forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Sanal Tümcelerle yaşlanmak...

Aktif .

ETİKETLER:Ümit Otan

ÜMİT OTAN - EGE'DEN 

Çocukluğumun o kulağa hoş gelen tümcelerini ben niye yaşayamadım, niye yaşayamadık?

Hayata, “Türküm, doğruyum, çalışkanım…”la başladım. 

Diyarbakır’ın o dar gelirlilerin mahallesine İstanbul’dan gelmiş yoğurt gibi beyaz, sarışın çocuk, arkadaşlarının konuşmasını anlayamıyordu. Hele bazılarını hiç anlamıyordu. Kendini başka bir ülkede sanıyordu…

O yıllardan kulaklarımda kalan, “Sanıklar bağlı olmayarak yerlerini aldılar”, içimde kalan ise bizimle yaşayan dedemin sürekli ağlayışı, asker olan babamın da bu ağlayışlara kızışıydı. Bir başbakanla iki bakan asılmıştı. Ülkeye demokrasi yeniden gelmişti.

Dedemin mi babamın mı haklı olduğunu o “küçücük” beynimle sorguluyor, tam bir sonuca varamıyordum.

Biraz daha büyüyünce, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu duymaya başladım büyüklerimden. Sonra adalet de mülkün temeliymiş.

Demirel’in şapkasını alıp kaçtığını gazetelerden okuduğumda delikanlılığa doğru yürüyordum Gaziantep’te. Ortalıkta bir şeyler oluyor birileri gidip birileri geliyordu, ama kavrayamıyordum.

Annemin sürekli ağladığı günlerde uzun boylu yakışıklı aslan gibi parkalı delikanlının fotoğrafları vardı gazetelerin baş sayfalarında. “Asıldılar” yazıyordu manşetlerde. Birlik ve beraberliğimizi kimse bozamazmış. Üstelik yapılan her şey de vatan içinmiş. 

Babamın görev yaptığı birliğe gittiğimde duyardım. Askerler yürüyüşlerde gırtlakları  patlarcasına söylerlerdi: “Her şey vatan için, her şey vatan için.” 

O eylül sabahında, Türkiye’yi kurtarmaya geldiğini söyleyen general, siyah-beyaz televizyon ekranlarından kükrüyordu. Sonra kimlerin kurtarıldığını kimlerin süründürüldüğünü hep birlikte yaşadık. 

Neyse çok uzatmayayım. Özallar, Çillerler, yeniden Demireller, bir daha Demireller, aynı tümcelerle gelip geçtiler. Aynı tümcelerle yaşlandım.

Türkiye laikti ve laik olarak kalacaktı. Her şey vatan için yapılıyordu. Bu ülke bir hukuk devletiydi ve adalet de mülkün temeliydi. Birlik ve beraberliğimizi asla kimse bozamazdı.

Az önce Tayyip Erdoğan televizyondaydı. Çocukluğumdan, gençliğimden kalma tümceler peşimi bırakmıyordu. İşte “ağzı yüzü” biraz değişmiş aynı tümceler.  

Sıraya koydum tümceleri. On yılda bir askerlerin ülkeyi “kurtardığı”, başbakanların, bakanların, gencecik fidanların ve hatta 17 yaşındaki çocukların gözler kırpılmadan asıldığı bir ülke hala bir hukuk devletiymiş.

“Benim kim olduğumu biliyor musun”un yanıtı “afedersin buyurun, dilediğinizi yapın” olan, adaletin “cüzdanla vicdan” arasında sıkıştığı bizzat hukukçularca dile getirilen ülkemizde, adalet mülkün temeliymiş. Yıllarca bu “mülk”e takılıp kaldım, kimin mülkü? 

Bazı bakanlıkların bile bütçesini sollayan “diyanet işleri”nin, yalnızca belli kesimden “inananları” görüp diğerlerini yok saydığı ülkemiz laikmiş ve de hep böyle kalmalıymış.

“Her şey vatan için”, yalnızca parası olmayanlara geçerliymiş, Euro’su olanlar “muaf” tutuluyormuş…

Meğer şu yaşa gelene kadar hep birlik beraberlik içindeymişiz. Öyle bir birlik beraberlik ki sokaklar, caddeler, stadyumlar, cezaevleri, üniversiteler “güzellikten” geçilmiyormuş. 

Gençlerin kafalarına sıkılan gaz kapsülleri varsın onları öldürsün, varsın her kazılan topraktan faili meçhuller fışkırsın, varsın ölenler ölsün, öldürenler sıvışsın…

Yok…

Durdum. Ben yaşlı bir adamım, içime fenalık geldi.

Madem ki bu yaşa bu sanal, gerçekliği hiç yaşanmayan tümcelerle geldim, şurada kalan üç günlük ömrümü neden heder edeyim ki…

Evet, Türkiye bir hukuk devletidir…

 Adalet mülkün temelidir…

 Türkiye laiktir laik kalacaktır… 

Her şey vatan için…

Birlik ve beraberliğimiz kimse bozamaz.

Amin…

umitotan@gmail.com

https://twitter.com/umitotan 

DKM ARŞİVİ