forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

GEL DE DELİRME…

Aktif .

umit otan_300X225ÜMİT OTAN - EGE'DEN  

Yıllardır yapmadıkları şaklabanlık, “yemedikleri nane” kalmamış. İşbirliği ise işbirliği, patron yalakalığıysa en hasından.

 

Manşet lazımsa, “emrin olur”, tetikçilik hak getire. Tükürsen, “yağmur yağıyor”. Hala ortalarda “vıcık vıcık” dolanmıyorlar mı, gel de delirme…

Çabuk mu unutuyoruz?

Futbol takımı tutar gibi peşine takıldıklarımızın her yaptığına göz yummak gibi bir alışkanlık mı edindik?

Beğendiğimizin “her şeyi doğrudur” rehaveti daha mı kolayımıza gidiyor?

Sanırım öyle.

Öyle olmasa yıllardır yaptıkları ortadayken, hala ortalıkta “cengaver” kesilenleri nasıl bağrımıza basabiliriz?

Yazıyı okudukça gözlerim “faltaşı” oldu.

Efendim, “arkadaş”, 2011 yılının unutulmayacak “kötü gazeteci” tipini anlatmış.

“Düzen adına konuşuyor” imiş.

“Çeteleci” imiş…

“Muhbir” imiş…

“Türk basını böyle bir fenomeni ilk kez tanıyor” imiş.

Türk basını, 2011 yılını da bu gazeteciyi de hiç unutmayacak hep hatırlayacakmış…

İnsan önce gülüyor.

Sonra geriliyor…

Bir yazana bakıyor, bir son 20 yılda yaşananlara…

Neymiş, 2011’i unutmayıp hep hatırlayacakmışız…

Ben de oturup son yirmi yılda unutamadıklarımı sıralayayım dedim.

İçimden geldi.

Her yıl kaleme alınan ve herkesin imza attığı, “gazetecilik ilkeleri”nin sonra nasıl ayaklar altında ezildiğini unutamadım.

Aslında kendisi de bir çalışan olan genel yayın müdürünün “sendika aleyhimize oluyor” deyip, “büyük medyanın” bir gecede sendikasız kalmasının önünü açmasını unutamadım..
“Promosyon savaşları”nda okurla “kedinin fareyle oynadığı gibi” oynandığını unutamadım.

Gazeteye, “mal”, okura “müşteri” tanımının getirildiği günleri unutamadım.

Medyada örgütlenme ve sendikayla ilgili tek satır yazmadan ömür geçirenleri, arkadaşları parti parti atılırken dilsiz kesilenleri, kendisi de atıldıktan sonra “kovulduk ey halkım” muhabbetine takılanları unutamadım.

İş adamlarıyla “al takke ver külah” olanları, gazetecilikle TÜSİAD”cılığı bir arada yürüttüğünü sananları unutamadım.

Bankalardan paralarımız çalınırken, bizi “kış uykusuna yatıranları” unutamadım.

Hedef gösterenleri, aşağılayanları, “Vay Şerefsiz” manşeti atacak kadar nefretle dolu olanları unutamadım.

Yıllarca yerin dibine soktuklarıyla ilgili kitaplar yazıp, sonra “onlar da değişiyor bizde” deyip kol kola girenleri, “Peki bizi yıllarca niye kandırdın” diye soran “eski dostlarını” da “Fırdöndü dönekler” diye haşlayanları unutamadım.

Şu anda yüzleri tek tek önüme gelen, küçücük çıkarlar uğruna arkadaşlarını, dostlarını satanları, bir koltuk uğruna “ağabeylerine” yalakalanmaktan bıkıp usanmayanları unutamadım.

Liste uzayıp gider. Zamanınızı almayayım.

Geçen yirmi yılın tüm kokuşmuşluğunun, vicdansızlığının, insan olma erdeminden vazgeçilmişliğinin “baş aktörleri”, timsah gözyaşlarıyla, etik dersi vermeye kalkmıyorlar mı?

İşte bu beni delirtiyor…

umitotan@gmail.com

DKM ARŞİVİ