forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

AHMET ALTAN’I NE YAPMALI…

Aktif .

ÜMİT OTAN - EGE'DEN

Acaba diyorum, Ahmet Altan’ı beslemeyip de assak mı? Yıllardır başımıza dert oldu adam. Yemediği nane kalmadı.

Kimi sifonu çekip kurtulmak istemiş, kimi “sıçan deliğini” layık görmüş, kimi “güle güle” deyip nanik yapmış. Teneke çalan çalana. Hele bazıları hayattan hiç ders almamış. Arşivlerde duran “kara manşetleri”unutmuş…

Hiç kıvırmaya gerek yok, biz linç etmeyi seviyoruz.

Biz, içimizdeki şiddeti birilerinin üzerine boca etmeye bayılıyoruz.

Bir yerlerimizdeki kazığa bakmadan, başkalarının gözündeki çöpten fırtınalar yaratmakta üstümüze yok.

Korkusuz insanlar, bize korkularımızı gösterdiğinde çılgına dönüyoruz.

İşte bu günlerde de Ahmet Altan’ı linç ediyoruz.

Aslına bakarsanız bu Ahmet Altan’a ben de çok kızıyorum.

Arkadaş, durduğun yerde durmuyorsun, kıpır kıpırsın. Yıllar önce milletin ağzına “Kürt” kelimesini almaktan zangır zangır titrediği zamanlarda kalkıp “Atakürt” diye yazı yazıyorsun. Empati kurmak sana mı kaldı? Milliyet seni kovuyor yine akıllanmıyorsun.

Kitapların on binler, yüz binler satıyor, cebinde para bol, al şarabını kurul boğaza karşı, bak keyfine…

Yok ille de kıpraşacaksın…

Sen git Taraf diye bir gazeteye bulaş. Onca küfrü ye. Sonra millet sifonu çekip seni postalasın…

Gazeteler, televizyonlar, internet, medya siteleri fokur fokur kaynıyor.

Okudukça, dinledikçe bana daral geliyor. Ahmet Altan’ı unuttum o yazıları yazanları tahlile başladım. O ne şiddet, o ne nefret, o ne aşağılama, o ne eleştiri ambalajında vur abalıya.

Sıradan bir okur, inanın apışıp kalır.

Birini sevmeyebilirsiniz, çok hatalı bulabilirsiniz, haklı da olabilirsiniz. Ama bu size, aşağılama,sokak çocuğu ağzında yazılar yazma, linç etme hakkı vermez. Hele ki tarihimiz,hain ilan edip yurdundan kaçırdığımız, hapislerde süründürdüğümüz, öldürdüğümüz sanatçı, aydın, gazeteci, sendikacı, politikacı “öyküleriyle” tıklım tıklım doluysa. Ve o “öyküler” hala sürüyorsa. Atılan “şerefsiz” manşetleri insanların hayatını karartıyor, hedef göstermeler insan canını alıyorsa…  

Üstelik bu tarihten ders alması gerekenlerin başında Cumhuriyet yazarları geliyor.

Örneğin, bilimsel bir dergiyi de yönetenCumhuriyet yazarının “Delikli taştan süpürüldü”, “Evli evine köylü köyüne evi olmayan…” türü tümcelerden bucak bucak kaçması gerekiyor. 

Bir diğerinin, “hadi işiniz bitti, güle güle” kolaycılığından, sıradanlığından kurtulması gerekiyor.

Yıllar sonra torunlarımız okuduğunda “vay anasını” dedirtmeyecek “ahkamlar” bırakmaları gerekiyor.

Ara sıra Cumhuriyet arşivlerine bakıp “ayılmaları” gerekiyor…

Yıllar önce yapılan Nazım Hikmet fotolu, “Bu yüze tükürün” yazılı birinci sayfalar bugün içimizi nasıl acıtıyorsa,benzerlerinin de yarın torunlarımızın içine bıçak gibi saplanacağını unutmamaları gerekiyor.

 umitotan@gmail.com

http://twitter.com/umitotan

DKM ARŞİVİ