle yazıyor.

Neymiş? İnsanların arasına nefret tohumu ekmekten kaçınılırmış.

Lütfen tekrar takrar okuyunuz. Manşetlere, köşe yazılarına, ekranlara daha “alıcı” gözle bakınız.

Nefreti göreceksiniz…

Yasalarımızda ciltler dolusu suç tarifleri ve cezaları var.

Nefret, yine sinsiliğini yapmış, ortalarda görünmüyor. Ortalarda görünmeyince ceza da yemiyor.

Nefreti suçların en ön sırasına almadan ve cezalandırmadan şiddetin önüne geçme hamleleri boşuna…

Nefret suçu işleyenlerin hala gazetecilik yapmalarından, milletvekili olmak için kuyruğa girmelerinden, ortalarda hiçbir şey yapmamış gibi afili afili dolanmalarından nefret etmiyorum, onun yerine, “yadırgıyorum”, “sinirleniyorum”, “deliriyorum” demekle yetiniyorum…

umitotan@gmail.com

http://twitter.com/umitotan

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN