forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

“ANLI”LARIN MEDYASI MI, “ANLI” BİR MEDYA MI?

Aktif .

umit_otan_300X225ÜMİT OTAN - EGE'DEN  

Depremden sonra ortalık ayakta. Deprem haberleri kadar nefret haberleri ve yorumları da her yanı kaplamış. Sosyal medyada, nefret edenlerle etmeyenlerin “savaşımı” sürüyor.

 


Nefretin yavaş yavaş zehirlediğinin, insanım diye ortalıkta dolaşanların iskelete dönüştüğünün farkına mı vardık? Hiç sanmam. Keşke öyle olsa…

 

Önce, “şişirilmiş”, abartılmış, çarpıtılmış haberlere “boğulduk”. Sonra, “oturaklı küfürler” bizi can evimizden vurdu, rahatladık. “Nasıl da geçirmiş, helal olsun abi” dönemleri gelip çattığında, hiç oralı olmadık sinsi sinsi tebessümler yağdırdık. Giderek heyecanımız arttı. Çığlıklar kapladı ortalığı. Düşmanlaştık, nefret bizi teslim aldı.

“Vay Şerefsiz” manşetine imza atanları yere göğe sığdıramadık, hala da öyle. “İşi”, “analarını da satarlar”a kadar vardıranları vekilimiz yaptık, bizi temsil etsin diye. Palavra sıkmayı bırakalım, hiçbirimiz öyle masum değiliz. Sessiz kaldık, ortak olduk.

Herkes bilir, görsel medya duygulara dokunur. Gözlerimiz görür, kulaklarımız duyar ve daha çok duygularımız depreşir. Hep birlikte ağlar, hep birlikte güler, hep birlikte düşmanlaşır, hep birlikte nefret ederiz. Reytingler, tiraj kavgaları hep bu sinsi ilişki üzerine kurulur. Çok basitmiş gibi görünen küçük bir kelime, yüzlerde beliren ekşimtırak sarsıntı aslında hepimizden daha sinsi olan nefretin iç fokurdamalarıdır. Yıllardır fokurdaya fokurdaya işte bugünlere geldik.

Anımsar mısınız bilmem, yıllar önce bir kadın spiker, ağzını doldura doldura, karşı medyanın patronuna “Rum çocuğu” derken yüzünde güller açıyordu. Sahi nerelerde şimdi o kadın spiker?

Aradan uzun yıllar geçti ve yine ekranda bazı spiker kadınlar benzer yaklaşımlara imza attılar. Herkes onlara saldırmanın rahatlığını yaşadı. Oysa olayın vahameti, bu kadınların bir nefret suçu işlediklerinin farkında bile olmayışlarıydı.  İçlerinde yıllardır fokurdayan ve giderek  zehirleyen nefret, tüm sinsiliğinden arınıp patlayıvermişti.

Yıllardır nefretle başlayıp biten tümceler kurduk. Nefret, hayatımızda sıradan bir şeymiş gibi dolanıp durdu. En kibar olduğumuz zamanların tümcesi, “lahmacundan nefret ederim”le başladı…

Hrant Dink Vakfı’nın hazırladığı “Medyada Nefret Söylemi” başlıklı son raporu görmüşsünüzdür. Bazı gazetelerden, yazarlardan örnekler verilmiş. Öyle tümceler var ki, yeniden dillendirmeye bile utanıyor insan. Bazılarını buraya da almak isterdim, ama sanki bir yerlerime sıvanacakmış gibi ürktüm…

Medya uzun yıllar boyunca nefretle imtihanında hep sınıfta kaldı. Ötekileştirme, itekleme, aşağılama ekranlardan, manşetlerden, köşelerden evlerimize, beyinlerimize süzüldü.

Medyanın tam da bugünlerde “Anlı”ların medyası mı, yoksa “anlı şanlı” bir medya mı olmaya karar vermesinin zamanıdır.

Bize düşen de var tabii…

Herkes kendi kendine şu küçük testi yapabilir:

Ağızlardan düşmeyen küçük, iki kelimelik bir tümce var: “Analar ağlamasın…”

Bu tümce size ne anlatıyor?

“Bizimkilerin anası ağlamasın”ı mı, bütün anaları mı?

Yanıtlarken, tüm içtenliğinizle dürüst olun.

Eğer ikirciklik yaşıyorsanız, aman dikkat, nefret bir yerlerinizde fokurdamaya başlamıştır…

Arınmaya çalışın. Zehirlenmeyin…

umitotan@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN